Elizabeth Dönemi'ndeki Yiyecek ve İçecekler

Makale

Mark Cartwright
tarafından yazıldı, Ceren Erkılıç tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Makaleyi Yazdır PDF

Elizabeth Dönemi'nde yiyecek ve içecekler oldukça çeşitliydi ve bugün olduğundan daha fazla et ve çeşidi, varlıklı kesim tarafından tüketiliyordu. Yemeklerin depolanması hala süregelen bir sorundu, bu yüzden taze ürünler ya evde yetiştiriliyordu ya da yerel pazarlardan düzenli olarak temin ediliyordu. Güçlü aromaya sahip yoğun soslar popülerdi ve Asya'dan gelen malzemelerin daha ulaşılabilir hale gelmesiyle soslar da çeşitlendi. Hamur işleri, kekler ve her türden tatlı yiyecekler oldukça rağbet görüyordu ve genellikle tuzlu yemeklerin arasında tüketiliyordu. Suya karşı olan haklı şüphe, ale ve biranın en popüler içecekler olduğunu gösterirken; şarap ise daha varlıklı kesim için hoş bir seçenekti. Halkın bazı kesimleri ailelerini doyurmakta zorlanırken - özellikle MS 16. yüzyılın uzun kışlarında - yabancı ziyaretçiler sıklıkla Elizabeth Dönemi'nde, kıta komşularına kıyasla, köylülerin ne kadar iyi ve zenginlerin ne kadar fazla beslendiklerini belirtiyorlardı.

16th Century CE Kitchen Still-life
MS 16. yüzyıl mutfak natürmortu
Jacopo Chimenti (Public Domain)

Pişirme ve Depolama

Elizabeth Dönemi'nde yiyecekler genellikle evde yapılırdı ama birçok mahallede, insanların hazırladıkları hamurları ekmek yapmaları için veya haşlama pişirmeleri için umumi fırınlar bulunuyordu. Hizmetçi tutabilecek durumda olanlar evlerine, aynı zamanda çoğunlu kadından oluşan ama erkeklerin de olduğu aşçılar tutuyorlardı. En sıradan mutfaklarda bile yemek pişirmek için büyük pirinç kazan ve demir döküm tava, ateş üstünde çevirme yapmak için şiş, bir kova süt ve çeşit çeşit kap; ahşap, kil veya kalaydan yapılmış mutfak malzemeleri ve servis tabakları olmazsa olmazlardandı. Yemekler genellikle odun veya kömürle yakılan açık ateşte, ayakları üzerinde ateşin üzerine yerleştirilen veya zincirle asılan büyük tencelerde pişirilirdi. Haşlama, kavurma ve kızartma yaygın pişirme yöntemleriydi. Dördüncü yöntem ise fırında pişirmeydi. Bu yöntem, günümüzde odun ateşinde pişirilen pizza fırınlarına benzeyen, kilden veya tuğladan yapılmış kapalı bir fırının içine yemek konulmasıydı.

Çatallar, İNGİLTERE'DE DAHA KULLANILMAYA BAŞLANMAMIŞTI AMA ÇOĞU YEMEK SERVİS EDİLMEDEN ÖNCE KESİLDİĞİ İÇİN İHTİYAÇ DA YOKTU.

Kalabalık aileler, yiyecekleri hava almayan büyük yemek sandıklarının içinde muhafaza ediyorlardı. Bu sandıkların içine tahıl, kurutulmuş et ve balık konuluyordu. Buna karşın kiler dolapları, hava boşluğu olan ve peynir gibi taze yiyecekleri saklamak için kullanılan kutulardı. Hizmetçileri olan ailelerde bu kutular, izinsiz atıştırmaları önlemek için genellikle kilitli tutulurdu. Nüfusun büyük çoğunluğu hala tarım işiyle uğraşıyordu ve kendi ihtiyaçları için küçük arazileri vardı. Ki dokuma ve giyim gibi işlerde uzmanlaşmış zanaatkarlar bile kendi sebzelerini yetiştirebilecekleri ve kümes hayvanlarına bakabilecekleri küçük bir arsaya sahiptiler. Yerel pazarlarda her şey mevcut iken, daha büyük toprak sahipleri kendi ekmeklerini, sütlerini, peynirlerini, etlerini ve balıklarını kendileri üreterek kendi kendilerine yetiyorlardı.

