New Orleans Muharebesi

Amerikan Agincourt'u
Harrison W. Mark
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF

New Orleans Muharebesi (8 Ocak 1815), Tümgeneral Andrew Jackson (1767-1845) kumandasındaki dağınık bir Amerikan ordusunun, Tümgeneral Sir Edward Pakenham (1778-1815) kumandasında üstün bir İngiliz kuvvetini geri püskürttüğü 1812 Savaşı'nın son büyük muharebesiydi. Muharebe inanılmaz derecede dengesizdi - Amerikalılar 71 kayıp verirken, İngilizler için 2.000'den fazlaydı - ve barış imzalandıktan sonra olmuştu. Ancak lüzumsuzluğuna rağmen, muharebe yeni kurulan Amerika Birleşik Devletleri'ne hakimiyetine dair yeni bir özgüven kazandırdı ve galibi Jackson'ı başkanlık yoluna soktu.

Gibbs' Assault at the Battle of New Orleans
Gibbs'in New Orleans Muharebesi'ndeki Taarruzu Kurz and Allison (Public Domain)

Pakenham ve İngiliz İşgali

New Orleans'ta kan dökülmesine yol açacak hadiseler, üç ay önce, serin bir Ekim akşamı, Sir Edward Pakenham'ın Harbiyee ve Koloniler Nazırı Lord Bathurst'tan bir mektup almasıyla harekete geçmişti. Mektupta, Naip Prens'in "Amerika Birleşik Devletleri kıyılarında Majestelerinin Filolarıyla beraber hareket eden bütün birliklerin kumandasını size vermekten memnuniyet duyduğunu" bildiriyor ve kendisine Mississippi Nehri'nin ağzında stratejik bir mevkide bulunan New Orleans'a karşı operasyonlar düzenlemesi talimatını veriyordu (Napolyon Serisi'nden alıntı). Bathurst, İngilizlerin bu hassas noktaya saldırarak, Amerikan dikkatini, çatışmaların çoğunun yaşandığı Kanada'dan uzaklaştırabileceklerini umuyordu; eğer İngilizler, Louisiana Satın Alımı'nın yapıldığı topraklara girip barış müzakerelerinde koz olarak kullanabilirlerse, bu çok daha iyi olurdu. Nitekim, Amerikalı ve İngiliz diplomatlar o esnada Birleşik Hollanda'daki (bugünkü Belçika) Gent'te barış görüşmeleri yürütüyorlardı. Ancak Bathurst, Pakenham'a duyabileceği herhangi bir barış şayiasını dikkate almamasını ve ne olursa olsun sefere devam etmesini söyledi.

NEW ORLEANS DIŞINDAKİ AMERİKAN HATLARI 4.000 KİŞİLİK BİR PARÇADAN OLUŞUYORDU.

Vazifeli ve hırslı bir adam olan Pakenham, sefer hazırlıklarına kendini adadı. Ailesinin kendisine İngiliz Ordusu'nda teğmen rütbesi verdiği 16 yaşından beri, Pakenham sadece bir asker hayatı yaşamıştı. En son Yarımada Savaşı'nda (1808-1814) Napolyon Fransası ordularına karşı savaşmış ve ünlü kayınbiraderi 1. Wellington Dükü Arthur Wellesley'nin (1769-1852) kumandasında vazife yapmıştı. Pakenham, 3. Tümenine kumanda ettiği ve Fransız askerlerini "çözülemez bir kargaşa" içinde geri püskürttüğü Salamanca Muharebesi'nde (22 Temmuz 1812) kendini göstermişti. Bu tür eylemleri sebebiyle şövalye ilan edilmiş ve tümgeneralliğe terfi ettirilmişti. Yıllarca Napolyon'un tecrübeli askerleriyle savaşmış olan Pakenham, Louisiana ve Tennessee'de kır kısmındaki milislerine dair endişelenmesi için bir sebep olmadığını düşünüyordu. Kasım ayında Pakenham, New Orleans'a doğru yola çıkmış olan ordusuna katılmak üzere Londra'dan yola çıktı. Jamaika'da toplanan İngiliz birlikleri, Amiral Sir Alexander Cochrane kumandasındaki 50 Kraliyet Donanması gemisine binmiş ve 14 Aralık 1814'te Louisiana, Borgne Gölü'nün hemen doğusunda demirleyerek Meksika Körfezi'ne girmişti.

