X. Konstantinos Dukas

Michael Goodyear
Yazan , Çeviren: Muhterem Dokumacı
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Constantine X Doukas (by Classical Numismatic Group, CC BY-SA)
X. Konstantinos Dukas Classical Numismatic Group (CC BY-SA)

X. Konstantinos Dukas, MS 1059 ile 1067 yılları arasında Bizans İmparatorluğu'nun hükümdarıydı. Hükümdarlığı döneminde Bizans İmparatorluğu; İtalya'daki Normanlar ile Ermenistan ve Anadolu'daki Selçuklu Türkleri de dahil olmak üzere, her yönden yeni yükselen düşmanların saldırısına uğradı. Konstantinos'un politikaları Monofizit (İsa'nın tek bir doğası olduğunu savunan) Ermenileri yalnızlaştırdı, tam da en kötü zamanda ordunun mevcudunu azalttı ve MS 11. yüzyılın ikinci yarısında Bizans'ın genel anlamda gerilemesine zemin hazırladı. Konstantinos başarısız bir imparator olsa da onun bu sorunlu mirasının yükünü omuzlamak zorunda kalanlar halefleri olacaktı.

Tahta Çıkış ve Hükümdarlık

Konstantinos, Anadolu'daki toprak sahibi güçlü bir aileden geliyordu ve evlilik yoluyla diğer önde gelen Bizans aileleriyle de akrabalık bağları vardı. Örneğin, Konstantinopolis Patriği Mihail Kirularius'un yeğeni Eudokia Makrembolitissa ile evliydi. Konstantinos geçmişte, Paflagonyalı IV. Mihail'in hükümdarlığı döneminde (MS 1034-1041), isyancı olduğundan şüphelenilen bir kişiyi desteklediğinden tahtın arkasındaki asıl güç olan İoannis Orfanotrofos tarafından hapse atılmıştı. Ancak Konstantinos; MS 1056'da iktidardaki Makedonya Hanedanlığı'nın kesin olarak sona erdiği ve Bizans'ı kimin yöneteceğine dair bir belirsizlik döneminin başladığı sonraki yirmi yıl boyunca tarihi kayıtlarda hiç yer almadı. Konstantinos, VI. Mihail'e (MS 1056-1057) karşı başlattığı isyan sırasında I. İsaakios Komnenos'u (MS 1057-1059) destekledi; ancak İsaakios'un yönetiminde herhangi bir görev alıp almadığı, aldıysa da bu görevin ne olduğu belirsizdir. İki yıl sonra İsaakios ölüm döşeğindeyken Konstantinos'u halefi olarak tayin etti, bu atama muhtemelen, kaleme aldığı tarih eseri büyük oranda Dukas ailesine bir methiye niteliğinde olan bakan ve tarihçi Mihail Psellos'un entrikaları sayesinde gerçekleşmişti.

Konstantinos, tam da yeni ve güçlü düşmanların Bizans İmparatorluğu'na saldırdığı bir esnada, masrafları kısmak amacıyla MS 1059'da orduları küçülttü.

Konstantinos, hukuki meseleleri bizzat karara bağlayarak, dindar bir görünüm sergileyerek ve İsaakios'un saltanatında itibarını ve maaşını kaybedenlere bunları iade ederek başkentte halk nezdinde olumlu bir imaj oluşturmaya özen gösterdi. İsaakios'un aksine, Konstantinos mali konularda tutumlu biri değildi. Nihayetinde yıkıcı sonuçlar doğuran, akıl almaz ve son derece zamansız bir hamleyle; tam da Peçenekler, Normanlar ve Selçuklu Türkleri gibi yeni ve güçlü düşmanların Bizans İmparatorluğu'na saldırdığı bir dönemde, masrafları kısmak amacıyla MS 1059'da orduyu küçülttü.