Varlıklı Kesimin Yemekleri

Varlıklı olan kesimin oturup kahvatı yapmak için daha fazla zamanı vardı. Kahvaltı günün diğer öğünlerinden çok da farklı değildi. Genellikle yulaf lapası, ekmek, peynir, meyve ve etten oluşuyordu. Yoksul kesim ise önceki günden kalma yemeklerle veya bir büyük parça ekmek ve tereyağıyla kahvaltı yapıp işlerine koyuluyordu. Biri sabah 11 civarı ile öğlen 12 arası, diğeri ise akşam 6'dan akşam 9'a kadar olan iki ana öğün yapılırdı. İki öğün arasında herhangi bir zamanda ekmek, peynir ve soğuk yemekler gibi atıştırmalıklar bir bardak ale içilerek tüketilirdi.

Elizabethan Trencher Plate
Elizabeth dönemi'nden tahta tabak
The British Museum (CC BY-NC-SA)

Yemek masasında ortası oyuk ve bazen kenarında tuz koymak için küçük bir oyuk daha bulunan bir tabak, biri yemek ve biri de yemek artıkları için kase ve bir adet büyük çorba kaşığı bulunurdu. Herkes kendi bıçağını getirirdi. Çatallar ise daha İngiltere'de kullanılmaya başlanmamıştı ama yemeklerin birçoğu servis edilmeden önce kesildiği için çok da gerek yoktu. Aynı zamanda masada bir adet bardak bulunurdu. Bu bardak işlemeli bir kadeh, normal bir cam bardak, kalaydan yapılmış bir kupa, seramik bir fincan ya da ''black jack'' adı verilen ziftle sertleştirilmiş deriden yapılma bir kupa olabilirdi. Yemeğe başlamadan önce eller yıkanır ve kadınların bacaklarının üstüne serdikleri, erkeklerin ise ilginç bir şekilde tek omuzlarına astıkları peçeteler verilirdi.

Muhtemelen üst sınıf ve alt sınıfın beslenme alışkanlığında ki en büyük fark üst sınıfın yediği etin kalitesiydi. Etler ya taze ya da - kış aylarında yeniliyorsa - tuzlama, tütsüleme, kurutma ya da salamura yöntemleriyle muhafa ediliyordu. Bu muhafaza yöntemleri bir nevi zorunluluktu çünkü hayvanları kış aylarında beslemenin zor olmasından kaynaklı, kışın başında kesiliyorlardı. Kurutulmuş jambonlar ve sosisler etleri kış boyunca yiyilebilir tutmak için başka bir yöntemdi.

Varlıklı kesim o kadar fazla et tüketiyordu ki, sık sık böbrek ve mesane taşı gibi rahatsızlıklardan muzdarip oluyorlardı.

Sığır, dana, domuz, kuzu ve koyun gibi kırmızı etler; tavuk, ördek, kaz ve güvercin gibi kümse hayvanları da dahil olmak üzere durumu olanların tükettiği et yemekleriydi. Av etleri tavşan, geyik, çulluk ve sülünden turnaya kadar diğer kuş türlerini de kapsıyordu. Avcılık genellikle kaçak avcılara karşı uygulanan ağır cezalarla, orman kanunları tarafından koruma altına alınıyordu. Yemeklerde paça, ayak ve kafa gibi bölümler de kullanıldığı için hayvanlar neredeyse hiç ziyan olmuyorlardı. O dönemde balık da çok yaygın bir yemekti ve özellikle Paskalya perhizi döneminde etin yerine balık yenirdi (Protestan Elizabeth Dönemi Ingilitere’sinde, bu uygulama, balıkçıları desteklemek adına sürdürülüyordu). Morina, uskumru ve ringa gibi balıklar daha yaygın balıklar iken somon, alabalık ve turnabalığı gibi balıklar ise diğerlerine nazaran daha pahalılardı. Yılan balığı, kabuklu deniz canlıları ve deniz kabukluları (özellikle midye, yengeç, karides ve istridye) ise diğer deniz mahsulleriydi. Kırsal kesimlerde, sahil kesimindeki veya nehir yanlarındaki kasabalarda deniz mahsulleri ucuzken, iç kısımlardaki bölgelerde sadece zenginlere özel bir lükstü.

