Gutiler

Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Nizamettin Karaben tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Votive Head Mace of La-arab, King of Gutium (by Osama Shukir Muhammed Amin, Copyright)
Gutium Kralı La-arab’ın Adak Başlığı Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Gutiler (Gutiyalar), Zagros Dağları çevresinde Gutium/Gutiya olarak tanımlanan bir bölgede yaşadıkları düşünülen Batı Asya kökenli bir halktı. Yazılı dilleri yoktu, haklarında bilinen tek şey, Akkadlar, Sümerler ve Asurlular da dâhil omak üzere Gutilere düşman toplulukların verdikleri bilgilere dayanır. Bu düşmanları Gutileri ülkelerinde yıkım yaratma ve topraklarını viran hale getirmeden sorumlu tutmuşlardır.

Antik metinlere göre Gutiler, Akkad İmparatorluğu çöküşünden ve Sümerin yıkılmasından sorumludurlar. Akkad metinlerinde, Akkad Kralı Büyük Sargon’un (MÖ 2334-2279) kurmuş olduğu imparatorluğun son krallarından biri olan Kral Şar-Kali Şarri (MÖ 2223-2198) hükümdarlığı döneminde Gutiler/Gutiyalar ilk olarak anılmış ve torunu Kral Naram-Sin (MÖ 2261-2224) dönemine ait anlatılarda da yer almışlardır. Ayrıca Mezopotamya Naru Edebiyatının daha sonraki eserlerinde, özellikle kayıp bir şehrin anlatısı Kutha Efsanesi ve yine kayıp bir şehrin çöküşü anlatısı Agade Lanetinde de referans olarak gösteririlirler.

Gutiler, Akkad İmparatorluğunun yıkılmasından sonra Sümer’de (ne kadar süre hüküm sürdükler tartışmalı olsa da) taht iddiasında bulunmuşlardı. Ancak, Uruk Kralı Utu-Hegal (MÖ yaklaşık 2055-2047) Gutilere karşı bir isyan başlatmıştı. Kral Utu-Hegal’in boğulma olayından sonra krallık tahtı Ur’lu Ur-Nammu’ya (MÖ 2047-2030) geçer ve Ur-Nammu da savaşmaya devam eder. Muharebe sırasında öldürülmesinden sonra oğlu Ur’lu Şulgi (MÖ 2029-1982) düşmanlıkları sona erdirmek üzere Gutileri topraklarından gönderir.

Daha sonraları düzenlenen Asur metinlerinde Medler, Gutiler/Gutiyalar olarak adlandırılmış ve bu tanımlama, tarihlerini yazan yazarlarca “medeniyetsiz” veya “barbar” olarak kabul edilen herhangi bir grubu belirtmek üzere kullanılan bir tanımlama olduğu düşünülmektedir. Gutiler, kendileriyle ilgili hiçbir kayıt bırakmadıkları için masum insanları öldüren ve kurdukları şehirleri pervasızca yıkan göçebe barbarlar olarak kötü şöhretleri sorgulanmadan kalmıştır. Bilim insanları Gutiyaları, son zamanlarda, tasvir edildikleri kadar kötü olmayabilecekleri olasılığını değerlendirmeye başlamış ancak bunu destekleyecek yeterli hiçbir kanıt henüz bulunmuş değildir.

Akkad ve Gutiler

GUTİLERİN KİM OLDUKLARI VE TAM OLARAK NEREDEN GELDİKLERİ BİLİNMİYOR.

Gutiler/Gutiyalar ilk olarak Akkad İmparatorluğunun çöküşüyle bağlantılı olarak anılmışlardır. Akkad Kralı Sargon, Mezopotamya’da dünyanın ilk çok uluslu, çok etnikli bir siyasi oluşumu kurmuş ve çeşitli şehirlerde özenle yeniden iskân politikası uygulamış, tayin ettiği yetkililer ve askeri güç ile bölge üzerinde kontrolü sağlamıştır. İmparatorluk, en büyük Akkad krallarından kabul edilen Kral Naram-Sin hükümdarlığı sırasında genişleme sağlamış; Gutilere karşı sefer düzenlemiş ve onları savaşta yenmiştir. Bununla birlikte, konuyla ilgili kaynaklar bu galibiyetin pahalı bir zafer olduğunu ve Gutilerin daha sonra toparlanmaya başladıklarını iddia eder yöndeler.