Borgne Gölü'ne erişim, Teğmen Thomas ap Catesby Jones kumandasındaki beş Amerikan savaş gemisince mani olundu. Akşam, 980 İngiliz denizci ve Kraliyet Deniz Piyadeleri 42 sandala binerek Jones'un küçük kuvvetini yerinden çıkarmak için sessizce kürek çektiler. Kısa bir çatışmanın ardından İngilizler, 17 ölü ve 77 yaralı pahasına savaş gemilerini ele geçirmeyi başardılar (Amerikalılar 6 ölü ve 35 yaralı verdi). İngilizler daha sonra karaya çıkmaya başladı; sonraki altı gün boyunca, Tümgeneral John Keane kumandasında 1.600 asker, şehrin yaklaşık 48 km doğusundaki Pea Adası'na kürek çekti. Karadan ilerleyerek 23 Aralık sabahı New Orleans'ın 14 km güneyindeki Mississippi Nehri'nin doğu kıyısına ulaştılar. Keane, takviye kuvvetlerini beklemek için orada durdu. Askerleri kamp kurarken, bazıları Binbaşı Gabriel Villeré'nin evine girdi. Villeré pencereden atlayıp New Orleans dışındaki Amerikan hatlarına kadar koştu. Orada bulduğu askerler, 4.000 kişilik dağınık bir topluluktu: Fransızca konuşan Louisiana milisleri ve kaba konuşan Tennessee sınır muhafızları, atlı Mississippi ejderhaları ve kifayetsiz ikmalli İrlandalı göçmenler, bazıları köleleştirilmiş bazıları hür iki tabur Siyahi adam ve ayrıca Choctaw Kızılderilileri, korsanlar ve privateerler . Ama belki de hepsinin arasında en dikkat çekici figür, uzun boylu, zayıf, delici mavi gözlü ve ateşli bir mizaca sahip bir hudt muhafızı olan kumandanlarıydı; Andrew Jackson.

Jackson New Orleans'a Varıyor

Jackson, derin bir nefret duygusuna sahip tutkulu bir adamdı ve İngilizlerden daha çok nefret ettiği çok az insan vardı. 1781'de, Amerikan Bağımsızlık Savaşı (1775-1783) memleketi Güney Carolina'ya ulaştığında, genç Jackson ve kardeşi Robert, İngiliz askerlerince esir alındı. Jackson, bir İngiliz subayının botlarını boyamayı reddettiğinde, subayın kılıcıyla bir darbeyle cezalandırıldı ve sol eli ile başında, hayatı boyunca taşıyacağı izler bıraktı. Ardından, kardeşiyle beraber bir savaş esiri kampına gönderildiler; burada yetersiz beslendiler ve çiçek hastalığına yakalandılar. Sonunda bir esir değişimiyle serbest bırakıldılar, ancak Robert eve döndükten iki gün sonra hayatını kaybederek bir daha asla iyileşemedi. Anneleri de kısa bir süre sonra öldü ve Jackson, 14 yaşında dünyada yapayalnız kaldı. Ailesinin yok olmasından İngilizleri mesul tutuyordu ve hiçbir şey bunu unutmasını sağlayamıyordu.

Gen. Andrew Jackson
General Andrew Jackson John Wesley Jarvis (Copyright)

1812 Savaşı'nın başlangıcında Jackson, benimsediği Tennessee eyaletinden 2.000 gönüllüden oluşan bir ordu topladı ve onları New Orleans müdafaasına yürüttü. Sertliğiyle tanınan 45 yaşındaki Jackson, adamları tarafından "Old Hickory" (Eski Hickory, Kuzey Amerikan Cevizi demektir) lakabıyla anılıyordu. 1813'e gelindiğinde, İngilizlerce desteklenen Muscogee (Creek) Yerli Amerikalılarından oluşan bir grup olan "Kızıl Değnekler"e karşı savaşıyordu. Tallushatchee (3 Kasım 1813) ve Horseshoe Bend'de (27 Mart 1814) kanlı zaferler kazandıktan sonra, Creekleri günümüz Alabama ve Georgia'sındaki geniş toprak parçalarını Amerika Birleşik Devletleri'ne bırakmaya zorladı. Ardından savaşı İspanyol Florida'sına taşıdı ve Pensacola Muharebesi'nde (7-9 Kasım 1814) İspanyol ile İngiliz birliklerini yendi. İngilizlerin New Orleans'a hücum planladığı haberi ona ulaştığında hâlâ Pensacola'daydı. Şehrin Amerikan Batısı'nın anahtarı olduğunun farkında olan Jackson, emrindeki bütün eyalet milisler ve düzenli birlikleri alarak şehrin müdafaasına koştu.