Özel akşam yemeği davetlerinde misafirler çeşit çeşit et yemeklerinden birini seçebilir hatta kararlarını vermek için tadımlık bile isteyebilirlerdi. Yemeklerin tatlanması için bir avuç dolusu baharat kullanılırdı. Baharatlar ayrıca tuzlanmış ve kalitesi çok iyi olmayan etin tadını bastırırdı. Ekmek kırıntılarıyla yoğunlaştırılmış soslara, karabiber, karanfil, tarçın ve muskat ile zencefil, pul biber, safran, sarımsak ve ve belkide en popüler et yemeği baharatı olan hardal gibi Doğu Hint Adaları'ndan gelen tatlar eklendi. Tuz, soğanın her türü, rezene, roka, sirke, zeytinyağı gibi tatlar ve adaçayı, maydanoz, kekik ve biberiye gibi otlar diğer yaygın tatlardı. Kadife çiçeği, menekşe ve çuha çiçeği gibi çiçekler bile kendine has tatlarını katması ve renklerini vermesi için yemeğe katılırdı. Etler genellikle alede, badem sütünde, şarapta ve ham meyve suyunda (yaban elmasının ekşi suyu) pişirilirdi. Et ve balık parçalarıyla yapılan yahnilere, yukarıda bahsedilen tatlar ve baharatlar ile birlikte yoğunlaştırmak için pirinç, arpa ve yulaf da eklenirdi.

Food Still-life by Clara Peeters
Clara Peeters'dan bir yemek natürmortu
Clara Peeters (Public Domain)

MS 16.yüzyıldaki bir yemek kitabından varlıklılar için çok sıradan bir yemek sırlaması şu şekilde verilmiş:

ilk servis: Haşlama ya da çorba; haşlanmış et ya da yahni et tavuk, pastırma, kurutulmuş sığır eti, tartlar, kaz eti, domuz eti, ızgarada pişmiş et, fırında dana eti ve muhallebi.
İkinci servis: fırında kuzu, fırında piliç, tavşan, tavuk, tavus, geyik eti ve turta.
(Singman, 132)

Görüldüğü üzere varlıklı kesim o kadar çok et tüketiyordu ki, sık sık böbrek ve mesane taşı, aynı zamanda idrar yolu enfeksiyonu gibi rahatsızlıklardan muzdarip oluyorlardı. Zenginler o kadar iyi ve çok sayıda servisten oluşan yemekler yiyorlardı ki, hizmetçileri de arta kalan yemekleri yiyerek bu bolluktan faydalanıyorlardı; geriye hala bir şey kalırsa, yemekler fakirlere veriliyordu.

Peynir ve özellikle kestane, ceviz, fındık gibi kuruyemişler ana yemeğin sonunda yenirdi. Tatlı yiyeceklerin, yukarıda görüldüğü üzere, yemeğin en sonunda yenmesi gerektiği gibi bir zorunluluk yoktu genellikle tuzlu yemeklerin arasında yenirdi. Tatlılar arasında meyve, bal, bol tereyağlı hamur işleri, bayat ekmekle yapıla pudingler, bisküviler, zencefilli kek, her çeşitten pasta, meyveli turtalar ve diğer turta çeşitleri yer alıyordu; bu tatlılar rafine şekerden (şu anda Amerika'da yetişiyor olsa da hala pahalı) yapılırdı. Şeker aynı zamanda marmelat, reçel, meyve konserveleri, badem ezmesi ve şekerlemeler için de kullanılırdı.

Avam Sınıfının Yemekleri

Halk için öğle yemeği, akşam yemeğinden daha önemliydi ve genellikle bütün yemekler aynı anda servis edilirdi. Zanaatkarlar ve çiftçiler, et yemeklerini sadece özel günlerde yerdi ve et yerine çoğunlukla ekmek, süt, peynir ve yumurta yenirdi. Ancak ekmek, statüye göre kalitesi artan başka bir yiyecekti, iyi öğütülmüş bir un çok pahalıydı. Bundan dolayı varlıklı kesimin masasında yer alan ekmek, yoksul kesiminkinden gözle görülür derecede daha beyazdı. Yoksul kesim, koyu kahverengi ya da neredeyse siyah renkte olan arpa veya çavdar ekmeği yerdi. Ekmekler genellikle değişken boyutlarda, yuvarlak ve yassı şeklinde yapılırdı. İşçiler ise kalın bir parça ekmek, peynir ve içinde et veya sebze dolgusu olan hamur işlerinden oluşan, onları bütün bir çalışma günü idare edebilecek öğle yemeklerini yanlarında getirirlerdi.

