Decius MS 249'dan 251'e kadar Roma imparatoruydu. MS 249 yılında İmparator Arap Philip, senatör Decius'u sorunlu Moesia ve Pannonia eyaletlerinin valisi olması için gönderdi. Oradaki valinin etkisiz komutası altındaki Roma lejyonları, Philip'in tazminat ödemelerini kestiği için öfkeli olan istilacı Gotlara firar ediyordu. Gotları püskürttükten ve bölgede istikrarı yeniden sağladıktan sonra hâlihazırda Philip'in yönetiminden bıkmış olan Decius'un lejyonları onu imparator ilan ettiler. Firar etmiş lejyonların geri dönüşü ve birliklerinin cesaretlendirmesiyle Decius MS 249 yılının Eylül ayında Roma'ya doğru ilerledi. Bazı tarihçiler Decius'un Philip'le savaşmaya isteksiz olduğuna inansa da iki imparatorun orduları Makedonya'daki Beroea'da karşılaştı ve orada Decius Philip'i yendi ve öldürdü. Kısa bir süre sonra Philip'in genç oğlu ve varisi Roma'daki Pretoryan kampında öldürüldü. Roma'nın resmen yeni bir imparatoru vardı. Bu imparator, Balkanlar'dan gelen uzun imparatorlar silsilesinin ilki olacaktı.
Erken Hayatı
Quintus Decius Valerinus, MS 190 yılı civarında Balkanlar'ın Pannonia eyaletinde bulunan küçük Budalia köyündeki geniş bir toprak sahibi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Genç ve hırslı Decius, saygın bir Etrüsk ailesi olan Herennia Cupressenia Etruscilla ile evlendi. İki oğulları olacaktı, Herennius ve Hestilianus. Orduda ün kazanmış seleflerinin aksine, Macrinus, Maximinus ve Philip, Decius'un orduda yok denecek kadar az tecrübesi vardı. Roma Senatosu'nun seçkin bir üyesi olarak ve hatta MS 232'de konsül olarak görev yaptı. MS 235'ten 238'e kadar Aşağı Germanya ve daha sonra Hispania Tarraconensis valisiydi. Philip'in hükümdarlığı sırasında, Moesia ve Pannonia'ya gönderilmeden önce Roma'nın valisiydi. Olayların garip bir şekilde gelişmesiyle, Philip imparatorluktan çekilmeyi teklif ettiğinde, istifasının gereksiz olduğunu söyleyerek engelleyen Decius oldu.
İmparator Olarak Decius
Philip'i mağlup ettikten ve Roma'da gücünü sağlamlaştırdıktan sonra, imparator, yaşlanan Kolezyum'un onarımı ve Decius Hamamları'nın inşası dahil olmak üzere bazı inşaat projelerine odaklandı. MS 250 yılında Tuna'yı geçip Trakya eyaletine giren ve Phillippolis şehrine saldıran ve tekrar ortaya çıkan Gotlarla savaşmak için kuvvetlerini Balkanlar'a götürdüğünde askerliğe geri döndü. Orada Gotlar, eyalet valisi Titus Julius Priscus ile müttefik oldular. Gotların desteğiyle Priscus vakit kaybetmeden kendini imparator ilan etti. Ancak, kesin tarihi bilinmemekle birlikte, Priscus imparatorluk makamının faydalarından yararlanmadan yeni müttefikleri tarafından öldürüldü. 251 yılında, Roma'dan uzakta savaşmaya devam eden Decius, ikinci gasıpın, senatör Iulius Valens Licinianus, haberini aldı. Priscus'un aksine o Roma'da hem senato hem de halk arasında biraz desteğe sahipti, ancak kendisi ve isyanı, Decius tarafından o yokken idari görevleri üstlenmek üzere atanan Publius Licinius Valerianus (253-260 yılları arasında geleceğin imparatoru) tarafından kısa sürede bastırıldı.
Decius bu sözde imparatorlarla uğraşamazdı. Onun başlıca endişesi Gotların lideri Knivaydı. Decius'un kuvvetleri tarafından geri püskürtülmesine rağmen, istilacı “barbar” doğuya doğru devam etti ve orada Roma'nın Dacia eyaletine geçmiş Carplar ona katıldı. Kniva'yı durdurmak umuduyla imparator, en büyük oğlu Herennius'u Moesia'ya gönderdi ve Decius da kısa süre sonra onu takip etti. Ne yazık ki, Decius ve oğlu (ortak imparator olarak atanmıştı) Kniva ve onun birleşik kuvvetlerini geri püskürtemediler. İkisi de Yukarı ve Aşağı Moesia valisi Trebonianus Gallus ile birleştikleri Oescus'a kaçtılar. Erken başarıya rağmen, Decius ve oğlu (ayrıca ordularının çoğu) bir bataklıkta tuzağa düştüler ve Abrittus Savaşı'nda öldüler. Decius yabancı bir düşman karşısında savaşta ölen ilk Roma imparatoruydu. Trebonianus Gallus imparatorluk ünvanını aldı (MS 251-253) ve Gotlarla hızlıca barış yaptı. Roma'ya döndüğünde, Decius'un en küçük oğlunu ortak imparator ilan etti, ancak çocuk kısa süre sonra öldü.
İmparator Decius için ne yazık ki, o askeri seferlerinden çok Hristiyanlara yönelik zulmüyle hatırlanır. Hiçbir imparatorluk fermanında Hristiyanlar açıkça adlandırılmamış olsa da, bu fermanların kime yönelik olduğu açıktı. Bazı tarihçiler onun Hristiyanlara olan nefretinin, Philip'in daha az agresif politikalarından kaynaklandığını öne sürmektedir - Philip'in Hristiyan olduğu yönünde sürüp giden söylenti. Decius, tüm vatandaşların sadece Roma tanrılarına kurban sunmakla kalmayıp pagan ritüellerini de yerine getirmeleri gerektiğini ilan etti. Bu, Nero'nun hükümdarlığından beri, hem Yahudilerin hem de Hıristiyanların her zaman yapmayı reddettiği bir şeydi. Hristiyanlara inançlarından vazgeçmeleri emredilmemiş olsa da, bağlılık göstermeyi reddedenlere işkence ve idam yaygın bir uygulamaydı - Romalı Papa Fabianus bile bağışlanmadı. Bu bağlılık sadece Roma tanrılarına değil, imparatorluk kültü aracılığıyla imparatora da uzanıyordu. Decius, kendisinden önce gelenlerin çoğuna hayranlık duyuyordu ve onların tanrısallığını yeniden tasdik etmek amacıyla her birini onurlandırmak için sikkeler bastırdı. Ayrıca, Roma imparatoru Trajan ile kendini ilişkilendirmek için Decius, Trajanus adını bile aldı. İmparatorun ölümünden sonra zulümler sona erdi, ancak elli yıl sonra İmparator Diocletianus döneminde yeniden canlanacaktı.

