Kommagene

Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Şüheda Bulut tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Eastern Terrace of Mount Nemrut (by Carole Raddato, CC BY-NC-SA)
Nemrut Dağı Doğu Terası Carole Raddato (CC BY-NC-SA)

Kommagene Krallığı (MÖ 163 - MS 72), daha önce Seleukos İmparatorluğu (MÖ 312-63) yönetiminde bölgenin satrabı (valisi) olan Orontid Hanedanı'ndan Kommagene'li Ptolemaeus (hüküm süresi MÖ 163-130) tarafından güneybatı Anadolu'da (günümüz Türkiye'si) kurulan; Ermeni ve antik Pers kültürü ile geleneklerinden yoğun şekilde etkilenmiş Helenistik bir siyasi yapıdır. Seleukos İmparatorluğu, MÖ 190 yılında Roma ile çatışmaya girmesinden bu yana istikrarlı bir gerileme içindeydi ve MÖ 163 yılına gelindiğinde artık eski bütünlüğünü koruyacak güce sahip değildi. Ptolemaeus bu zayıflıktan yararlanarak Kommagene'yi bağımsız bir devlet ilan etti ve krallığın ilk kralı oldu.

Adını, aynı bölgede Demir Çağı’nda var olmuş bir Yeni Hitit krallığı olan Kummuh’tan alır; Kommagene ise mimarisinde yerli Luvi ve Hitit geleneklerini ve motiflerini korumayı sürdürmüştür. Bölge, Sophene adıyla, proto-Ermeni bir krallık olan Urartu’nun parçasıydı; daha sonra Ahameniş İmparatorluğu’na katıldı (yaklaşık MÖ 550–330). Ahameniş İmparatorluğu MÖ 330’da Büyük İskender’e yenildi ve İskender’in ölümünün ardından bölge Seleukos İmparatorluğu’nun egemenliğine girdi; bu aşamada Sophene kendi başına bir krallık hâline geldi.

Kommagene, bölgedekİ büyük güçlerİn arasında, dördüyle de dostane İlİşkİler sürdürdüğü İçİn genellİkle bİr “tampon devlet” olarak anılır.

Orontid Hanedanı Sophene’yi yönetiyordu ve Kommagene, MÖ 163’te Ptolemaios’un ayrılmasıyla bağımsızlığını kazanana kadar bu bölgede yer alan pek çok küçük krallıktan yalnızca biriydi. Kommagene’nin doğusunda Fırat Nehri, batısında ise Toros Dağları bulunuyordu; bu konumu sayesinde bölge önemli bir ticaret geçiş hattı hâline gelmiş ve Mezopotamya’ya gidiş–gelişlerde Fırat üzerindeki geçişleri denetlemesi sayesinde zenginleşmiştir.

Kommagene, Ermenistan, Part, Pontus ve Roma gibi bölgenin büyük güçleri arasında, zaman zaman birini diğerlerine tercih etse de dördüyle de dostane ilişkiler sürdürdüğü için genellikle bir “tampon devlet” olarak anılır. Ticaret ve tarımdan elde ettiği zenginlik, onu bölgedeki büyük güçlerin her biri için cazip bir hedef hâline getirmiştir; ancak Kommagene kralları, MS 72’de Roma İmparatorluğu’na ilhak edilene kadar krallığın özerkliğini korumayı başarmıştır. Kommagene en çok, dördüncü kralı I. Antiokhos Theos’un (hük. MÖ 70–38) inşa faaliyetleriyle tanınır; özellikle Nemrut Dağı’ndaki, Nemrut Dağı olarak bilinen alandaki anıtsal heykel gruplarıyla ün kazanmıştır.

Erken Tarih ve İmparatorluklar

Urartu’nun bir parçası olarak, ileride Kommagene olacak bölgeyi de kapsayan geniş alan Sophene adıyla biliniyordu; bu ad, bölgenin yerli halklarından geliyordu. Gelecekteki Kommagene’yi oluşturacak asıl bölge ise, burada yaşayan Luvi ve Hititler tarafından Kummuh, Asurlular tarafından ise Kuinukh olarak adlandırılıyordu; bu erken döneme ait tarihine dair neredeyse hiçbir şey bilinmez. Urartu, MÖ 714’te Yeni Asur kralı II. Sargon’un (hük. MÖ 722–705) gerçekleştirdiği askerî seferden sonra gerilemeye başladı. Bu sefer, bölgeyi kökten sarsacak kadar kesin bir zaferdi ve Urartu topraklarını, daha sonraki İskit istilaları için kolay bir hedef hâline getirdi. MÖ 612’de Yeni Asur İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından bölge Medler tarafından ele geçirildi ve yaklaşık MÖ 550’de Ahameniş İmparatorluğu’nun yükselişine kadar Med egemenliği altında kaldı.

