İngiliz İç Savaşı (1642-1651), Kraliyetçiler ('Cavaliers') ve Parlamentocular ('Roundheads') arasında sert bir çatışmaya sahne oldu. Kraliyetçiler önce İngiltere Kralı I. Charles'ı (hükümdarlı 1625-1649), ardından oğlu II. Charles'ı desteklerken, nihai galipler olan Parlamentocular, monarşinin anayasal otoritesini azaltmak ve İngiliz Reformasyonu'nu tersine çevirmek için Katolik ilhamlı bir komplo olarak gördükleri şeye mani olmak istiyorlardı.
Oliver Cromwell (1599-1658) gibi adların liderliğindeki Parlamento, üstün kaynaklara ve daha profesyonel bir savaş gücüne -Yeni Model Ordu'ya- (New Model Army) sahipti. Bu güç, Kraliyetçilerin İngiltere, İrlanda ve İskoçya'da yapılan üç iç savaşı kaybetmesini sağladı (bu sebeple 'Üç Krallık Savaşları'nın alternatif adı da buradan gelir). Vatana ihanetten yargılanıp suçlu bulunan Kral Charles idam edildi, monarşi kaldırıldı ve İngiltere, başında Lord Protector olarak Cromwell'in bulunduğu bir cumhuriyet ilan edildi.
Çatışmanın Sebepleri
İngiliz İç Savaşları'nın sebepleri çok ve çeşitliydi ve savaş ilerledikçe değişti. Nitekim, çatışma o kadar karmaşıktı ki, sıklıkla üç ayrı kademeye ayrılır:
- Birinci İngiliz İç Savaşı (1642-1646)
- İkinci İngiliz İç Savaşı (Şubat-Ağustos 1648)
- Üçüncü İngiliz İç Savaşı veya İngiliz-İskoç Savaşı (1650-1651)
Savaş, I. Charles'ın 1625'teki saltanatının ilk yılına kadar uzanan bir mücadelenin yalnız savaş kısmıydı. Kral Charles'ın uzlaşmazlığı ve ilahi hükmetme hakkına olan sarsılmaz inancı, onu, hükümette daha büyük bir rol isteyen, aynı derecede güçlü iradeli bir Parlamento ile doğrudan ve devamlı bir çatışmaya sürüklemişti. Parlamento ayrıca, Canterbury Başpiskoposu William Laud (1573-1645) gibi Arminiusçuların yönlendirdiği Anglikan Kilisesi'nde Katolik pratiklerine istikrarlı bir geri dönüşe mani olmak istiyordu. Birçok milletvekili Püritendi ve bunlar arasında Bağımsızlar veya Kongregasyonalistler baskındı. Piskoposların elinde daha az güç, Kilise'de daha fazla kapsayıcılık ve ferdi inançlıların vicdanlarına ve kendi İncil tefsirlerine göre toplanan 'bağımsız' cemaatler için daha fazla hürriyet istiyorlardı.
Vekillerin ekseriyetinin gayesi monarşinin kaldırılması değil, kralın kötü danışmanları olarak görülenlerin ortadan kaldırılması ve bilhassa mali mevzularda ve savaş gemileri için fon toplamak maksadıyla Gemi Parası gibi Parlamento'nun rızası olmadan vergi toplama selahiyetlerinin sınırlandırılmasıydı. Bu ve benzeri şikayetler, Parlamento tarafından 1628 tarihli Haklar Dilekçesi'nde dile getirildi. Öte yandan kral, Haklar Dilekçesi'ni reddetmesinin ardından başlayan ve günümüzde 'Şahsi İdare' olarak adlandırılan 1629-1640 yılları arasında Parlamento'ya ihtiyaç duymadı ve hiç toplantı yapmadı.