Gutilerin kim oldukları ve nereden geldikler net olarak bilinmiyor. Bütün eski kaynaklar, Elam ülkesi kuzeyinde, günümüz İran’da bulunan Zagros Dağlarından geldiklerini gösterir, ancak bu kaynaklar her zaman aynı insan topluluğunda bahsetmiyor gibi görünüyorlar. Asurolg ve tarihçi yazar Marc van de Mierroop şöyle bir yorum getirmiştir:

Mezopotamya kayıtlarında Gutium/Gutiya coğrafi adı ve Gutiler olarak tanımlanan halk, MÖ üçüncü bin yılın ortalarından birinci binyılın sonlarına kadar belgelenmiştir. Gutiler tanımlamasının her zaman aynı halk grubunu, Gutiya coğrafyasının da aynı bölgeyi ifade etmesi son derece düşük bir olasılık gibi görünüyor. İkinci ve birinci binyıllarda elde edilen kanıtlar, Mezopotamya bakış açısına göre çoğunlukla doğu konumunu göstermekte, ancak Gutiyaların Mezopotamya tarihinde en önemli oldukları dönemde bile bunun daha önce de geçerli olduğunu söyleyemeyiz (Gutians 1).

Gutiler ilk olarak Akkad Krallığı şehirlerine vur-kaç baskınları düzenleyen göçebe akıncılar olarak anılmışlardır. Krallarının, Sümer Kral Listesinde yer almasından dıolayı görünüşe göre bir tür yönetim biçimleri olduğu anlamına gelir, ancak bu yönetimin nasıl gelişme gösterdiği konusu belirsizdir. Gutiler MÖ 2218 yılında Sümer topraklarına yerleşmiş ve bu yerleşmenin ne ölçüde olduğu net olarak bilinmemektedir, MÖ 2083 yılında meydana gelen Akkad İmparatorluğu çöküşünden sorumlu görülmüşlerdir. Sümer Tarihinde, MÖ 2218-2047 yılları arası dönem, Gutiya Dönemi olarak bilinir; bu dönemde yabancı olarak görülmüş, Kral Utu-Hegal onlara meydan okumadan önce iktidarı ellerinde tutmuşlardır.

Map of Sumer
Sümer Haritası P L Kessler (Copyright)

Sümer ve Gutiler

Gutiler ile ilgili diğer konular da olduğu gibi, savaşta Sümer topraklarını nasıl fethettikleri – hatta fehetmiş olup olmadıkları – bilinmemekte ve daha sonra gelen dönemlerde tarih yazıcıları Gutileri yaygın yıkım ve ölüm olaylarından sorumlu tutmuşlardır. Tarihçi yazar Paul Kriwaczek, Mezopotamyada çeşitli yerlerde yapılan arkeolojik kazıların Akkad’ın düşüşü ile Kral Ur-Nammu yönetimi döneminde Sümer’in yeniden canlanması arasında geçen zamanda insan yerleşmesine dair hiçbir işaret göstermediklerini ve Sümer tarih yazıcılarının Gutileri nasıl sorumlu tuttuklarını şöyle anlatır:

Eski çağlarda suçlu olarak gösterilen Gutiler, Yukarı Diyala Vadisinden aşağıya doğru akın düzenleyerek arkalarında yıkım bırakmışlardı. Sümer Kral Listesind, “Kralık, aslında kralı olmayan Gutiya ordularına geçmişti” denmektedir. Daha sonraki dönem bir şiirsel ağıt ve kayıp şehir efsanesi Agade Laneti eserinde tanrı Enlil’in “dağlardan, diğer insanlara pek benzemeyen, ülkenin bir para birimi olmayan, dizginsiz bir halk olan Gutileri insan zekâsına sahip ama köpek içgüdülerine ve maymun görünümüne sahip olarak yarattığı” anlatılır. Akkad’a getirdikleri felaket acımasız olmuştur: “Hiçbir şey onların pençesinden kurtulamamış, kimse onların elinden kaçamamıştı. Haberciler artık yollarda seyahat etmiyor, kurye tekneleri artık nehirlerden geçmiyordu. Mahkûmlar nöbet tutuyorlardı. Haydutlar yolları işgal etmişlerdi. Ülkedeki şehir giriş kapıları çamur içinde kalmış, bütün yabancı ülke şehir surlarından acı feryat sesleri yükseliyordu” (129-130).

Tarihçi yazar Paul Kriwaczek, ilk tarihçilerin bu anlatıları tamamen gerçek olarak kabul ettiklerini, ancak kuraklık ve kıtlık yaratan iklim değişikliğinin Akkad’ın düşüşünden esas olarak sorumlu olmasının mümkün olduğunu; Gutilerin/Gutiyaların de bu zayıflığı istismar etmiş olduklarını belirtiyor. Anlatılarda bahsedilen sosyal norm ve geleneklerin bozulması da kıtlığın ve yerel yönetimlerin yaygın açlıkla ve para biriminin değer kaybıyla başa çıkmamalarının sonucu olabilir. Tarihçi Kriwaczek, “Gutilerin tek başlarına imparatorluğu silah zoruyla alt edebilmelerinin çok düşük bir ihtimal olduğunu” belirtiyor. Akkad daha önce çok daha iyi organize olmuş düşmanların saldırlarına karşı koymakta pek zorlanmamıştı (130). Bu durumda, çevresel değişikliklerin Gutilere tam da ihtiyaç duydukları anda fetih konusunda üstünlük sağlamış oldukları mümkün görünüyor.

Brick Stamp of Shar-Kali-Sharri
Shar-Kali-Sharri’nin Tuğla Başlığı Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Ancak aynı zamanda kesin olarak bunun böyle olduğunu söylemenin bir yolu da yoktur. Arkeolojik kanıtlar bu dönemde iklim değişikliğinin olduğuna işaret ediyor, bu değişkliğin kıtlığa mı yoksa eski kayıtlarda ayrıntılı olarak anlatılan toplumsal huzursuzluğa mı yol açtığı konusu belirsizdir. Daha sonraki Akkad kralları Sargon ve Naram-Sin kadar güçlü değillerdi, Kral Naram-Sin’in oğlu Kral Şar-Kali-Şarri, saltanatı boyunca Amoriler, Elamlılar ve Gutilerle neredeyse sürekli savaş halindeydi. Akkad’ın son kralları sadece merkez şehirleri çevre bölgelerini kontrol ediyorlardı ve adeta bir imparatorluğun hükümdarları değil de sadece bir krallığın hükümdarı olarak anılıyorlar. Bu zayıflamış durumdaki Akkad’ın, iklim değişikliği veya diğer faktörler olmasa bile Gutiler için kolay bir av olacağı anlaşılıyor.

Gutium (Gutiya) Kralları ve Sümer Rönesansı

Sümerde hüküm sürdüğü belirtilen ilk Gutiya kralı, MÖ 3.bin yılın sonlarına doğru yaşamış olan İmta olmuştur (Nibia olarak da geçer). Ondan sonra Sümer Kral Listesinde ilk görünen İnkişuş/İnkishus gelmiştir. Altı yıl hüküm sürmüştür. Ancak etkisinin nereden itibaren ve ne kadar geniş bir alana yayıldığı bilinmemekte. Ondan sonra, Şar-Kali-Şarri’nin esir aldığı aynı kişi olabilecek Kral Sarlageb geçmiştir, ancak bu da belirsizdir. Sümer Kral Listesinde Gutiya 16 kralı daha yer alır; her biri en fazla yedi yıl, bazıları ise sadece bir veya iki yıl hüküm sürmüşlerdir. Son olarak, MÖ 2050 yılı dolayında Kral Utu-Hegal’ın tahtan indirmesine kadar sadece 40 gün hüküm süren Kral Tirigan gelmiştir.