1 Aralık 1814'te şehre vardı; ayın ortasında, Amiral Cochrane'in Borgne Gölü açıklarındaki filosunu öğrenince örfi idare ilan etmeye karar verdi. Çok geçmeden, aralarında aristokratlar, Choctaw Kızılderilileri ile kölelerin de bulunduğu 4.000 kişiyi toplamış ve Jean Laffitte (yaklaşık 1780-1823) ve kardeşi Pierre kumandasında bir korsan ve kaçakçı çetesiyle ittifak kurmuştu. Jackson, bu adamları hemen işe koyup şehrin dışında üç müdafaa hattı inşa etti. Rodriguez Kanalı boyunca inşa edilen ve bir tür müdafaa hendeği vazifesi gören ve bir ucunda büyük bir bataklıkla çevrili, diğer ucunda ise Mississippi Nehri kıyısına kadar uzanan "Jackson Hattı" olarak adlandırılan dış hat, 'Jackson Hattı' olarak adlandırılıyordu. Toplar, belirli aralıklarla, kütükler, toprak ile çamurla sıvanmış pamuk balyalarıyla korunan siperlere yerleştirilmişti. Ancak herkes Jackson'ın örfi idare ilan etmesini desteklemiyordu; Louisiana yasama meclisi azası Louis Louaillier, bunu kınayan bir mektup yazdı. Jackson kendini sözlerle müdafaaya tenezzül etmedi; bunun yerine, Louaillier'ı tutuklattı. ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı Dominic A. Hall, Louaillier'ın serbest bırakılması için bir habeas corpus emri imzaladığında, Jackson bunu görmezden gelmekle kalmadı, yargıcı da tutuklattı. Belli ki, Old Hickory, hukukun üstünlüğünün kendisiyle gayeleri arasına girmesine izin verecek türden bir adam değildi.

The Battle of New Orleans
New Orleans Muharebesi Jean Hyacinthe de Leclotte (Public Domain)

Çatışmalar

Ve böylece, Villeré, Jackson'a İngiliz kampı hakkında bildiği her şeyi anlattıktan sonra, general kendini bir savaş için can atarken buldu. 23 Aralık gecesi, Jackson, Keane'in şüphelenmeyen İngiliz birliklerine karşı sessizce 2.131 adamını idare etti. Üç koldan bir taarruz başlatan Amerikalılar, İngilizleri tamamen gafil avladı ve kamplarından sürdü. Bu kısa çatışmanın ardından Jackson, birliklerini 'Jackson Hattı'na geri çekti; 24 ölü, 115 yaralı ve 74 kayıp vermişti, ancak İngilizlerse 46 ölü, 167 yaralı ve 64 kayıp. Ertesi gün - Noel Arifesi - Pakenham nihayet İngiliz ordusunun kumandasını bizzat devralmak üzere geldi; aynı gün, savaşan tarafların hiçbirinin haberi olmadan, Avrupa'da Ghent Antlaşması imzalandı ve savaş sona erdi. Bu haberin Atlantik'i aşması haftalar alacaktı ve bu zamana kadar New Orleans'ın gölgesinde savaşa hazırlanan birçok mahkum için çok geç olacaktı.

