Alfred Rosenberg

Kötü Şöhretli Nazi Irk Teorisyeni
Mark Cartwright
tarafından yazıldı, Mert Manisalı tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Alfred Rosenberg,  1939 (by Bundesarchiv, Bild 146-1969-067-10, CC BY-SA)
Alfred Rosenberg, 1939 Bundesarchiv, Bild 146-1969-067-10 (CC BY-SA)

Alfred Rosenberg (1893-1946), Estonya doğumlu bir Nazi olup, antisemitist ırk teorilerini ve Hristiyanlık karşıtı değerleri savunmuştur. Rosenberg’in görüşleri, Nazi Almanyası’nın lideri Adolf Hitler’in (1889-1945) düşünceleriyle örtüşüyor ve Yahudilere, komünistlere, eşcinsellere ve daha pek çok gruba yönelik saldırıları meşrulaştırmak için kullanılıyordu.

İkinci Dünya Savaşı (1939-45) sırasında Hitler’in Doğu İşgal Bölgeleri Bakanı olarak görev yapan Rosenberg’in suçları arasında çocuk işçiliği ve köle emeği de yer alıyordu. Ancak Nazi yönetimindeki kariyeri, genellikle daha hırslı rakiplerinin gölgesinde kalmış, bu nedenle sadece işgal altındaki Avrupa’dan sistematik olarak sanat eserleri çalan bazı kültürel kurumların sembolik başı olarak kalmıştır. 1945-46 yıllarında yapılan Nürnberg Mahkemeleri’nde savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan suçlu bulunmuş ve idam edilmiştir.

Erken Yaşamı ve Antisemitik Çalışmaları

Alfred Rosenberg, 12 Ocak 1893’te Estonya’nın Tallinn kentinde (o dönemde Reval adıyla Rus İmparatorluğu'na bağlıydı) doğdu. Rosenberg’in ailesi, Estonya’daki geniş Alman kökenli göçmen topluluğuna mensuptu; babası bir ayakkabıcıydı. Rosenberg, Almanya’ya karşı aşırı bir milliyetçilik beslemesine rağmen öğrenci iken Alman yanlısı bir gruba katılmıştı atalarının Estonyalı olduğu düşünülmektedir ve "Rosenberg" soyadı da aslında sonradan alınmış, ironik biçimde Yahudi çağrışımları olan bir isimdi.

Yahudilere ve komünistlere karşı birçok makale yazdı; bu iki grubu çoğunlukla aynı düşman olarak değerlendiriyor.

Rosenberg, Riga Teknik Enstitüsü’nde mimarlık eğitimi aldı, ardından Moskova’ya taşındı. Burada Rusçasını geliştirdi, Helga adında bir öğrenciyle evlendi ve Şubat Devrimi’ni bizzat yaşadı. Mart 1918’de mimarlık diplomasını aldı. Ekim Devrimi’ne de tanıklık etti ancak bu devrimlerin hiçbirine doğrudan katılmadı. Aksine, Rosenberg sert bir Bolşevik karşıtıydı ve bunu dile getiren çeşitli halka açık konuşmalar yaptı. Birçok Bolşevik karşıtı gibi, Rosenberg de kendini daha güvende hissedeceği Paris’e taşınmaya karar verdi. Fransa’da bulunduğu sırada, Arthur de Gobineau (1816-1882) ve Houston Stewart Chamberlain (1855-1927) gibi, diğer ırkları aşağı gören "Nordik üstün ırk" teorilerini savunan yazarların eserleriyle tanıştı.

The Rise of Nazi Germany, 1919 - 1939
Nazi Almanyası'nın Yükselişi, 1919-1939 Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

1918 yılının Aralık ayında Münih’e taşındı ve geçimini ressamlık yaparak kazanmaya çalıştı. Burada, Yahudilere ve komünistlere karşı birçok makale yazdı; bu iki grubu çoğunlukla aynı düşman olarak değerlendiriyor, örneğin Rus Devrimi’ni “Yahudi Bolşevizmi” olarak nitelendiriyordu (Gellately, 48). 1920 yılında, ilk kitabı olan "Çağlar Boyunca Yahudilerin İzleri"’ni kaleme aldı. Bu kitapta, Yahudilerin hem kapitalizmin hem de Bolşevizmin ardındaki güç olduğunu ve bulundukları her yerde kültürü ve ahlakı yok etmeye çalıştıklarını ileri sürdü.

