Nil Nehri

Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Nizamettin Karaben tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Nile Delta (by Jacques Descloitres (NASA), CC BY-NC-SA)
Nil Deltası Jacques Descloitres (NASA) (CC BY-NC-SA)

Nil Nehri, Dünya’nım en uzun nehri olup 6.650 kilometre (4.132 Mil) uzunluğuyla Mısır ülkesinde Kuzey yönüne doğru Akdeniz’e akan bir nehirdir (bir nehir için alışılmadık yön). Antik Mısır’da yaşam kaynağı olarak kabul edilen Nil Nehri Mısır tarihinde hayati bir rol oynamıştır. Nil Nehri, iki ayrı kaynaktan akışına devam eder; Ekvator Afrika’sından gelen Beyaz Nil ve Habeşistan yaylalarından akıp gelen Mavi Nil. Ortadoğu ve İslam Tarihi çalışmalarıyla tanınan bir yazar olan James Waterson bu konuda şöyle bir açıklama getirmiştir; “Nil Nehri, Mısır’ın oluşum seyrinde hayati bir rol oynamıştır; bu oluşum süreci, Nehrin Mısır’da Kuzey yönüne doğru akması özelliğiyle yaklaşık olarak beş milyon yıl önce başlamıştır” (7-8). MÖ 6000 yılı dolayında bir zamandan itibaren Nehrin kıyı boylarında kalıcı yerleşim yerleri yavaş yavaş yükselmeye başlamış ve bu durum MÖ 3150 yılı dolayında dünyanın tanımlanabilir ilk ulus devleti Mısır Uygarlığı ve Kültürü başlangıcı olmuştur. Nil Nehri, bir yaşam kaynağı olarak görülmesi nedeniyle, Mısırlıların en önemli mitlerin çoğu Nil Nehri ile ilgilidir veya önemli oranda Nil Nehrini konu alırlar. Bu konular arasında; tanrı Osiris, tanrıça İsis ve tanrı Set’in öyküsü ve de Mısır ülkesinde sosyal düzenin nasıl kurulduğu anlatısı yer alır.

Tanrı Osiris Efsanesinde Nil Nehri

Antik Mısır’da Nil Nehri ile ilgili en popoüler anlatılardan biri; kardeş tanrı Set’in, tanrı Osiris’e ihanet ederek öldürmesi anlatısıdır. Anlatıya göre tanrı Set, tanrı Osiris’in gücünü ve popülaritesini kıskanıyordu ve bundan dolayı tanrı Set, içine en iyi sığınan kişiye hediye edeceğini söyleyerek, tanrı Osiri’i özenle yapılmış bir tabutun (tahta lahit) içine yatırmayı dener. Tanrı Osiris içine girdikten sonra tanrı Set kapağını hemen kapatır ve Osiris’i Nil Nehri sularına atar. Tanrı Osiris’in karısı tanrıça İsis, kocasının cesedini geleneklere uygun bir şekilde defin etmek üzere aramaya çıkar, birçok yerde araştırmasın yaparken, Nil Nehri kıyısında oyun oynayan bazı çocuklarla karşılaşır ve çocuklar tabutun kıyıda bulunduğu yeri ona söylerler. Bu anlatıdan yola çıkılarak, Mısırlı çocukların aslında kehanet yeteneğine sahip oldukları, tanrıça İsis’in bulamadığı tabutun yerini ona söyledikleri konusunda eski bir Mısır inancı öne çıkarılır.

Anlatıya gör; tanrı Osiris tabutu, Nil Nehri sularıyla sürüklenerek Fenike sahilinde, Biblos şehri bölgesinde bir ağaca saplanır ve ağaç hızla büyüyerek kısa bir sürede tabutu tamamen kaplar. Biblos şehir kralı, güçlü ve heybetli görünen bu ağaca hayran kalır ve sarayına getirtip bir sütun olarak diker. Tanrıça İsis, Biblos şehrine vardığı zaman, kocası cesedinin ağacın içinde olduğunu fark eder ve kralın gönlünü kazandıktan sonra, bir iyilik olarak sütünü ondan ister. Tanrıça İsis, daha sonra ölmüş kocası bedenini yeniden hayatta döndürmek üzere Mısır’a getirir. Bu olaylar dizisi, Mısır mimarisi ve sanatında ülke tarihi boyunca görülen ve istikrarı simgeleyen Djed Stünu’na ilham kaynağı olur. Bazı yorumlara göre Djed Stünu, tanrı Osiris’in ağaca hapsedildiği zamandaki omurgasını temsil ederken, diğer bazı yorumlara göre ise, tanrıça İsis, tanrı Osiris bedenini alıp hayatta döndürmeye çalıştığı ağacı temsil eder.