MS 1060 yılında, aralarında Konstantinopolis valisi ve diğer imparatorluk yetkililerinin de bulunduğu bir grup, Konstantinos'a suikast düzenlemek için kapsamlı bir komplo kurdu. Konstantinos bu suikasttan kıl payı kurtulmayı başardı ve sonrasında kardeşi İoannis duruma müdahale ederek düzeni yeniden tesis edebildi. Darbe girişiminin başarılı bir şekilde bastırılması Konstantinos'un iktidarını sağlamlaştırmasına yardımcı olsa da hükümdarlığının ilk yıllarındaki kırılganlığı da gözler önüne serdi.

Konstantinos'un dindarlığı, Ortodoks olmayan Hristiyanlara, yani İsa'nın doğası hakkında farklı inançlara sahip olan Monofizitlere yönelik baskıları yoğunlaştırmasına yol açtı. Patrik Konstantinos Leichoudes ve Patrik İoannis Ksifilinos, önde gelen Monofizit din adamlarını sürgüne gönderip hapsederek ve Melitene gibi doğu eyaletlerinde yaşayan Monofizitleri tehdit ederek Konstantinos'un bu politikalarına isteyerek destek verdiler. Nihayetinde bu politika, Monofizitlerin Bizans'a verdiği desteği zayıflatarak ters tepecekti. Bizans İmparatorluğu'ndaki Monofizitler çoğunlukla, Selçuklu Türklerinin giderek genişleyen imparatorluğuyla sınır olan doğu eyaletlerinde yaşayan Ermenilerden oluşuyordu. Selçuklu Türkleri Anadolu'nun içlerine doğru akın etmeyi sürdürdükçe, Ermenilerin desteğini kaybetmiş olmak, özellikle de Konstantinos'un orduları küçültme kararıyla birleşince çok ciddi bir zafiyet yarattı.

Dış İstilalar

Konstantinos'un saltanatı boyunca Selçuklu Türklerinin kesin hareketleri hakkında tarihi anlatılar yetersizdir ancak orduların küçültülmesinin de etkisiyle şüphesiz Bizans Anadolusu'nun giderek daha da içlerine sızmaya devam etmişlerdir. Bununla birlikte Türklere karşı misillemeler de yapılıyordu. Bizans şehirlerine saldıran bir birlik, Edessa Dükü ile Bizans hizmetindeki Norman paralı asker generali Hervé Frangopoulos komutasındaki bir Bizans kuvveti tarafından takip edilerek bozguna uğratıldı. Ancak dük bu savaşta hayatını kaybetti ve Frangopoulos da ihanet sayılan davranışları nedeniyle idam edildi.

MS 1064 yılında Alp Arslan (hükümdarlık yılları MS 1063 ile 1072) Selçuklu sultanı oldu. Selefi olan amcası Tuğrul (hükümdarlık yılları MS 1037 ile 1063) kadar kudretli olduğunu kanıtlamak isteyen Alp Arslan, Bizans himayesindeki Ermenistan'a bir orduyla girdi. Ordusu Bizans kalelerini ele geçirdi, Gürcistan Kralı IV. Bagrat'ı (hükümdarlık yılları MS 1027 ile 1072) boyun eğmeye zorladı ve ardından eski Ermeni başkenti Ani üzerine yürüdü. Ermeni krallıklarının en büyüğü olan Ermenistan Krallığı ve Ani şehri, MS 1045 yılında Bizans İmparatorluğu tarafından ilhak edilmişti. Şehrin güçlü bir savunması vardı ve normal şartlar altında Ani surları Selçuklulara karşı dayanabilirdi. Ancak Konstantinos, savunma hatlarının bakımını ihmal eden ve askerlerin maaşlarını ödemeyi aksatan bir vali atamıştı. 16 Ağustos 1064 tarihinde savunmacıların bir kısmı görev yerlerini terk etti ve bunun üzerine Selçuklular şehri yağmaladı.