Pakenham, sonraki birkaç gününü mevzisini teminat altına almakla geçirdi. 26 Aralık'ta, Cochrane'in firkateynlerinden alınan dokuz donanma topçusunu getirdi ve ırmaktan İngilizleri taciz eden iki ABD Donanması savaş gemisine yöneltti. USS Carolina adlı yelkenli gemi, şiddetli bir patlamayla batarken, USS Louisiana ise tehdit oluşturamayacak kadar hasar görmüştü. İki gün sonra Pakenham, Amerikan toprak yapılarını incelemek ve zayıflıkları test etmek için geniş çaplı bir hücum emri verdi. Pakenham'ın ikinci kumandanı Tümgeneral Samuel Gibbs, taarruzun sağ koluna, General Keane ise sol koluna kumandan ediyordu. Gibbs'in adamları, Jackson'ın karakol hattını geri püskürtmeyi başardı ve 'Jackson Hattı'na birkaç metre kadar yaklaştı. Keane'in adamları, nehir kıyısında karaya oturmuş USS Louisiana'nın açtığı ateşle daha az hasar gördü. Keane'in birliklerinin aldığı hasarı gören Pakenham, Gibbs'in adamları ilerleme kaydetse de bütün taarruzu iptal etmeye karar verdi; eğer devam etseydi, harekât çok daha farklı neticelenebilirdi.

British Generals Pakenham and Gibbs
İngiliz Generalleri Pakenham ve Gibbs 14GTR (CC BY-SA)

Gibbs'in taarruzunun neredeyse başarıya ulaşması, Jackson'ı hattında zayıflıklar olduğuna ikna etti ve adamlarını bir kere daha mevzilerini kazmaya ve tekrar siper kazmaya yöneltti. 1 Ocak 1815'te Pakenham'ın ordusu mevzilenmişti ve İngilizler, Amerikan hattına topçu ateşi açarak Yeni Yılı kutladı. Baraj başladığında kahvaltısını yapan Jackson, karargah binasından zar zor kurtuldu ve bina düşman ateşiyle yıkıldı. Yavaş yavaş, Amerikan topları canlandı ve üç saatlik bir topçu düellosu başladı; düello bittiğinde, İngiliz topları verdikleri hasardan daha fazlasını vermişti. Muzaffer bir bombardımanın ardından piyade taarruzu yapmayı uman Pakenham, daha fazla adam ve mühimmat beklemek için taarruzu iptal etmeye karar verdi. Adamları Cochrane'in gemilerinden bütün yolu erzakla geçerken beklemeye mecbur kaldı ve bu da Jackson'a hattını tahkim etmek için bir fırsat daha verdi. 4 Ocak'ta Jackson, Kentucky milislerince takviye edildi ve milis sayısı yaklaşık 5.700'e çıktı. lakin sadece birkaç yüz tanesi silahlıydı ve bu da Jackson'ın "silahsız, iskambil destesi ve bir sürahi viskisiz" bir Kentuckyliyi ilk defa gördüğünü söylemesine neden oldu (Howe, 11'den alıntı). Kentucky milislerini köle isyanları ihtimaline karşı şehrin elinde bulundurduğu cephanelikten yedek silahlarla teçhiz etti ve geleceğini bildiği hücumu beklemek için oturdu.

Muharebe: 8 Ocak 1815

7 Ocak'ta Pakenham, Tümgeneral John Lambert kumandasındaki 2.000 askerle takviye edildi ve toplam asker sayısı takriben 8.000'e ulaştı. Ertesi sabah hücuma karar verdi. Planı, Albay William Thornton kumandasındaki önemli sayıda askerin gece yarısı Mississippi Nehri'ni geçmesini, nehrin doğu kıyısındaki Amerikan bataryalarına saldırmasını ve bu topları Jackson'ın hatlarına çevirmesini ihtiva ediyordu. Gibbs, Jackson'ın merkezine doğru ana taarruzda aynı anda 2.500 askere liderlik ederken, Keane ağır Amerikan toplarının ateşini çekmek için 1.200 askerle nehre doğru bir aldatmaca gerçekleştirecekti. Yarbay Timothy Jones, Amerikan sol kanadındaki bataklıklardan geçen bir hafif piyade müfrezesine liderlik edecek ve Lambert'in yeni gelenleri yedekte tutulacaktı. Jackson'ın toprak siperlerini aşmak için İngiliz askerlerine merdivenler ve hendekleri doldurmak için kullanılan şeker kamışı demetleri (fascinler) verilecekti.