Tanrıça İsis, Mısır ülkesine döndükten sonra, ölmüş kocası Osiris’i hayata döndürmek amacıyla gerekli otları ve iksirleri hazırlamak üzere tabutu Nil Nehri kıyısına bırakır. Kız kardeşi Neftis’i de cesedi tanrı Set’ten korumak üzere görevlendirir. Ancak, tanrı Set, tanrıça İsis’in, tanrı Osiris tabutunu aramaya çıktığını öğrendiği zaman kendisi de tabutu aramaya çıkmaya başlar. Kıyıda Neftis’le karşılaşır ve onu tabutun nerede saklandığını söylemeye zorlar. Tanrı Set, tanrı Osiris cesedini bulduktan sonra parçalara ayırır ve Mısır’ın dört bir yanına saçar. Tanrıça İsis, kocasını diriltmek üzere döndüğü zaman, kardeşi Neftis gözyaşları içinde olanları itiraf eder ve kardeşine tanrı Setin, tanrı Osiris cesediyle ne yaptığını öğrenmesi için yardım edeceğine dair yemin eder.

Tanrıça İsis ve kardeşi Neftis, tanrı Osiris cesedi kalıntılarını aramaya koyulurlar, nerede bir parçasını buldularsa, ritüellere uygun olarak oraya gömer ve bir türbe inşa ederler. Bu durum, Antik Mısır’da tanrı Osiris’in birçok mezarının varlığını açıklar ve ayrıca Antik Mısır’ın otuz altı bölgesel bölümü olan nomların (nomes, ilçe veya eyalet benzeri yerleşim yerleri) kurulmasına da yol açtığı söylenir. Tanrı Osiris bedeninin bulunan her bir parçası nereye gömüldüyse, orda bir ‘nome’ oluşur. Tanrıça İsis, tanrı Set’in Nil Nehrine attığı ve bir timsahın yediği penisi hariç, Osiris’in her bir parçasını bulup gömmeyi başarır. Bu nedenle timsah, Mısır’da bereket tanrısı Sobek ile ilişkilendirilir ve bir timsahın yediği herkes mutlu bir ölümle şanslı kabul edilir.

Bedenin parçaları eksik kalmasından dolayı tanrı Osiris hayata geri döndürülemez, ancak öbür dünyanın efendisi, ölüler diyarı efendisi ve ölülerin yargıcı olur. Tanrı Osiris penisini alan Nil Nehri suları böylece bereketlenir ve Nehir bu topraklar üzerinde yaşayan insanlara hayat kaynağı olur. Tanrı Osiris’in oğlu tanrı Horus, tanrı Set’i yener ve onu Mısır topraklarından kovarak (hikâyenin bazı versiyonlarında öldürerek) babasının intikamını alır ve böylece bölgeye denge ve sosyal düzen geri getirilmiş olur. Tanrı Horus ve tanrıça İsis daha sonra uyum içinde ülkeyi yönetirler.

Mısır İçin Önemi

NİL NEHRİ, ESKİ MISIR HALKI İÇİN YAŞAM KAYNAĞI VE TANRILARIN YAŞAMLARININ BİR PARÇASI OLARAK KABUL EDİLİR.

Nil Nehri, bu ve benzeri mitler aracılığıyla, eski Mısırlılar için bütün bir yaşamın kaynağı ve tanrıların yaşamlarının ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediliyordu. Samanyolu, Nil Nehri’nin göksel bir aynası olarak görülüyor ve güneş tanrısı Ra gemisini Samanyolu üzerinde sürdüğüne inanılıyordu. Tanrıların, eski Mısırlıların yaşam seyrine yakından dâhil olduklarına ve Nehrin yıllık sellerin çıkmasına neden olduklarına, bu sellerin de kurak kıyılara verimli siyah toprak bıraktıklarına inanılıyordu. Bazı mitlere göre, insanlara tarım işleme becerisini öğreten tanrıça İsis olmuş (diğerlerinde is Osiris) ve zamanla insanlar kanallar, sulama sistemleri ver toprağı işlemek üzere gelişmiş sistemler geliştirmişlerdir. Nil Nehri, aynı zamanda, Eski Mısırlılar için önemli bir eğlence kaynağıydı.

Ancient Egypt
Eski Mısır Jeff Dahl (CC BY-SA)

Eski Mısır’da insanlar, yüzme sporunun yanı sıra, ikişer kişilik takımlar halinde kanolarla yarışan, yarışmada bir “savaşçı” ve bir “kürekçi”nin birbirlerinin savaşçısını tekneden düşürmeye çalıştığı su mızrak dövüşü sporundan da zevk alıyorlardı. Bir diğer popüler nehir sporu ise tekne yarışlarıydı, eski Mısır’da toprak sahibi olan Romalı oyun yazarı Genç Seneca’nın (MS 1.yüzyıl) yazıp anlattığı oyunlarda beceri gösterileri sergilenirdi:

İnsanlar, her bir teknede ikişer kişi olmak üzere, küçük teknelere binerler; biri kürek çekerken diğeri suyu boşaltır. Sonra azgın akıntılarda şiddetle savrulurlar. Sonunda daha dar kanallara ulaşır ve nehrin akış gücüyle sürüklenerek, hızla ilerleyen tekneyi elleriyle kontrol edip, izleyenlerin gördükleri büyük bir dehşet içinde baş aşağı suya düşerler. Yarışmacıların bu kadar büyük bir su kütlesi içinde boğuldukları ve ezildiklerini üzüntüyle düşünebilirsiniz; ancak tam aksine, düştükleri yerden çok uzak bir noktada, bir mancınık gibi fırlayarak, hala yol alırlarken, alçalan dalga onları batırma yerine daha sakin sulara taşır.

Nil Nehri, “Hayatın Babası” ve “Bütün İnsanların Anası” olarak biliniyor ve toprağı hayatla kutsayan tanrı Hapi’nin yanı sıra, gerçeği, uyumu ve dengeyi temsil eden tanrıça Ma’at’ın bir tezahürü olarak kabul ediliyordu. Nil nehri ayrıca eski tanrıça Hathor ve daha sonra, belirtildiği üzere, tanrıça İsis ve tanrı Osiris ile de ilişkilendirilmiştir. Daha sonraki hanedanlıklar döneminde yeniden doğuş ve yaratılış tanrısı haline gelen tanrı Khum, başlangıçta Nil Nehri kaynağı tanrısıydı; nehrin akışını kontrol eder ve insanların toprağı verimli kılmak için ihtiyaç duyduğu yıllık sel sularını gönderirdi.

Yaşam Kaynağı

Kral Djoser (MÖ yaklaşık 2670) hükümdarlığı döneminde Mısır ülkesinde kıtlık sorunu yaşanır. Kral bir rüya görür; rüyasında bereket tanrısı Khnum ona gelerek, nehri üzerinde Elefantin Adasında bulunan tapınağın bakımsız kaldığı ve bu ihmalden dolayı hoşnutsuz olduğu konusunda serzenişte bulunur. Kral Djoser’in veziri Imhotep, kralın rüyası mesajının doğru olup olmadığını görmek üzere Elefantin Adasına gitme önerisinde bulunur. Kral Djoser tapınağı kötü durumda bulur, yeniden inşa edilmesi ve çevresindeki kompleksin yenilenme emrini verir. Bundan sonraki dönmede kıtlık sona erer ve Mısır toprakları yeniden verimli hale gelir. Bu anlatı, Kral Djoser hükümdarlığı döneminden çok sonra, Batlamyus Hanedanlığı (MÖ 332-30) Kıtlık Dikilitaşında yer alır ve kralın o dönemde hala ne kadar büyük bir saygı gördüğünün kanıtı şeklinde sunulur. Bu durum aynı zamanda Nil Nehrinin uzun zaman boyunca Mısırlılar için ne kadar önemli olduğunu da gösterir nitelikte; zira kıtlığın sona ermesi için sadece Nehir tanrısının memnun edilmesi gerekmiştir.

Nil Nehri, günümüzde de Mısır ülkesi yaşamı, kültürü ve ticaretinin ayrılmaz bir parçası olmaya devam eder. Mısırlılar, ülkelerine gelen bir ziyaretçinin Nil Nehri güzelliğine bir kere tanık olması halinde, bu tanıklığın, o ziyaretçinin Mısır’a geri döneceğinin garantisi olduğunu söylerler (bu iddia Antik Çağda da dile getirilmiştir). Romalı devlet adamı ve trajedi yazarı Seneca Nil Nehri’ni bir harika, “olağanüstü bir manzara” olarak tanımlamış ve bu görüşü, bir anlamda Mısırlı “bütün insanlarının anası” olan bu nehri ziyaret eden birçok Antik Dönem yazarı tarafından da paylaşılmıştır. Hatta bugün bile bu görüş; Mısır ülkesi ziyaretini deneyimleyen birçok kişi tarafından da paylaşılır.

Çevirmen Hakkında

Nizamettin Karaben
Tarih; Dinler Tarihi/Teopolitik; Siyasi Tarih; Sosyal Antropoloji; Mitoloji; Dilbilimi; Ekonomi Politik; Edebiyat konuları ilgi alanlarım.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, *World History Encyclopedia*’nin kurucu ortaklarından ve İçerik Direktörüdür. Daha önce Marist College (NY)’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca kapsamlı seyahatler yapmış ve Yunanistan ile Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2026, Ocak 06). Nil Nehri. (N. Karaben, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-78/nil-nehri/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Nil Nehri." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, Ocak 06, 2026. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-78/nil-nehri/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Nil Nehri." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, 06 Oca 2026, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-78/nil-nehri/.

Reklamları Kaldır