Kral Utu-Hegal’in Zafer Dikilitaşına göre Sümer kralı, Tirigan ile müzakere etmeyi reddetmiş ve elçilerini hapse atmıştır. Kral Tirigan, Kral Utu-Hegal’in üstün geldiğini anlayınca karısı ve çocuklarıyla birlikte kaçmış, ancak yakalanmış ve muhtemelen daha sonra idam edilmiştir. Dikilitaşta yer alan kayda göre sadece “Kral Utu-Hegal onu ayaklarının dibine yatırmış ve ayağıyla boynuna bastırmıştır” diye bilgi vardır. Ancak Kral Utu-Hegal’in Sümer krallığını geri verdiğinden ve “dağların yılanı Gutileri dişsiz hale getirdiğinden” başka herhangi bir ayrıntı verilmiyor. Kral Utu-Hegal daha sonra Babil’in koruyucu tanrısı Marduk’a karşı bir günah işlemiş gibi gürünüyor, bu günahı da boğulmasına (“böylece nehir cesedini alıp götürdü”) ve krallığın Ur’lu Ur-Nammu’ya geçmesine neden olmuştur.

Utu-Hegal's Stone Monument
Utu-Hegal'in Taş Anıtı Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Kral Ur-Nammu, Ur III Döneminde (MÖ 2047-1750) Sümer Rönesansı olarak adlandırılan dönemi başlatmıştı. Bu dönemde bir dizi inşaat projesine girişmiş, ekonomiyi canlandırmış ve dünyanın en eski kanunları bütünü olan Ur-Nammu Kararnamesini yayınlamıştı. Kral Ur-Nammu, Gutilerle yapılan savaşta öldürülmüş, oğlu Kral Ur’lu Şulgi, onlara karşı savaşı sürdürmüş ve saltanat dönemi başlarında onları Sümer’den göndermiştir.

Cutha Efsanesi

Gutiler yenilmemiş, Kuzeyde Zagros Dağları yakınlarında yaşadıkları yere geri dönmüşler. Günümüzde Mezopotamya Naru Edebiyatı olarak bilinen edebi türde varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir. Bu edebi türde geçmişten tanınan bir figür – neredeyse her zaman bir kral – önemli bir ders ve ahlaki mesaj veren kurgusal bir dramada yer alıyordu. Örneğin, Kayıp Şehrin Çöküşü anlatısı Agade Laneti eserinde Kral Naram-Sin tanrıya dualarına karşılık alamayınca tanrı Enlil tapınağına saldırmış ve tanrılar da şehre olan lütuflarını geri çekmiş, izin verdikleri için Gutiler şehrin yıkmışlardır. Bu anlatıda alınmak istenen ders; tanrılardan gelen her şeyi – hatta dualara karşılık sessizliği bile – kabul etmek ve asla eylemlerini sorgulamamak gerektiğidir.

Kayıp Şehrin Hikâyesi Cutha Efsanesi (Kutha Efsanesi) anlatısında Kral Naram-Sin, benzer bir temaya sahip bir hikâyede yine başkarakter olarak karşımıza çıkar. Bu anlatıda, Naram-Sin krallığı, köyleri ve kasabaları görünürde hiçbir sebep yok iken, insanüstü korkunç varlıklarca işgial edilir Bu yaratıklar, Sümer tarih yazıcılarının kaydettikleri barbarlık olaylarını bir yankısı aracılığıyla Gutilerle ilişkilendirilir, ancak Gutiler olarak adlandırılmazlar. Aslında Akkad, topraklarına ulaşmadan önce yağmaladıkları yerlerden biri olarak bahsedilen yerlerden biridir. Kral Naram-Sin, şayet yaralanması halinde kanı akarsa öldürülebileceği düşüncesiyle, askerlerden birini canavarlardan birine kesici bir alet batırması için gönderir. Bir canavarlardan kan aktığını duyduktan sonra, ne zaman ve nerede saldırması gerektiği konusunda tanrılara danışır.