Hadiseler, 1639'da bir İskoç ordusunun Kuzey İngiltere'yi işgal etmesiyle bir kriz noktasına ulaştı ve Piskoposlar Savaşları'nın (1639-40) başlangıcı oldu. Bu savaşçılar, İskoç Presbiteryen Kilisesi'ni ve teşkilat lideri Kirk'ü müdafaaya yemin eden bir antlaşma imzaladıkları için Antlaşmacılar olarak biliniyorlardı. Charles, İskoçya'daki dini pratikleri değiştirmek için, 1637'de yeni bir Ortak Dua Kitabı dayatmak da dahil olmak üzere, pek de rağbet görmeyen birkaç hamle yapmıştı. Krallığını müdafaa edebilecek bir ordu kurmak için Charles, Parlamento'yu geri çağırmaya mecbur kaldı. Milletvekilleri, kralın selahiyetlerini sınırlamak için bu fırsatı değerlendirdiler. Ancak Charles, Kısa Parlamento olarak bilinen parlamentoyu üç hafta sonra (Nisan-Mayıs 1640) dağıttı. Lakin İskoçlar gitmedi ve kralın hâlâ paraya ihtiyacı vardı. Netice olarak, Kasım 1640'ta yeni bir Parlamento toplandı ve bu daha muvaffak oldu, öyle ki Uzun Parlamento olarak anılmaya başlandı. Ardından ikinci bir kriz geldi: İrlanda'da İngiliz-Protestan idaresine karşı büyük bir isyan çıktı ve kralın yeni bir ordu için yine paraya ihtiyacı oldu.
Vekiller, bu defa Kasım 1641'deki Büyük İtiraz'da kralın idaresiyle ilgili şikayetlerini tekrar dile getirdiklerinde, Charles onları bir kez daha reddetti. Görünüşe göre kral mutabakat sağlayamadı ve en yakın danışmanı Stafford Kontu Thomas Wentworth'ün (1593-1641) Mayıs 1641'de Parlamento tarafından yargılanıp idam edilmesinin acısını hâlâ çekiyordu. Stafford, krala yardım etmek için bir İrlanda ordusunu İngiltere'ye getirmeye hazırlanmakla suçlanmıştı; bu hususta pek fazla delil yoktu, ama bu, hükümdar ile birçok vekil arasındaki güvensizlik atmosferinin bir işaretiydi. Kral, Ocak 1642'de silahlı bir grup adamla Parlamento'nun kutsal sahasına girip, Protesto'dan en çok mesul olduğunu düşündüğü beş vekilini tutuklamaya çalıştığında, iki taraf arasındaki son kırılgan güven bağlarını tamamen parçaladı. Aralarında, kralın Parlamento'daki en yüksek sesli muhalifi olan ateşli bir Püriten olan John Pym'in (1584-1643) de bulunduğu beş adam önceden uyarılmıştı ve tevkif için orada değillerdi. Yine de, bu merhalede bile, bütün vekiller krala karşı değildi ve Parlamento'da hükümet kriziyle nasıl başa çıkılacağı konusundaki fikir ayrılığı, Charles'ı o zamana kadar sadece sözde bir anlaşmazlık olan bu duruma askeri bir çözüm aramaya teşvik etti. Her iki taraf da kaynaklarını toplamaya başladı.
Muharebeler ve Muhasaralar
Ağustos 1642'de Charles, kraliyet ordusunun kurulduğu Nottingham'a yerleşmişti. Kraliyetçiler, Newcastle Limanı ve bölgenin kıymetli kömürüyle beraber İngiltere'nin güneybatısını ve kuzeyini kontrol ediyordu. Parlamento, Londra'yı, Kraliyet Donanması ve güneydoğu İngiltere'yi kontrol ediyordu. İki taraf, 'Cavaliers' (Kraliyetçiler) ve 'Roundheads' (Parlamenterler) olarak anılmaya başlandı. İkinci ad, bazı Püritenlerin saçlarını çok kısa takmalarından türemiştir; ancak bu yalnız savaşın ilk zamanlarına mahsustu; gerçekte her iki taraftaki birçok subay uzun peruklar ve şatafatlı kıyafetler giyiyordu.