Kitchen Still-life by Joachim Beuckelaer
Joachim Beuckelaer'dan bir mutfak natürmortu
Joachim Beuckelaer (Public Domain)

Kolay hazırlanışından ve başında durulması gerekmediğinden dolayı et ve sebze yahnisi herkes için yaygın bir yemekti. Elinde hangi malzeme varsa eklenip yapılabilir ya da daha özel kılmak için içine pahalı malzemeler eklenebilirdi. İşte günümüze ait bir tarif ve ipuçları:

En sıradan sebzeli ve etli türlüyü yapmak için kuzu kaburga sırtını veya kuzunun bacaklarını parçalar halinde doğrayınız. Herhangi bir eklem veya taze sığır eti ile de lezzetli bir türlü yapılabilir ama sebzeli ve etli türlü için kuzu kaburga sırtı ve bacağı en iyisidir. Etinizi güzelce yıkayınız ve orta sıcaklıktaki su ile birlikte tencerenize koyup ocağın altını yakınız. Sonrasında menekşe yaprağı, hindiba, acı hindiba, çilek yaprağı, ıspanak, dana dili, kadife çiçeği, yeşil soğan ve biraz maydanozu küçük küçük doğrayınız. Daha sonrasında otların yarısı kadar iyice dövülmüş yulaf ezmesini otlarla birlikte karıştırınız ve hepsini birlikte ince ince doğrayınız. Su kaynamaya başladığında yeşillikleri tencerenin içine ekleyip yüksek ateşte kaynatınız. Eti iyice pişene kadar tencerenin içinde sürekli karıştırınız. Otlar ve su tamamen tamamen birbirine karışacaktır – ki bu kısım yemeğin üçte birinden fazlası tüketilinceye kadar sürer. Yemeği tuz ekleyiniz ve eti, ister yanında küçük kızarmış ekmek dilimleri ile isterseniz de sade bir şekilde servis ediniz.

(Singman, 143)

Tarım konusunda İngiltere, kendi kendine yetebilen bir yapıya sahipti ancak MS 1590’lı yıllarda ki art arda gelen kötü hasat döneminde, tahıl ürünlerini ithal etmek zorunda kaldılar ve fiyatlar üç katına çıktı. Yumurta, herkesin favorisiydi ve birçok yemeğe eklenirdi. Aynı şekilde içyağı da öyleydi. İkisi de hem protein hem de kalori alımı konusundaki sorunları çözüyordu. Bezelye, fasulye ve mercimek en çok tüketilen baklagillerdi. Ispanak, enginar, kuşkonmaz, havuç ve marul da en çok tüketilen sebzelerdendi. MS 1580’lı yıllarda, patates Amerika kıtasından Sir Walter Raleigh tarafından İngilitere’ye tanıtıldı ancak patates pahalı bir lezzet olarak kaldı ve henüz gerçek potansiyeli anlaşılmadı. Elma, armut, üzüm, erik, kayısı, incir, çilek, ahududu ve dut yaygın olarak yetiştirilen meyvelerdi. Varlıklı kesim için portakal, limon, kapari ve zeytin Avrupa ana karasından ithal ediliyordu. Elizabeth Dönemi’nde ‘’Küçük Buzul Çağı’’ denilen iklim değişikliği nedeniyle, kış mevsimleri diğer dönemlere göre oldukça uzun sürüdü ve bu da vitamin bakımından zengin, taze yiyeceklerin azalmasıyla iskorbüt riskini arttırdı. Bu yüzden mevsimin sunduğu bütün meyve ve sebzeler memnuniyetle karşılandı.

İçecekler

İçme suyunu, tatsız olduğu için ve nadiren temiz olduğu için çoğu insan tüketmekten kaçınıyordu. Elizabeth Dönemi'ndeki insanlar suyun hastalık (tifo, kolera, dizanteri) taşıdığının farkındaydılar ve bu nedenle bira veya maltalanmış arpa, su ve baharatlardan yapılan ale içiyorlardı. Şerbetçiotundan yapılan bira en ucuz içecekti çünkü yüksek bir alkol oranına sahipti ve diğer alkolere göre daha uzun süre saklanabiliyordu ki daha kaliteli biralar tüketilmeden önce iki yıla kadar bekletiliyordu. Ale, çok düşük bir alkol oranına sahipti hatta çocuklar tarafından bile tüketilebiliyordu ama bazen normalinin dört katına kadar alkol oranı arttırılabiliyordu ve ‘Ejderha Sütü’ ya da ‘Deli Köpek’ gibi çeşitli takma adlarla anılıyordu.