Rosenberg, fikirlerini çoğunlukla başkalarının sunduğu sahte araştırmalara dayandıran bir komplo teorisyeniydi. Yahudiler, onun sunduğu gibi Bolşevik Devrimi’nden fayda sağlayan değil, aksine o süreçte yaşanan acımasız pogromlar nedeniyle en çok zarar gören gruplardan biriydi. Rosenberg’in dayandığı veriler genellikle ya yanlış istatistiklerdi – örneğin Sovyet komiserlerinin ne kadarının Yahudi olduğu gibi – ya da yalnızca Yahudilere dış yardım sağlandığına dair dezenformasyonlara dayanıyordu. Bu aşamada Rosenberg, Yahudilerin tamamen yok edilmesi gerektiğini savunmuyordu ama onların Almanya’daki tüm siyasi, ekonomik ve kültürel faaliyetlerden tamamen dışlanmalarını istiyordu. Bu aşırı uç fikirler, I. Dünya Savaşı’ndan (1914-1918) sonra ağır ekonomik sorunlarla boğuşan, hiperenflasyonla çalkalanan Almanya’da geniş kitlelere ulaştı. Pek çok sıradan işçi, aslında gerçek bir bağlantı olmamasına rağmen, Komünizmin yükselişi ile Almanya’daki işsizlik ve ekonomik durgunluk arasında ilişki kurmaya başladı. 1929’daki Büyük Buhran’dan sonra bu algılar daha da güçlendi. Kısacası, Rosenberg’in yazıları ve konuşmaları, insanlara tüm sorunlarının kolayca tanımlanabilir bir günah keçisini sundu: Yahudiler.

Rosenberg, aşırı sağcı ve henüz siyasete atılmamış bir figür olan Adolf Hitler ile tanıştı ve kısa sürede yakın dost oldular. 1919 yılında, Rosenberg yeni kurulan faşist Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne (NSDAP ya da kısaca Nazi Partisi) katıldı. Kısa süre sonra partiye ait haftalık gazete olan Völkischer Beobachter’de editörlük yapmaya başladı; 1923’te gazetenin genel yayın yönetmeni oldu. Bu gazete, Nazi propagandasıyla doluydu ve Yahudilere, komünistlere ve Nazi karşıtı tüm gruplara karşı nefreti körüklüyordu. Rosenberg’in “bitmek bilmeyen komplo hikâyeleri, Nasyonal Sosyalist antisemitizminin acımasızlığını besledi” (Gellately, 51). Aynı zamanda bu masallar, Sovyetler Birliği’ni Almanya’nın düşmanı olarak konumlandırıyordu; çünkü Rosenberg’e göre Bolşevikler batı Avrupa’ya saldırma ve genişleme peşindeydi. Bu fikirler, Hitler’in Nazi Partisi’ni Almanya’nın gerçek savunucusu gibi gösterme planlarıyla da örtüşüyordu.

Roman Swastika Floor Mosaic
Roma Dönemine Ait Gamalı Haç Zemin Mozaiği Mark Cartwright (CC BY-NC-SA)

Nazi Partisi’ndeki Görevleri

Rosenberg, iki Rus devrimini de bizzat yaşamış olması sayesinde, bu ülkedeki gelişmeler hakkında bilgi verebiliyor ve Hitler’in kendi şiddetli iktidar arzusunu körüklüyordu. Nitekim Hitler, Kasım 1923’te ünlü Bira Salonu Darbesini düzenledi ancak bu girişim başarısızlıkla sonuçlandı ve Hitler hapse atıldı. Yaklaşık bir yıl süren hapis sürecinde Hitler, Mein Kampf (Kavgam) adlı kitabını yazdı. Bu süreçte Rosenberg’in kendisini düzenli olarak ziyaret etmesi sayesinde, onun antisemitik görüşleri de bu eserde yer buldu. Kitapta, Alman Yahudileri devletin düşmanı olarak gösteriliyor ve Almanya’nın tam potansiyeline ulaşamamasının başlıca nedeni olarak tanımlanıyordu. Hitler’e göre bu potansiyel, ancak safkan 'Aryan' Almanlar tarafından yönetilen bir devlette mümkün olabilirdi (her ne kadar üst düzey Nazilerin çoğu bu fiziksel tanımlara pek uymasa da).

Rosenberg bu kitabında yeni fikirler ortaya atmaktan ziyade, 19. yüzyıldan beri aşırı sağcı gruplar tarafından savunulan ırkçılık ve emperyalizm temelli çeşitli görüşleri bir araya getirmişti.

Hitler ve Rudolf Hess (1894-1987) gibi diğer önemli Nazi liderleri hapisteyken, Rosenberg parti liderliğini geçici olarak devraldı; zira parti o dönemde resmi olarak yasaklanmıştı. Ancak Rosenberg parti içindeki kadrolar tarafından pek sevilmediği için görevini uzun süre sürdüremedi. Parti içerisindeki rakipleri sık sık onunla alay eder, onun dünyadaki tek Aryan Rosenberg olduğunu söylerlerdi. Rosenberg, Yahudilerin dünya çapında birlikte hareket ederek hâkimiyet kurmaya çalıştığını iddia eden antisemitik yayınlarını sürdürdü. Aynı yıl (1923), eşi Helga’dan boşandı ancak sonradan yeniden evlendi ve bir kızı oldu.