İngiliz İç Savaşları, çoğu küçük çaplı olsa da 600'den fazla muharebe ve muhasarayı ihtiva ediyordu. İlk büyük çatışma, Ekim 1642'de Warwickshire'daki Edgehill Muharebesi'nde yaşandı. Topçular, süvariler, mızraklılar, tüfekçiler ve ejderhalar, 1.500 kişinin hayatını kaybettiği kanlı bir çatışmada bir araya geldi. Ren Kontu ve Bavyera Dükü Prens Rupert (1619-1682), kralın yeğeni, Kraliyetçi süvarilere büyük bir ustalıkla liderlik etti, lakin daha sonra düşmanın yük trenini yağmalamak için zaman ile emek harcadı. Parlamento yedek kuvvetlerini daha iyi kullandı ve muharebe, daha sonraki birçok savaş gibi, berabere neticelendi. Kral daha sonra Londra'ya yürüyebilirdi, ancak Banbury ve Oxford'da oyalandı; bu da Parlamento'ya tekrar toparlanıp şehrin milis gücü olan Londra Talimli Gruplarını kurması için zaman kazandırdı. Charles daha sonra Kraliyetçilerin başkenti ilan edilen Oxford'a çekildi.
1643'ün ilk yarısında on büyük muharebe daha yaşandı ve ardından Temmuz ayında, Prens Rupert, mühim bir liman ve cephanelik olan Bristol'ün muzaffer kuşatmasında tekrar öne çıktı. Eylül 1643'teki Birinci Newbury Muharebesi, savaşın en uzun süren muharebesinde her iki tarafta 15.000'er askerle çarpıştı, ancak yine berabere neticelendi. Bu arada, Gloucester'da (Ağustos-Eylül 1643), Hull'da (Eylül 1643) ve ardından York'ta (Nisan-Temmuz 1644) büyük muhasaralar yaşandı.
Parlamentocular, Aralık 1643'te İskoç Antlaşmacıları ile bir ittifak imzalayarak büyük bir destek aldılar. Bir sonraki önemli çatışma, Temmuz 1644'te, 45.000'den fazla askerin sahada olduğu, savaşın en büyük muharebesi olan Marston Moor Muharebesi'ydi. Bu muharebe, Parlamentocu güçler için büyük bir zaferle neticelendi. Marston Moor, yükselen yeni bir süvari kumandanının, Oliver Cromwell'in maharetlerine tanıklık etti. Zafer ve hemen ardından gelen York'un düşüşü, Parlamento'ya kuzey İngiltere'nin kontrolünü, yalnızca birkaç izole ama yine de iyi garnizonlu kalenin krala sadık kalmasıyla sağladı. Charles, İrlanda'daki isyanın sona ermesiyle en azından güçlendi; isyan, davası için bazı askerleri serbest bıraktı, ancak sayıları çok fazla değildi.
Ardından Ekim 1644'te İkinci Newbury Muharebesi geldi. Üstün bir Roundhead ordusunun zafer kazanmasıyla netice belirsizdi. Kaçırılan bu fırsat, sert suçlamalara ve Parlamento'nun güçlerini daha profesyonelce eğitilmiş ve i dare edilen bir orduya dönüştürme kararına yol açtı. Sonuç, Yeni Model Ordu (New Model Army) oldu. Bu arada, iki taraf arasında 1645'in başlarında Uxbridge'de müzakereler gerçekleşti, ancak bunlar neticesiz kaldı. Parlamento'nun uzun talep listesi olan Uxbridge Teklifleri, şaşırtıcı olmayan bir şekilde kral tarafından reddedildi. Her iki taraf da Newbury'den sonra ordularını yeniden toparlamak için zaman kazanmaya çalışıyor olabilirdi.
Model Ordu'nun ilk büyük imtihanı, Haziran 1645'te Northamptonshire'daki Naseby Muharebesi'nde yaşandı. Sir Thomas Fairfax (1612-1671)'in liderliği ve Cromwell'in süvari taktiklerindeki ustalığını bir kere daha göstermesiyle, Yeni Model Ordu, kralın piyadelerini yok eden ezici bir zafer kazandı. Kral, Galler'e ve ardından İngiltere'nin en kuzeyine kaçtı. 1645'teki Bristol Muhasarası'nda Kraliyetçiler ana limanlarını kaybetti. Birkaç muharebe daha ve Mart 1646'daki Stow-on-the-Wold Muharebesi'ndeki zaferle doruğa ulaşarak Birinci İngiliz İç Savaşı'nı sona erdirdi. Ancak, Charles'ın Naseby'deki şahsi yazıhanesinin ele geçirilmesi, hükümdarın sulh için asla müzakere etmeye niyetli olmadığını ve hatta davası için savaşmak üzere İrlanda'dan Katolik birlikleri vazilendirmeye çalıştığını ifşa etti.