New Orleans Battle Map
New Orleans Muharebesi Haritası US Military Academy (Public Domain)

8 Ocak Pazar günü şafak vakti, Pakenham'a Thornton'ın birliklerinin Mississippi Nehri'ni geçmekte zorluk çektiği ve henüz yerlerine yerleşmedikleri, bazı hücüm birliklerinin ise merdiven veya çalılıklarını bulamadıkları bildirildi. Tırmanma ekipmanlarını yerleştirme mesuliyeti, zamanında yerleştiremeyen Yarbay Thomas Mullins'e aitti. Lakin Pakenham, her şey yerli yerine oturana kadar hücumu tehir etmek yerine daha fazla bekleyemeyeceğine karar verdi; tiz bir düdükle, alev alev yanan bir Congreve roketi karanlık gökyüzüne bir parabol çizerek taarruzun başlama sinyalini verdi. Mekanik bir disiplinle, kırmızı ceketli İngiliz birlikleri sabahın erken saatlerindeki sisin içine ve Chalmette plantasyonu olarak bilinen alana doğru ilerledi. Yarbay Robert Rennie liderliğindeki Keane'in kolunun öncü unsurları, diğer İngiliz birliklerinin biraz önündeydi. Nehir kıyısının batı kıyısı boyunca ilerleyerek Amerikan karakollarını geri püskürttüler. Kısa zaman sonra sisin içinden çıkarak Jackson'ın topçularının görüş sahasına girdiler.

Amerikan topları, yaklaşan İngiliz askerlerinin üzerine ateş, duman ve kurşun püskürtürken yer sarsıldı. Saçmalıklarla delik deşik olmuş onlarca adam, kan ve parçalanmış uzuvlarla yere yığılmıştı. Yine de Rennie ilerlemeye devam etti ve çok geçmeden adamları nehrin kıyısındaki bir Amerikan siperini ele geçirdi. Yarası kanayan Rennie, Keane'in kolunun geri kalanını beklerken bu pozisyonu korumaya çalıştı. Bu sırada Gibbs'in adamları, Jackson'ın hattının sol ortasına doğru ilerlerken, Amerikan topçularının yoğun ateşi altında kaldılar. Birkaç su dolu drenaj hendeğine saplanan Gibbs'in birliklerinin, Amerikan güllelerinin başlarının üzerinden zararsızca uçması için dua ederek kendilerini yere bastırmaktan başka çareleri yoktu. Yavaşça, Amerikan hattına 91 metre kadar yaklaştıklarında, hava tüfek ateşinin çıtırtılarıyla doldu. Amerikan mevzilerine saldırmak için yeterli merdiven veya örtüden yoksun olan Gibbs'in adamlarının, kanala dalmak veya hendeklerden birine sığınmak dışında pek çaresi kalmamıştı. Hattı sallanmaya başladı.

Jackson at the Battle of New Orleans
Jackson New Orleans Muharebesi'nde Dennis Malone Carter (Public Domain)

Gibbs'in hücumunun tehlikede olduğunu fark eden Pakenham, cesaret vermek için atını sürdü. Ancak düşman hatlarına çok yaklaşmıştı ve atı altından vuruldu; bir başkasına binerken, bir gülle mermisi isabet etti ve öldürücü bir yarayla yere yığıldı. Gibbs, Amerikan hattından yaklaşık 20 metre uzakta yere yığılarak cansız bedenine uzun süre dayanamadı. Amerikan toplarından gelen gülle dalgaları kumaşı, eti ve kası yırtarken, Tennessee ve Kentucky tüfekçileri hendekte çömelmiş dehşet içindeki İngiliz askerlerine ateş açtı. Ana birlikleri Rennie'yi desteklemek için ilerlemeye devam eden Keane, Gibbs'in kolunun eridiğini fark etti ve onları desteklemek için Yarbay Robert Dale kumandasındaki 93. Highlanders Alayı'nı gönderdi. Highlanders alayına katılanlar hızla dağıldı ve çok geçmeden Dale, vatandaşlarının kanayan cesetlerinin yanında ölü yatıyordu. Keane de boynundan yaralandı ve savaş sahasından götürüldü; yarası öldürücü değildi, ancak ele geçirilen Amerikan siperinde Rennie, adamlarının çoğuyla birlikte ölmüştü. Sol kanatta, Albay Jones'un hafif piyadeleri de püskürtülmüş ve Jones da öldürücü şekilde yaralanmıştı. Bazı İngiliz başarıları da elde edilmişti; nehrin diğer yakasında, Albay Thornton emredildiği gibi Kentucky milislerini geri püskürtmeyi ve topçuları ele geçirmeyi başarmıştı. Lakin çok geçti; asıl taarruz başarısız olmuştu. Güneş, Ocak ayının yakıcı gökyüzüne tırmanmaya devam ederken, ölüler ve ölmekte olanlarla dolu ıslak bir tarlanın üzerinde parlıyordu.