The Byzantine Empire c. 1045 CE
Bizans İmparatorluğu, MS 1045 civarı Andrei nacu (Public Domain)

Bizans topraklarına yönelik önceki Türk akınlarından farklı olarak Alp Arslan bu kez Ani'yi kendi imparatorluğuna ilhak etti. Bu durum Türklerin artık çok büyük bir rakip haline geleceğinin ve Bizans topraklarını ele geçirebilecek hem güce hem de iradeye sahip olduğunun sinyalini veren bir kırılma noktasıydı. İşin tuhaf yanı Ani'nin Türklere kaybedilmesi, ayakta kalan az sayıdaki Ermeni devletinden biri olan daha küçük Kars Ermeni Krallığı'nın Gagik Abas (hükümdarlık yılları MS 1029 ile 1065) tarafından gönüllü olarak Bizans İmparatorluğu'na teslim edilmesine yol açtı. Bizanslıların daha iyi bir koruma sağlayacağını uman Gagik Abas, krallığını devretmesi karşılığında Orta Anadolu'da çok daha güvenli arazilere sahip oldu.

Bu sırada Balkanlar'da, Selçuklu Türklerinden farklı bir grup olan Oğuz Türkleri tarafından büyük çaplı bir akın düzenlendi. Bu büyük akıncı birliği geldikleri gibi hızla geri dönmüş olsalar da Bulgaristan ile Makedonya'yı kasıp kavurmuş ve muhtemelen Yunanistan'a kadar da ilerlemişlerdi. Bu durum Bizans kuvvetlerinin yeni tehditler karşısında giderek artan yetersizliğini gözler önüne seriyordu. Aynı dönemlerde Yunanistan'da Nikoloutzas Delphinas'ın önderliğinde imparatorluk vergilerine karşı bir ayaklanma patlak verdi. Bu isyan genel bir af ilan edilmesiyle sona erdirildi ve Nikoloutzas idam edildi. Konstantinos yönetimindeki Bizans İmparatorluğu dört bir yandan sorunlarla boğuşuyordu.

Ancak Konstantinos'un hükümdarlığı döneminde Bizans'ın yaşadığı kayıplar en çok İtalya'da baş gösterdi. MS 1053 yılında Papa'ya karşı kazandıkları zaferin ardından Normanlar Bizans'ın elindeki Güney İtalya kasabalarını ele geçirmeye devam ettiler. MS 1057 yılında Robert Guiscard ile Roger kardeşler Calabria'daki Norman kuvvetlerinin komutasını ele geçirdi ve takip eden üç yıl içinde bölgeyi fethetti. İtalya çizmesinin Balkanlar'a en yakın tarafı olan Apulia bölgesi Bizans'ın elinde kalan tek yerdi. MS 1059 yılında, Roma'daki rakip bir 'karşı papa' ile mücadele etmek için müttefik arayan reformcu Papa II. Nicolaus, Robert'i Apulia, Calabria ve Sicilya Dükü ilan ederek Güney İtalya tarihinde yeni bir sayfa açtı. Elbette Papa'nın hala Bizans'ın elinde bulunan Apulia'yı Normanlara devretme yetkisi yoktu (aslına bakılırsa o dönemde Müslüman yönetimi altında olan Sicilya için de durum aynıydı) ancak Normanlara kazandırılan bu meşruiyet duygusu Bizanslılara karşı işlerini kolaylaştırdı.