İkinci İç Savaş
Manchester Kontu Edward Montagu'nun (l. 1602-1671) sözleri şimdi her zamankinden daha doğru geliyordu: "Yüz kere savaşsak da doksan dokuz kere yensek de, o hâlâ kral olacak" (Hunt, 149-150). Charles pes etmeyecekti ve böylece İkinci İç Savaş başladı. 1648 yazında Pembroke Muhasarası, Maidstone Muharebesi ve Colchester Muhasarası yaşandı, ancak Ağustos ayına gelindiğinde kralın talihi daha da kötüye gidecekti. Kral İngiltere'nin kuzeyine kaçmıştı, ancak Ocak 1647'de Parlamentoculara teslim edildi. Daha sonra hapisten kaçarak Wight Adası'na yerleşti ve savaşı oradan idareye devam etti. İskoçlar daha sonra onun müttefiki oldu zira Antlaşmacılar artık Püriten Parlamentosu'nu Presbiteryenlik için Charles'tan daha büyük bir tehdit olarak görüyorlardı. Aralık 1647'de kral, İngiltere'deki Presbiteryen Kilisesi'ni destekleme sözü verdiği Nişan olarak bilinen antlaşmayı imzalamıştı. Kral, İskoçların İngiltere'nin kuzeyini işgal edeceğini ve güneydoğu İngiltere ile Galler'de isyanlar çıkacağını umuyordu. Savaşı sürdürme kararlılığı ona daha fazla destekçi kaybettirdi. Kral, mağlubiyeti kabul etmeyen bir savaş kışkırtıcısı olarak görülüyordu.
Planlanan Kraliyetçi ayaklanmalar kolayca bastırıldı veya tamamen engellendi. Ağustos 1648'deki Preston Muharebesi'nde, Oliver Cromwell liderliğindeki Yeni Model Ordu (New Model Army), İngiliz-İskoç Kraliyetçilerine karşı büyük bir zafer kazandı. Preston'dan sonra Cromwell, Berwick ve Carlisle'ı geri aldı ve Pontefract'ı alarak bu kısa süren ikinci savaşı sona erdirdi. Kral, Wight Adası'ndan Londra'ya getirildi, Ocak 1649'da yargılandı ve vatana ihanetten suçlu bulunarak 30 Ocak'ta idam edildi. Monarşi ve Lordlar Kamarası müesseseleri kaldırıldı ve İngiltere bir cumhuriyet oldu. Bu sebeplerle, 1649 hadiseleri sıklıkla "İngiliz Devrmi" olarak anılır; ama bazı tarihçiler, hükümetin orta ve alt müesseseleri büyük ölçüde aynı kaldığı için bu görüşe katılmaz. Ancak en mühimi, İskoçya'da monarşi kaldırılmadı ve merhum Kral Charles'ın en büyük oğlu İskoçya Kralı II. Charles oldu. İç savaş henüz bitmemişti.
Üçüncü İç Savaş
Üçüncü savaş başladığında, Parlamento, İrlanda'daki Kraliyet taraftarı güçlerin başlattığı büyük bir isyanla uğraşmakla meşguldü. 1649 yazının sonlarında, Cromwell, Yeni Model Ordu'dan 12.000 kişiyi idare etti ve isyancıları merhametsizce ezdi. İç savaşın bu üçüncü merhalesinin bir sonraki ana çatışması, Eylül 1650'deki Dunbar Muharebesi'ydi.