CUTHA EFSANESİ VE AGADE LANETİ GİBİ ANLATILAR, GUTİYA HALKININ KORKULMASI VE NEFRET EDİLMESİ GEREKEN “ÖTEKİ” İMAJINI PEKİŞTİRMİŞTİR.

Tanrılar ona yerinde kalmasını ve hiçbir şey yapmamasını söylerler; bu cevabı kabul edilmez olarak bulan Kral Naram-Sin, 120.000 kişilik bir ordu sefere gönderir, ancak hiçbiri geri dönemez. Daha sonra 90.000 asker daha gönderir ve ardından bir kez daha 60.700 asker gönderir, onlar da aynı kaderi paylaşırlar. Kral Naram-Sin, tanrıları gücendirdiğini anlar ve onların önünde diz çöker. Ardından 12 düşman askerini esir alır, ancak bundan sonra tanrılara danışmadan saldırı düzenlemez. Tanrı Enlil’in onları kendi yöntemlerine göre yok etmeyi planladığı için onlara zarar vermemesi söylendiğinde, esirleri tanrı Enlil’in tapınağına teslim eder. Anlatı seyri Kral Naram-Sin’in doğrudan izleyicilere hitap ederek, insanların tanrıların planlarını bilemeyeceği için tanrılara itaat etmeleri ve anlayışlarına gövenmeleri gerektiğini söylemesiyle sona erer.

Bu hikâye anlatısı, Akkad’ın düşüşünden çok sonraları, MÖ 2.bin yılda popüler olmuş gibi görünüyor ve Kral Naram-Sin ile diğer Akkad kralları halk kahramanı haline gelmişlerdir. Gutilerin insanüstü canavar ordusuyla ilişkilendirilmeleri, medeniyet topraklarını yok etmek üzere var oldukları ve zamanla ilahi iradenin eliyle adalet bulacak tanrıların insanlık dışı düşmanları olarak görüldükleri açıkça ortaya konulmaktadır. Anlatının bu dönemde Sümerli bir kitle nezdinde yankı bulması muhrtemeldir çünkü Sümer, MÖ 1750 yılında Elamlılara yenilmiş ve daha sonra yerli halk ile kaynaşarak Sümer kültürünü sona erdiren veya en azından gerilemesinde rol oynayan Amoriler bölgeyi işgal etmişlerdi. Yakın Doğu Tarihi kitabı yazarı Marc Van de Mieroop şöyle bir yorum yapmıştır:

Amorilerin UR III Devletinin devrilmesindeki kesin rolünü belirlemek zordur, ancak Gutilerin Akkad Devleti sonunu getirmedeki rollleriyle bir paralellik görebiliriz. Her iki grup da bölge dışından gelmiş, siyasi önem kazanmış ve daha sonra mevcut siyasi durumun yıkılmasından önemli oldukları kabul edilmiştir (A History of the Ancient Near East, 83).

Kutha Efsanesi ve Agade Laneti gibi anlatılarda, Gutilerin istenmeyen değişiklikler getirdikleri için korkulması ve nefret edilmesi gereken “öteki” imajı pekiştirilmiştir. Kutha Efsanesi yazıya döküldüğü sırada, hikâyenin bir süreden beri zaten sözlü olarak var olduğu ve Gutilerin hem halkın ve hem de tanrılar düşmanı olarak Mezopotamya folklorunda sağlam bir şekilde yerleşmiş olduğu düşünülmektedir. Tarihçi yazar Marc Van de Mieroop şöyle bir detay veriyor:

Gutiler, her zaman son derece olumsuz terimlerle tasvir edilirler; Uygun dini ritüelleri yerine getirmezler ve Babil halkına, kadını kocasından ayırarak, çocuğu ailesinden alarak zulüm ederler. İkinci milenyum başından kalma bir edebi metin onları “insan yüzlü köpek kuranızlığı, maymun yapılı” olarak tanımlar. Bu verilere dayanarak, yerli halkların yabancı ve barbar olarak gördükleri Gutilerin bir süre Babi ülkesi bazı bölgelerini siyasi olarak kontrol altına aldıkları sonucuna varabiliriz (Gutians, 3).