Bölgenin konumu ve ticaretteki önemi, onu Yunan kültürüyle temas hâline getirmişti; bu etkileşim, Sophene’yi (ve daha sonra Kommagene’yi) Ermeni, Yunan ve Pers etkilerinin, geleneklerinin ve dinî uygulamalarının harmanlandığı bir kültürel bileşim olarak şekillendirdi. Orontid hanedanı Zerdüştçüydü; ancak Zerdüştlüğün yerini aldığı Erken İran Dini’nin en popüler tanrıçalarından biri olan Anahita’ya tapınmayı teşvik edenler arasında da yer alıyorlardı.

Map of Armenia, 50 CE
Ermenistan Haritası, MÖ 50 Cplakidas (CC BY-SA)

Zerdüştlük döneminde Anahita, tek ve gerçek tanrı Ahura Mazda’nın bir yönü/tezahürü olarak popülerliğini sürdürmüştür; ancak bazı bölgelerde, Zerdüştlük öncesi Pers inancındaki biçimiyle bağımsız bir tanrıça olarak tapınılmaya devam edilmiştir. Anahita’ya adanmış tapınaklar ve kutsal mekânlar ile (örneğin Mithra gibi) diğer ilahlara yönelik kültlerin temsil ettiği görünürdeki çoktanrıcılık, çoktanrılı bir gelenekten gelen Yunan tüccarlarla rahat ve doğal bir yakınlık kurulmasını sağlamıştır; zira onlar Anahita’da kendi tanrıçalarının bazı yönlerini kolaylıkla tanıyabiliyorlardı. Bu uyum, doğal olarak daha yakın temasları teşvik etmiş ve Ermeni, Pers ve Yunan kültürlerinin daha da iç içe geçmesine yol açmıştır.

Ahameniş İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından Sophene, Büyük Ermenistan satraplığından ayrılarak Seleukoslar döneminde bağımsız bir krallık olarak varlığını ortaya koydu. Başkenti Karkathiokerta (günümüz Eğil, Türkiye) idi; başlıca kentsel ticaret merkezi ise Arsamosata (daha sonra Samosata olarak anılacak, günümüz Samsat, Türkiye’nin Adıyaman ili) idi. Bu yeni satraplık, I. Sames’ten (hük. MÖ 290–260) Kommagene’li Ptolemaios’a (satrap olarak hük. MÖ 201–163) kadar Orontid satrapları yönetiminde bütünlüklü bir yapı olarak varlığını sürdürdü; nihayet belirtildiği üzere Ptolemaios, Kommagene Krallığı’nı kurdu.

Erken Krallar ve I. Antiokhos Theos

Ptolemaios, egemenliğini meşrulaştırmak için soyunu üçüncü Ahameniş kralı I. Darius’a (Büyük Darius, hük. MÖ 522–486) dayandırdığını ileri sürdü ve yeni krallığının başkentini Arsamosata’ya taşıyarak burayı Samosata olarak yeniden adlandırdı. Seleukos İmparatorluğu’nun MÖ 163–145 yılları arasında art arda kısa sürelerle hüküm süren, yönetmekten çok kendi konfor ve konumlarını önemseyen üç kral yüzünden istikrarlı bir gerileme içinde olması sayesinde, Ptolemaios krallığını Kapadokya’ya doğru herhangi bir direnişle karşılaşmadan genişletebildi.

Ptolemaİos, Ahamenİş İmparatorluğu İle olan aİlevİ bağlara dayanan bİr meşruİyet İddİasını benİmseyerek, sonrakİ krallar İçİn bİr paradİgma oluşturdu.

Krallığının idari yapısını Seleukos modeli üzerine kurdu; ülkesini, vergileri toplayıp krala gönderen ve ordu için asker sağlamakla yükümlü birer vali tarafından yönetilen satraplıklara böldü. Krallığın resmî dili Yunancaydı; ancak Ermenice ve Farsça da konuşuluyordu. Saltanatı hakkında bunun dışında pek az bilgi kayıtlıdır; yine de Ahameniş İmparatorluğu ile olan ailevi bağlara dayanarak meşruiyet iddia etme anlayışını yerleştirerek, sonraki krallar için bir paradigma oluşturmuştur.