Hitler, Aralık 1924’te serbest bırakıldığında, Rosenberg onun en eski yoldaşlarından biri olmasına rağmen, giderek liderin iç çevresinden ve karar alma süreçlerinden uzaklaştı. Yine de Hitler ona sadık kaldı ve daha çok ikinci planda kalan görevler verdi. 1927’de, Ulusal Sosyalist Kültür ve Öğrenim Derneğinin başına getirildi. Bu kuruluş, 1928’de ismini değiştirerek Alman Kültürü İçin Mücadele Birliği adını aldı. Rosenberg bu alanda da fazla etkili olamadı; propaganda bakanı Joseph Goebbels (1897-1945) ile karşılaştırıldığında geri planda kaldı. Ayrıca, Protestanlığın egemen olduğu Almanya'da Hristiyanlığa karşı bir alternatif olarak sunulan pagan temelli Alman İnanç Hareketinde de etkili olmaya çalıştı. Ancak bu girişim de Hitler tarafından sınırlandırıldı; çünkü Hitler, Hristiyan kilisesindeki destekçileri kaybetmek istemiyordu.

Vandalised Jewish Shop, Berlin
Tahrip Edilen Yahudi Dükkânı, Berlin Unknown Photographer (Public Domain)

Yirminci Yüzyılın Miti

Rosenberg’in Nazi ideolojisinde “Yahudi Sorunu”na dair en kapsamlı eseri, 1930’da yayımlanan Yirminci Yüzyılın Miti (Almanca: Der Mythus des Zwanzigsten Jahrhunderts) adlı kitaptır. Kitap oldukça popülerdi; iki milyon kopya sattı. Bu popülaritenin nedeni belki de Katolik Kilisesi’nin kitabı “yasaklı eserler” listesine almasıydı, zira kitap Hristiyanlık karşıtı fikirler içeriyordu. Ancak, dağınık ve ağır anlatımı nedeniyle kitabın anlaşılması oldukça zordu. Bir tarihçinin de belirttiği gibi, “Çoğu insan ilk bölümden öteye geçemedi” (Cimino, 41). Hitler’in baş mimarı Albert Speer, Rosenberg’in eserini “okunmaz” olarak nitelendirmiştir (Speer, 149). Hatta Hitler bile kitap için, “Kimsenin anlayamayacağı şeylerle dolu” demiş ve bunun Nazi Partisi’nin resmi görüşü olarak görülmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Hitler, Rosenberg için “Korkunç derecede karmaşık düşünen dar görüşlü bir Baltık Almanı” ifadelerini kullanmıştır (aynı kaynak, s. 150). Buna rağmen, Yirminci Yüzyılın Miti, Hitler’in Mein Kampf’ta dile getirdiği fikirlerle örtüşen pek çok temel Nazi düşüncesini içinde barındırıyordu.

Rosenberg bu kitabında yeni fikirler ortaya atmaktan ziyade, 19. yüzyıldan beri aşırı sağcı gruplar tarafından savunulan ırkçılık ve emperyalizm temelli çeşitli görüşleri bir araya getirmişti. Kitap, sahte bilimsel iddiaları, gerçek ya da hayali medeniyet tarihleriyle harmanlıyordu. Rosenberg, demokratik ve liberal değerleri tamamen reddediyor, bunun yerine ‘üstün ırk’ olarak gördüğü insanların diğer aşağı ırklar üzerinde egemenlik kurduğu diktatöryal bir düzeni savunuyordu. Bu “üstün insanlar”, Nazi ideolojisinde oldukça muğlak biçimde tanımlanan Aryanlar, yani özellikle Nordik halklardı. Rosenberg’e göre bu efendi ırk, Germen kökenli Aryanlardı. Buna karşılık, Yahudiler ve siyahiler onun sosyal hiyerarşisinin en alt basamağında yer alıyordu.

Rosenberg’e göre bu “üstün insanlar”, diğer ırklarla sürekli mücadele ederek daha da güçleneceklerdi. Savaş, bu nedenle kaçınılmaz ve kalıcı bir üstünlük mücadelesiydi. En büyük düşman ise Yahudilerdi; çünkü toplumun çöküşü ve dünya ekonomisindeki duraklamanın temel sorumlusu olarak görülüyorlardı. Rosenberg ayrıca, Hitler’in Mein Kampf’ta öne sürdüğü Lebensraum (Yaşam Alanı) fikrini de tekrarlıyordu: Almanya’nın, özellikle Sovyetler Birliği topraklarını fethederek, Germen halkının yerleşip doğal kaynaklardan yararlanabileceği geniş topraklara ihtiyacı vardı.