İrlanda'dan sonra Cromwell, Yeni Model Ordu'yu İskoçya'ya götürmek üzere geri döndü ve hududun hemen karşısındaki Dunbar, Cromwell'in ikmal üssü haline geldi. Cromwell, Edinburgh'a birkaç kere saldırmayı denedi ancak muvaffak olamadı ve ardından Dunbar'a çekilirken İskoçlar işgalcileri takip etti. Cromwell kolayca tuzağa düşebilir ve ordusu felaketle karşı karşıya kalabilirdi, ancak İskoç birliklerinin kötü mevkisi, Cromwell'in üstün ağır süvarilerini bir kere daha zafer için kullanabileceği manasına geliyordu. Harpten sonra yaklaşık 3.000 İskoç öldürüldü ve belki de 6.000'i esir alındı. Edinburgh, 1650 Noel Arifesinde ele geçirildi. Geriye kalan İskoç ordusu, Eylül 1651'de Worcester Muharebesi'nde yenildi. Böylece İngiliz İç Savaşları sona erdi. II. Charles Fransa'ya kaçtı. İngiltere'de Oliver Cromwell, sonunda Lord Protector (Koruma Lordu) oldu ve 1660'a ve Charles'ın nihayet İngiltere Kralı olarak taç giydiği Monarşi Restorasyonu'na kadar süren 'Commonwealth' Cumhuriyeti olarak bilinen askeri devletin başına geçti.
Savaşların Tesiri
İngiliz İç Savaşları'nın tesiri muazzam ve uzun vadeliydi. İngiltere ve Galler'deki her dört erkekten biri aktif olarak savaşa katıldı. Savaşmayanlar yüksek vergilere, topraklarına ve mülklerine el konulmasına, ekinlerinin yok edilmesine, müdafaa inşa etmek için cebren çalışmaya ve askerlerin getirdiği öldürücü hastalıklara katlanmaya mecbur kaldı. Şehir sahalarındaki her on kişiden biri evini kaybetti. Çatışma esnasında yaklaşık 100.000 asker ve 100.000 sivil hayatını kaybetti. O zamanki nüfusun oranı olarak ele alındığında, bu ölümler Birinci Dünya Savaşı'nda (1914-1918) yaşananlardan daha fazlaydı.
I. Charles'ın idamının ve hem monarşinin hem de Lordlar Kamarası'nın lağvedilmesinin siyasi neticeleri, Restorasyon'un son savaştan sadece dokuz yıl sonra gerçekleştiği düşünüldüğünde kısa ömürlü görünebilir. Mamafih, savaşa giden siyasi mücadeleler Parlamento'nun selahiyetlerini büyük ölçüde artırdığından ve bunlar daha sonra da korunduğundan, siyasi manzara ebediyen değişti. Cromwell'in Lord Protector devrindeki Parlamento Yasaları geri alındı ama Kral II. Charles artık idareyi Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası ile paylaşılması gereken bir hükümdardı.
İç Savaşlar aynı zamanda dini bir mücadeleydi. Anglikan Kilisesi, piskoposlar, din mahkemeleri ve Dua Kitabı'nın ortadan kaldırılmasıyla reforme edildi. Matbu edebiyattaki patlama, insanların zihinlerini hem siyasette hem de dini hayatta onları idare edenlerin mükellefiyet ve mesuliyetlerinin ne olması gerektiğine dair düşünmeye sevk etti. "Savaş ülkeyi sınıf değil, vicdan üzerinden böldüğü" için (Morrill, 370) bazıları kadınlara eşit katılım hakları veren çok sayıda dini grup ortaya çıktı. Devlet ve Kilise sansürünün tatbik edilmesi imkânsız hale geldiğinden, erkekler ve kadınlarca basılan yeni eserlerin sayısı arttıkça, daha önce hiç olmadığı kadar hür bir düşünce atmosferi oluştu. Lord Protector kiliselere istikrarlı bir şekilde daha radikal Püriten pratikler dayattı, ancak Noel kutlamalarını yasaklamak gibi yanlış politikalar Cromwell'in popülaritesine hiçbir katkı sağlamadı. Birçok kişi, 1660'da monarşinin geri dönmesinden mutluluk duyuyordu; zira bu korkunç çatışmanın üç krallığı parçalamasından önce eski sulh ve istikrar günlerine geri dönüleceğini umuyorlardı.