Ptolemaios’un ardından oğlu II. Sames (hük. MÖ 130–109; II. Samos Theosebes Dikaios olarak da anılır) tahta çıktı. II. Sames, Samosata’yı tahkim etmiş olup, daha çok kendi döneminde bastırılan sikkeler ve Nemrut Dağı’ndaki yazıtlar aracılığıyla tanınır. Kommagene’nin başlıca kentleri olan Samosata, Nymphaios üzerindeki Arsameia ve Fırat üzerindeki Arsameia’nın geliştirilmesinin muhtemelen II. Sames’e ait olduğu düşünülür. Bu üç kent de daha sonra I. Antiokhos Theos döneminde en görkemli hâllerine ulaşacaktır.

II. Sames’in ardından oğlu I. Mithridates Kallinikos (hük. MÖ 109–70) tahta geçti. Onun saltanatı, Roma ile Pontus Kralı VI. Mithridates (hük. MÖ 120–63) arasında yaşanan Mithridates Savaşlarına (MÖ 89–63) denk gelir. Bu çatışmaların ortasında krallığının varlığını korumak isteyen I. Mithridates Kallinikos, Seleukos Kralı VIII. Antiokhos Grypos’un (hük. MÖ 125–96) kızı Laodike ile evlendi. Antiokhos Grypos, güçlü Kleopatra Thea’nın (yakl. MÖ 164–121) oğluydu. Kleopatra Thea bu dönemde Seleukos tahtının ardındaki asıl güç olarak biliniyordu; ancak çeşitli entrikaları Seleukosların çöküşünü hızlandırmaktan başka bir işe yaramadı ve ne I. Mithridates Kallinikos’a ne de Kommagene halkına kayda değer bir yardım ulaştı.

Bu sırada Ermenistan Kralı Büyük Tigranes (hük. MÖ 95–56), Seleukosların artık yalnızca hayalet bir varlığa indirgenmiş olduğu ve Roma ile Pontus’un birbirine düşmüş bulunduğu bir dönemde, Kommagene üzerinden herhangi bir direnişle karşılaşmadan geçti ve bölgeyi Ermenistan Krallığı’nın parçası olarak sahiplendi. I. Mithridates Kallinikos, Tigranes’in bu fethine karşı koyacak durumda değildi ve böylece vassal kral konumuna düştü.

Onun ardından tahta geçen I. Antiokhos Theos, Pontus, Roma ve Ermenistan olmak üzere çatışmanın üç tarafı arasında dengeli bir siyaset izleyerek, doğuda yer alan Part gücünü de sürekli göz önünde bulundurmak suretiyle kendisi için ayrı bir barışı korumaya çalıştı. Ancak Pontuslu VI. Mithridates yenilgiye uğradıktan ve ardından Tigranes Roma’ya teslim olduktan sonra, I. Antiokhos Theos—kişisel olarak Partlara daha yakın olmasına rağmen—Roma’nın büyük komutanı Büyük Pompeius’a (MÖ 106–48) bağlılığını ilan etti. Bunun karşılığında, Part İmparatorluğu’nun (MÖ 227 – MS 224) tüccarları ile Roma Mezopotamyası ve Kilikya tüccarlarını da kapsayan, doğudaki bölgelerle son derece kazançlı ticaret anlaşmalarıyla ödüllendirildi.

King Antiochus I on Mount Nemrut
Nemrut Dağı'nda Kral I. Antiochus Carole Raddato (CC BY-NC-SA)

I. Antiokhos Theos, meşruiyetini bir Pers kralı olarak I. Dareios ile olan bağlantısı üzerinden sürdürmüş, ancak bunu annesi VII. Laodike Thea (d. yakl. MÖ 122) aracılığıyla Seleukos İmparatorluğu’nun kurucusu I. Seleukos Nikator (hükm. MÖ 305–281) ve Mısır’daki Ptolemaios Hanedanı’ndan I. Ptolemaios Soter’in (hükm. MÖ 305/304–282) yanı sıra Büyük İskender’in generali olarak hizmet etmiş diğer kişilerden doğrudan soy geldiğini iddia ederek genişletmiştir. Böylece kendisini Greko-Pers bir hükümdar olarak konumlandırmış ve Roma’yı memnun eden “Antiokhos, adil tanrı, Romalıların ve Yunanların dostu” unvanını benimsemiştir. Aynı zamanda kızı Laodike’yi, Part Kralı II. Orodes (hükm. MÖ 57–37) ile evlendirerek doğu ile barışı güvence altına almıştır.