Death of Pakenham at New Orleans
Pakenham'ın New Orleans'ta Vefatı F. O. C. Darley (Public Domain)

Sonrası

New Orleans Muharebesi iki saatten biraz fazla bir zamanda sona erdi. İngiliz hücumu püskürtülmüş ve mağlubiyet korkunç bir bedelle gelmişti: 291 ölü, 1.262 yaralı ve 484 kayıp. Amerikalılar ise yalnız 13 ölü, 39 yaralı ve 19 kayıp veya esir vermişti. Bu inanılmaz derecede dengesiz zafer, çamura saplanmış talihsiz Fransız şövalyelerinin İngiliz uzun okçularınca biçildiği Agincourt Muharebesi (25 Ekim 1415) ile kıyaslanabilirdi; şimdi ise Amerikan topları ile tüfekleri karşısında cesurca ama lüzumsuz yere canlarını feda edenler İngilizlerdi. Muharebenin ardından General Lambert, İngiliz ordusunun kumandasını devraldı. Seferi terk etmek yerine, adamlarını gemilere geri götürdü ve Mississippi Nehri'nde yelken açarak Fort St. Philip'i dokuz gün boyu bombaladı. Şehri kurtarma hedefine ulaşan Jackson, onun peşine düşmedi. Bunun pek bir önemi yoktu, zira askerlere savaşın takriben bir aydır bittiği haberi kısa zamanda ulaştı. New Orleans Muharebesi'nin hiç yapılmamış olması gerekmezdi.

Ne kadar lüzumsuz olsa da, muharebenin Amerikan halkı üzerinde büyük bir psikolojik tesiri oldu. Gent Antlaşması, her iki ülkeyi de savaş öncesi sınırlarına kavuşturmuştu; bu da 1812 Savaşı'nın bir nevi berabere bittiği manasına geliyordu. New Orleans, Amerikalılara son sözü söylemiş ve milli şereflerini tatmin etmiş gibi bir his vermişti. Netice olarak, bu, bir millet olarak özgüvenlerini tahkim etti ve "İyi Duygular Çağı" olarak bilinen bir sonraki on yıllık siyasi istikrarın başlamasına yardımcı oldu. Jackson'a gelince, bu muharebe onu milli bir kahramana dönüştürdü ve 14 yıl sonra başkanlığa giden yola soktu.

Sorular & Cevaplar

New Orleans Muharebesi neydi?

New Orleans Muharebesi, 1812 Savaşı'nın son büyük muharebesi olup 8 Ocak 1815'te gerçekleşti.

New Orleans Muharebesi'nde sıra dışı olan neydi?

New Orleans Muharebesi, 1812 Savaşı'nı sona erdiren Gent Antlaşması'nın imzalanmasından sonra gerçekleştiği için alışılmadık bir muharebeydi (her ne kadar muharebeye katılanlar bunu bilmese de). Aynı zamanda inanılmaz derecede muvazenesiz bir muharebeydi ve ABD'nin 100'den az, İngiltere'nin ise 2.000'den fazla kayıp vermesiyle neticelendi.

New Orleans Muharebesi neden önemliydi?

New Orleans Muharebesi, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir millet olarak özgüvenini güçlendirmesi ve Andrew Jackson'ı başkanlığa taşıması açısından önemliydi.

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Harrison W. Mark
Harrison Mark, Tarih ve Siyaset Bilimi eğitimini aldığı SUNY Oswego Üniversitesi'nden mezun olmuştur.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, H. W. (2025, Eylül 02). New Orleans Muharebesi: Amerikan Agincourt'u. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2744/new-orleans-muharebesi/

Chicago Formatı

Mark, Harrison W.. "New Orleans Muharebesi: Amerikan Agincourt'u." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Eylül 02, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2744/new-orleans-muharebesi/.

MLA Formatı

Mark, Harrison W.. "New Orleans Muharebesi: Amerikan Agincourt'u." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 02 Eyl 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2744/new-orleans-muharebesi/.

Reklamları Kaldır