İtalya Bizanslılar için her zaman Balkanlar ve Anadolu'daki merkez eyaletlerinin ardından gelen düşük öncelikli bir bölge olmuştu. Bu nedenle Apulia'daki Bizans şehirlerinin valilerine Normanları mağlup etmeleri için Konstantinopolis'ten ek kuvvetler gönderilmedi. Valiler en iyi ihtimalle yalnızca Norman saldırılarına karşı direnmeyi umabiliyorlardı. Norman ilerleyişi iç karışıklıklar ve Müslümanların elindeki Sicilya'yı fethetmek amacıyla düzenlenen bir sefer nedeniyle yavaşladı. MS 1066 yılında Balkanlar'a doğru ilk kez bir Norman filosu yola çıktığında Bizanslılar paniğe kapıldı ancak Bizans donanması bu filoyu daha Balkan kıyılarına ulaşmadan yok etti. MS 1068 yılında Robert Guiscard Apulia eyaletinin Bizans yönetimindeki başkenti olan Bari'yi üç yıl sürecek bir kuşatma altına aldı. MS 1071 yılında Bari ele geçirildiğinde İtalya'daki Bizans varlığı I. Justinianus'un (hükümdarlık yılları MS 527 ile 565) saltanatından bu yana ilk kez tamamen ortadan kalkmış olacaktı.

Ölüm ve Miras

Ondan hemen önceki seleflerinin aksine Konstantinos bir hanedan kurmaya çalıştı. II. Romanos'tan (hükümdarlık yılları MS 959 ile 963) bu yana erkek çocuk sahibi olan ilk imparator olarak üç oğlu vardı ve Paflagonyalılar IV. Mihail (hükümdarlık yılları MS 1034 ile 1041) ile V. Mihail'den (hükümdarlık yılları MS 1041 ile 1042) bu yana bir hanedan kurmaya girişen ilk kişiydi. Konstantinos oğulları Mihail ve Konstantinos'u ortak imparator ve kardeşi İoannis'i de yüksek bir makam olan sezarlık görevine atadı. Ancak Bizans İmparatorluğu'nda yerleşik bir hanedanlık ilkesi bulunmuyordu. Makedonya Hanedanlığı (hükümdarlık yılları MS 867 ile 1056) halkın gözünde meşru yöneticiler olarak destek görse de bu durum hanedanın uzun ömürlü olmasından kaynaklanan bir istisnaydı. Dukas ailesi Konstantinos'un ölümünden sonra aynı imparatorluk hanedanı hissini yaratma konusunda yetersiz kalacaktı.

Konstantinos MS 1066 yılının Ekim ayında hastalandı ve muhtemelen 22 veya 23 Mayıs 1067 tarihindeki ölümüne kadar yatalak olarak kaldı. Öldüğünde oğulları henüz çocuk yaştaydı ve bu nedenle tahtın onlara devredilmesi mümkün değildi. Ortaya çıkan bu iktidar boşluğunu bir ordu komutanı olan Romen Diyojen (hükümdarlık yılları MS 1068 ile 1071) dolduracak ve Konstantinos'un yönetiminin ve uluslararası koşulların doğurduğu tüm sorunlarla birlikte Bizans İmparatorluğu'nu devralan kişi o olacaktı. Konstantinos'un politikaları ve yeni güçlü düşmanların ortaya çıkışı, Romen Diyojen'in MS 1071 yılında Malazgirt Meydan Muharebesi'nde Selçuklu Türklerine yenilmesinin ardından zirveye ulaşacak büyük bir felaketin zeminini hazırlamıştı. Bu olaydan sonra Bizans İmparatorluğu'nun çöküşü ivme kazanacak ve Bizanslılar bir daha asla tam anlamıyla toparlanamayacaktı.

Çevirmen Hakkında

Yazar Hakkında

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Goodyear, M. (2026, Mayıs 27). X. Konstantinos Dukas. (M. Dokumacı, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-17287/x-konstantinos-dukas/

Chicago Formatı

Goodyear, Michael. "X. Konstantinos Dukas." tarafından çevrildi Muhterem Dokumacı. World History Encyclopedia, Mayıs 27, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-17287/x-konstantinos-dukas/.

MLA Formatı

Goodyear, Michael. "X. Konstantinos Dukas." tarafından çevrildi Muhterem Dokumacı. World History Encyclopedia, 27 May 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-17287/x-konstantinos-dukas/.

Reklamları Kaldır