Onun zekice siyasi manevraları, Kommagene’nin ne Roma ne de Partlar tarafından yutulmasını engellemiş; ticaretten zenginleşirken toplumsal istikrarın korunmasını sağlamıştır. Kendini insan bedenine bürünmüş bir tanrı olarak gören Antiokhos, merkezinde kendi tapınımının yer aldığı ve Greko-Pers kökenli senkretik tanrılardan oluşan bir panteonu kapsayan bir kraliyet kültü yaratmıştır. Halkının kalbinde – ve tanrıları arasında onlarla eşit bir konumda – sonsuza dek yaşayabilmek için, Nemrut Dağı’nda, devasa bir tümülüs ile kendisinin, diğer tanrıların ve koruyucu hayvanların süslü heykellerini içeren büyük bir anıt-mezar kompleksi inşa edilmesini emretmiştir.

Büyük hazinesinden ayırdığı belirli bir meblağın, doğum günü ve tahta çıkış günü anısına her yıl Nemrut Dağı’ndaki mezarında düzenlenecek şölenler için ebediyen kullanılmasını kararlaştırmıştır. Bu kutlamalara katılan herkesin, dağın eteklerinde uğraştıkları tüm kaygı ve husumetleri geride bırakarak, törene çıkmadan önce bunları bir kenara bırakıp tam anlamıyla eğlenmesini açıkça şart koşmuştur. Ayrıca Kommagene’nin üç büyük kentini yeniden canlandırmış; muhtemelen II. Sames’in Samosata’sı çevresindeki surları tahkim etmiş, Ptolemaios’un özgün idarî vizyonunun etkinliğini artırmış ve krallığı, Kommagene’nin son kralı IV. Antiokhos’un hükümranlığına kadar bir daha ulaşamayacağı ekonomik ve kültürel bir zirveye taşımıştır.

Her ne kadar I. Antiokhos Theos hükümranlığı boyunca dostane ilişkileri sürdürmeyi başarmış olsa da, sonunda kayınpederi II. Orodes tarafından taraf seçmeye zorlandı ve Roma’ya karşı Suriye’de yürütülen savaşta Orodes’in oğlu I. Pakoros’u (öl. MÖ 38) destekledi. I. Pakoros yenilgiye uğratılıp öldürüldü; bunun üzerine muzaffer Romalı general Publius Ventidius Bassus, Roma’ya ihanet ettiği gerekçesiyle I. Antiokhos Theos’un üzerine yürüyerek onu Samosata’da kuşatma altına aldı. Antiokhos, rüşvet vererek bu durumdan kurtulmaya çalıştıysa da Ventidius Bassus bu teklifi reddetti.

Marcus Antonius (yaş. MÖ 83–30), Ventidius Bassus’un tahkimatları aşamayacağının anlaşılması üzerine kuşatmayı devraldı; ancak o da daha başarılı olamadı ve 300 talentlik bir rüşveti kabul ederek geri çekildi. Bu miktar, Antiokhos’un daha önce Bassus’a teklif ettiğinden kayda değer ölçüde daha düşüktü. I. Antiokhos Theos, MÖ 38 yılında, Part Kralı IV. Phraates (hükm. MÖ 37–2) tarafından gerçekleştirilen bir darbe sırasında öldürüldü; bu darbede II. Orodes (IV. Phraates’in babası) ve eşi Laodike, IV. Phraates’in kardeşleri ve üvey kardeşleri ile, intikam arayışına girmesi muhtemel olan Kommagene Kralı I. Antiokhos Theos da suikastla ortadan kaldırıldı.

Sonraki Krallar ve IV. Antiokhos

Yerine oğlu II. Mithridates (hükm. MÖ 38–20) geçti. Mithridates II, Roma’da Mark Antony ile Octavian (geleceğin Augustus Sezar, hükm. MÖ 27–MS 14) arasındaki çatışmada Antony ile ittifak kurdu. Mithridates II, babasıyla ortak yönetimde bulunduğu için muhtemelen Samosata kuşatmasında da hazır bulunmuş ve Antony’nin Bassus’a göre daha makul davrandığını görmüştür. II. Mithridates, MÖ 31’de Aktium Savaşı’nda kendi birliklerine komuta ederek Antony’ye olan sadakatini göstermiştir; bu savaşta Antony ve Mısır’dan VII. Kleopatra Octavian’a karşı yenilmiştir. Ardından Augustus’a bağlılık yemini etmiş ve krallığını Roma’nın çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye devam etmiştir. Ölümünden sonra yerine oğlu III. Mithridates (hükm. MÖ 20–12) geçmiştir; III. Mithridates’in hükümdarlığı hakkında neredeyse hiçbir bilgi bulunmamaktadır.