Hem sade hem de takviye edilmiş şarap da tüketliyordu ama şarap, Avrupa kıtasından ithal edildiği için ve ithal vergilerine tabi tutulduğu için ucuz değildi. Bir şişe şarabın fıyatı bir şişe aleden 12 kat daha fazlaydı. Fransa şarabın ana kaynağıydı ve iki ana gruba ayrılıyordu: Kuzey Fransa’dan gelen ve basitçe ‘Fransız şarabı’ olarak adlandırılanlarla, Bordeaux bölgesinden gelen ve ‘Gaskon şarabı’ ya da ‘claret’ olarak adlandırılanlar. Diğer şaraplar da Ren Bölgesinden, İtalya’dan ve Yunanistan’dan geliyordu. Üç tane takviye edişmiş tatlı şarap popülerdi: Jerez’den (daha sonra sherry olarak biliniyordu) ‘sack’, Madeira Adaları’ndan ‘Madeira’ ve Kanarya Adaları’ndan ‘Canary’. Elma şarabı, Mead (bal şarabı), armut şarabı (fermente edilmiş armuttan) ve ahudududan yapılan ‘raspie’. Bektaşi üzümünden mürver meyvesine kadar neredeyse her türden mevsimlik meyveden şarap yapılıyordu ama bu şarapların kalitesi genellikle daha düşüktü ve tadları alışılmışın dışındaydı. Son olarak, aqua vitae gibi damıtılmış şaraplardan sert alkoller üretilirdi ama bunlar genellikle baharatlı şarap gibi tıbbi amaçlarla kullanılırdı.

Eğer alkollü içecekler evde içilmiyorsa hanlarda (aynı zamanda yemek de sunulan), meyhanelerde (genellikle yemek sunulmayan ve müşterilerinin çoğunlukla şarap tercih ettiği), birahanelerde ve ‘ordinaries’ olarak bilinen yemek sunulan yerlerde kolaylıkla bulunabiliyordu. Hem erkekler hem de kadınlar bu mekanlara gidiyordu. Diğer bir kaynak ise kilise alesiydi; bu aleler, kilisenin bakımı için ve durumu olmayan insanlara yardım toplamak için cemaat kiliseleri tarafından düzenli olarak organize edilirdi. Bazı kilise aleleri birkaç gün sürebilir ve yılda iki ya da üç kez düzenlenebilirdi. Bu etkinlikte yemekler sunulurdu ve oyuncular, güreş ve Morris dansı gibi eğlence aktiviteleri de mevcuttu ama aleye duyulan ilgi ve insanların biraz fazla kendilerini kaptırmaları Elizabeth Dönemi sonlarında, puritanları rahatsız etmişti.

Çevirmen Hakkında

Ceren Erkılıç
Marmara Üniversitesinde mütercim tercümanlık öğrencisi.

Yazar Hakkında

Mark Cartwright
Mark, tam zamanlı bir yazar, araştırmacı, tarihçi ve editördür. Özel ilgi alanları arasında sanat, mimari ve bütün medeniyetlerin paylaştıkları düşünceleri keşfetmek yer alır. Siyaset Felsefesi alanında Yüksek Lisanas derecesini almış ve WHE Yayıncılık Direktörüdür.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2020, Temmuz 08). Elizabeth Dönemi'ndeki Yiyecek ve İçecekler [Food & Drink in the Elizabethan Era]. (C. Erkılıç, Çevirmen). World History Encyclopedia. alınmıştır https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-1578/elizabeth-donemindeki-yiyecek-ve-icecekler/

Chicago Formatı

Cartwright, Mark. "Elizabeth Dönemi'ndeki Yiyecek ve İçecekler." tarafından çevrildi Ceren Erkılıç. World History Encyclopedia. Son güncelleme Temmuz 08, 2020. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-1578/elizabeth-donemindeki-yiyecek-ve-icecekler/.

MLA Formatı

Cartwright, Mark. "Elizabeth Dönemi'ndeki Yiyecek ve İçecekler." tarafından çevrildi Ceren Erkılıç. World History Encyclopedia. World History Encyclopedia, 08 Tem 2020, https://www.worldhistory.org/article/1578/food--drink-in-the-elizabethan-era/. İnternet. 06 Tem 2025.