Tarihçi yazar Marc Van de Mieroop, bu algının aslında gerçek olup olmadığını bilmenin hiçbir yolu olmadığını açıkça belirtir. Gutile, gerçekten de tasvir edildikleri kadar kötü insanlarmıydı? Yoksa yabancı egemenliğine ve alışılmadık gelenek ve ritüellere karşı çıkan tarih yazıcılarınca kötülenmişlermiydi? Ne yazık ki, bu sorunun gerçekten bir cevabı yoktur.

Sonuç

Kral Ur’lu Şulgi Gutileri topraklarından çıkardıktan sonra da Mezopotamya tarihinde rol oynamaya devam etmişlerdir. Asurluların, Medleri Guti olarak adlandırarak, “Guti” teriminin yabancı, tehlikeli veya tehditkâr olarak anlaşıldığı, herkes için bu anlamda varsayılan bir terim haline geldiği yönündeki modern teoriyi destekler. Asur Kralı Asurbanipal (668-627), Babilde isyan olaylarını kışkırtma konusunda “Gutileri” sorumlu tutmuş ve daha sonra Babil Kralı Nabondis (MÖ 556-539), Sippar şehri tapınağı yıkılmasından da Gutilerin sorumlu olduklarını iddia etmiştir.

Nabonidus Chronicle
Nabonidus Kroniği Osama Shukir Muhammed Amin (Copyright)

Pers Kralı II. Kiros’nun (MÖ yaklaşık 550-530) başında bulunduğu Ahameniş İmparatorluğu MÖ 539 yılında Babil İmparatorluğunu ele geçirdiği zaman Guti/Gutiya paralı askerlerini seferber etmiş ve muhtemelen diğer seferlerinde de yine Gutileri görevlendirmiştir. Ancak, Ahamenişlerin Mezopotamya’yı fethinden sonra Gutiyalar tarihten silinmişlerdi. Adları “barbarlar”a yapılan göndermelerle devam etmiş gibi görünse de, belirtildiği üzere, daha sonraki Gutiyaların Akkad’ın düşüşünden veya Sümerin yıkılmasından sorumlu tutulan aynı halk olması pek olası görünmüyor.

Tarihçi yazar Marc Van de Mieroop, “Gutiyalar” veya “Gutium” ya dair birçok referans toplanabilse de, bu referans konuları bize bir halkın veya bir ülke tarihini yazmamıza yeterince imkân vermez” diye belirtir (Gutians,3). Ne yazık ki, bu iddia, bu aşamada Gutiyalar hakında yapılabilecek en doğru açıklamadır. Modern dönem araştırmaları Gutileri etnik olarak Kürtlerle ilişkilendirmeye çalışsa da, Gutilerin kim oldukları kesin olarak belirtilemediğinden dolayı bu ilişkilendirme pek olası görünmemekte ve Gutiler hakkında daha fazla bilgi ortaya çıkana kadar bu durum değişmeyecektir.

Çevirmen Hakkında

Nizamettin Karaben
Tarih; Dinler Tarihi/Teopolitik; Siyasi Tarih; Sosyal Antropoloji; Mitoloji; Dilbilimi; Ekonomi Politik; Edebiyat konuları ilgi alanlarım.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, *World History Encyclopedia*’nin kurucu ortaklarından ve İçerik Direktörüdür. Daha önce Marist College (NY)’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca kapsamlı seyahatler yapmış ve Yunanistan ile Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2026, Şubat 12). Gutiler. (N. Karaben, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-20148/gutiler/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Gutiler." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, Şubat 12, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-20148/gutiler/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Gutiler." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, 12 Şub 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-20148/gutiler/.

Reklamları Kaldır