III. Mithridates’in yerine III. Antiokhos Epifanes (hükm. MÖ 12 – MS 17) geçti. Onun hükümdarlığı, beklenmedik ölümü dışında pek dikkat çekici değildi ve bu ölüm Kommagene’yi kralsız bırakmıştır. III. Antiokhos’un iki çocuğu – IV. Antiokhos (yaş. yakl. MS 17 – 72; hükm. 38–72) ve Iotapa (hükm. 38–52) – tahta geçecek kadar olgun değillerdi ve saray danışmanları, görünüşe göre bir naip atamayı reddettiler. Bunun yerine Roma’dan kral bulma konusunda yardım istediler ve Roma, krallığı doğrudan kontrol altına alarak 17–38 yılları arasında IV. Antiokhos için bir vekâlet yönetimi kurdu. IV. Antiokhos ve Iotapa Roma’ya götürülüp Roma vatandaşlığı verildi ve Romalı gibi yetiştirildiler.

Bath Complex at Antiochia ad Cragum
Antiochia ad Cragum’daki Hamam Kompleksi orientalizing (CC BY-NC-ND)

Kardeş ve kız kardeş, Roma’nın soyluları ve misafirleri olarak, elit patrisyen çevrelerinde bulunmuş ve dönemin birçok önde gelen ismiyle dostluklar kurmuşlardır. IV. Antiokhos’un arkadaşları arasında, ileride Tiberius’un (hükm. MÖ 14–37) yerine geçen ve onu takip edecek olan (hükm. MÖ 37–41) genç Caligula da vardı. Tiberius öldükten ve Caligula iktidarı devraldıktan sonra, Kommagene’yi IV. Antiokhos ve o sırada artık eşi olan kız kardeşi Iotapa’ya geri verdi. Ayrıca, IV. Antiokhos’a MÖ 17’den itibaren Roma eyaleti olarak Kommagene’nin kazandığı tüm gelirleri (bir milyondan fazla altın parça) verdi ve krallığa Kilikya’nın bir kısmını (Cilicia Aspera) ekledi. Bir yıl sonra, Caligula, bilinmeyen nedenlerle IV. Antiokhos’tan hoşnutsuz olarak krallığı tekrar alıp Roma yönetimine koydu. IV. Antiokhos, siyasi gücü olmadan krallığında yaşamaya devam etti; ta ki Caligula suikastle öldürülüp yerine Claudius (hükm. MÖ 41–54) geçene kadar.

IV. Antiokhos, Caligula’nın verdiği parayı kullanarak Kilikya kıyısında (o sırada Caligula’nın hediyesi olarak Kommagene’nin bir parçası) kendisine Antiochia ad Cragum (“Uçurumlar Üzerindeki Antiokhos” veya “Cragus’taki Antiokhos”) adlı görkemli bir şehir inşa ettirdi. Şehir, Kommagene’deki farklı etnik grupları temsil etmek amacıyla Yunan, Luwi, Hitit, Pers ve Ermeni mimarisi, sembolizmi ve süslemelerini bir araya getirdi. Şehirde, yerli tasarımlarla süslenmiş büyük bir tapınak inşa edildi (ölçüleri: 55 x 33,8 feet / 16,465 x 10,32 m). Bu süslemelerde, bölgeye ilk yerleşen Luwiler ve Hititler’in altı yapraklı çiçek motifleri öne çıktı. IV. Antiokhos ayrıca 114 x 65 feet (35 x 20 m) ölçülerinde, toplam 5.249 ft² (1.600 m²) alan kaplayan büyük bir hamam kompleksi yapılmasını emretti; bu hamam halka açıktı. Şehre gelen ziyaretçiler, şehrin kapısından sütunlu bir cadde üzerinden geçip, mozaik bir zeminle süslü bir portiğe ulaşabiliyordu. Aslında, Antiochia ad Cragum’daki mozaik, modern Türkiye’de bulunan en büyük mozaik olup, IV. Antiokhos’un şehrine ne kadar büyük bir servet harcadığını gözler önüne sermektedir.

Sonuç

Kız kardeşi ve eşi Iotapa, MS 52 yılında öldü ve IV. Antiokhos, onun anısına kıyıda yeni bir şehir, Aytap inşa ettirdi. Bu dönemde (yakl. MS 71), IV. Antiokhos, Roma’nın en zengin vergiye tabi krallarından biri olarak kabul ediliyor ve Roma hükümetiyle iyi ilişkiler içinde bulunuyordu. Kommagene, bu dönemde I. Antiokhos Theos’un hükümranlığından bu yana en yüksek refah seviyesine ulaşmıştı ve IV. Antiokhos, tahta adayları arasından yeni imparator Vespasianus’u (hükm. 69–79) destekleyip, kendisi ve oğlu için asker göndererek Vespasianus’un takdirini kazanmıştı.

Ancak MS 72 yılında, Lucius Junius Caesennius Paetus (yakl. MS 70–72 Roma Suriye valisi) adlı bir senatör, IV. Antiokhos ve oğullarını Vespasianus’u devirmeye çalışmakla suçladı. Kommagene tarafında herhangi bir komplo kanıtı yoktu, fakat bu durum pek önemsenmedi. Vespasianus, bilinen şekilde paranoyak bir imparatordu ve IV. Antiokhos’un serveti ve popülaritesi tartışılmazdı; bu nedenle Paetus’un sözünü dinledi ve IV. Antiokhos’a iddiaları çürütmesi için sormadan, Paetus’a Antiochia ad Cragum üzerine yürüyüş izni verdi.

Ruins of Aytap
Aytap Harabeleri Htkava (CC BY-SA)

Bazı kaynaklara göre, IV. Antiokhos’un oğulları Paetus’un birlikleriyle savaşmış; diğer kaynaklara göre ise hiç savaş yaşanmamıştır. Ancak herkes, IV. Antiokhos’un Roma’ya karşı silah kaldırmadığı konusunda hemfikirdir. Muhtemelen Paetus’a teslim olmuştur; Paetus’un, Kommagene’nin servetini ele geçirmek için bu suçlamayı yaptığı açık olsa da kesin bilgi yoktur. Ardından şehri terk etmiş, Kilikya Campestris, Yunanistan ve sonunda Roma’da yaşamıştır. Paetus’a ne olduğu bilinmemektedir; IV. Antiokhos ve oğulları ise Roma’da saygıyla karşılanmış ve muhtemelen orada ölmüştür; ölüm tarihi bilinmemektedir. Aynı yıl, Vespasianus Kommagene Krallığı’nı kaldırmış ve bölgeyi Kilikya eyaletine dahil etmiştir.

Günümüzde Kommagene Krallığı, başta Nemrut Dağı’ndaki anıtsal alan (1881’de yeniden keşfedilmiş ve 1987’den beri UNESCO Dünya Mirası listesinde) olmak üzere, I. Antiokhos Theos ve haleflerinin döneminden kalma çeşitli yapılar, kabartmalar ve heykeller aracılığıyla hatırlanmaktadır. Antiochia ad Cragum ve Aytap harabeleri de hem turistler hem de yerel halk için su kenarındaki ortak dinlenme ve rekreasyon alanları olarak popülerliğini korumaktadır. Ancak Nemrut Dağı, Kommagene ve krallarının en merkezi anıtı olup, her yıl dünya çapından milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamakta ve I. Antiokhos Theos’un adının sonsuza dek yaşaması dileğini yerine getirmektedir.

Çevirmen Hakkında

Şüheda Bulut
Şüheda Bulut, tarihe ve uluslararası konulara ilgi duyan bir tercümanlık öğrencisidir. Dünyayı anlamaya, insanları bir araya getirmeye ve merakını bilgiye dönüştürmeye heveslidir.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, *World History Encyclopedia*’nin kurucu ortaklarından ve İçerik Direktörüdür. Daha önce Marist College (NY)’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca kapsamlı seyahatler yapmış ve Yunanistan ile Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2026, Ocak 08). Kommagene. (Ş. Bulut, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-19115/kommagene/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Kommagene." tarafından çevrildi Şüheda Bulut. World History Encyclopedia, Ocak 08, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-19115/kommagene/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Kommagene." tarafından çevrildi Şüheda Bulut. World History Encyclopedia, 08 Oca 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-19115/kommagene/.

Reklamları Kaldır