Rosenberg’in fikirleri, Nazi rejiminin başkalarına zarar veren korkunç yapılarının temelini oluşturmada kullanıldı. Oysa ki, Nazi ırk teorisi pek çok açıdan çelişkilerle, hatalarla ve bilimsel temelden yoksun iddialarla doluydu. Birçok tarihçiye göre, bu teori aslında “koşullara göre şekillenen, fırsatçı bir siyasi stratejinin üstünü örten propaganda kılıfıydı” (Dear, 608). Başka bir ifadeyle, Rosenberg “Nasyonal Sosyalist ideolojiyi gerçek bilimsel araştırmaların ve nesnel verilerin ürünüymüş gibi göstermeye çalıştı; oysa bu fikirler temelde yalnızca nefretin ürünleriydi” (Gellately, 52).

Nazi ırk teorisi, çocuklara eğitim faaliyetleri yoluyla, yetişkinlere ise yazılı basın, radyo ve film aracılığıyla sistemli biçimde empoze edildi. Bu teoriler, Sovyetler Birliği’nin işgalinden fiziksel ya da zihinsel engelli insanların ötanazi yoluyla öldürülmesine, hatta 6 milyon Yahudi’nin soykırımıyla sonuçlanan Holokost’a kadar pek çok eylemi meşrulaştırmak için kullanıldı.

Jodl, Frank, & Rosenberg at the Nuremberg Trials
Jodl, Frank ve Rosenberg Nürnberg Duruşmalarında Charles W. Alexander (Public Domain)

Dış Politikadaki Rolü

1930 yılında Rosenberg, Almanya parlamentosu Reichstag’a seçildi ve burada özellikle dış ilişkiler üzerine yoğunlaştı. En çok ilgilendiği ülkeler Britanya ve İtalya’ydı. Faşist İtalya rejimiyle dostane ilişkiler kurulsa da, Britanyalı diplomatlar Rosenberg’in hem amatörce yaklaşımından hem de antisemitik fikirlerinden etkilenmedi. Nitekim, “Rosenberg’in 1933 yılında İngiltere’ye gerçekleştirdiği iyi niyet ziyareti, Britanya’nın Üçüncü Reich’a duyduğu tiksintiyi daha da pekiştirdi” (Boatner, 474).

1933 yılının ortalarında, Hitler Almanya’da faşist bir diktatörlük kurduktan sonra, Rosenberg Nazi Dışişleri Departmanı’nın başına getirildi. Ancak bu görevdeki hedefleri de yine engellendi; çünkü daha yetenekli ve hırslı bir isim olan Joachim von Ribbentrop (1893-1946), Dışişleri Bakanlığı görevine yükseldi (1938-45) ve Rosenberg’in çok istediği bu pozisyonu elinden aldı. Bunun üzerine Rosenberg, Nazi ideolojisinin başka bir yönüne yöneldi. Ocak 1934’te kendisine uzun ve iddialı bir unvan verildi: “Führer’in, Nasyonal Sosyalist Parti’nin Tüm Zihinsel ve Felsefi Eğitimi ve Öğretimi İçin Yetkili Temsilcisi.” (Bu noktada, ofis kapısındaki tabelayı güncelleyen görevliye bir parantez açmak gerekir.) Bu görev kapsamında Rosenberg, Nazi ideolojisinin genç nesillere sistemli olarak aktarılması için yeni projeler başlattı. Bunlardan biri de Merkezi Nasyonal Sosyalist Üniversitesi’nin kurulmasıydı. Bu üniversite, Nazi dünya görüşünü öğreten derslerin yanı sıra, bu görüşleri sahte fiziksel delillerle desteklemeye çalışan araştırma birimlerini de içeriyordu. Örneğin binlerce Yahudi kafatası ölçülüyor, “bilimsel” bir temele oturtulmaya çalışılıyordu. Rosenberg’in açtığı bir diğer kurum ise, Mart 1941’de faaliyete geçen Yahudi Meselesi Araştırma Enstitüsü idi. Bu kurum, Yahudilere karşı yürütülen sistematik nefretin sözde akademik temellerini atmayı amaçlıyordu.

Rosenberg İdaresi

Almanya başka ülkeleri işgal ettikçe, Rosenberg, işgal altındaki topraklardaki kültürel değeri olan eserleri toplamakla görevli özel bir Nazi departmanının başına getirildi. Rosenberg İdaresi (Almanca: Einsatzstab Reichsleiter Rosenberg ya da kısaca ERR), savaş boyunca binlerce değerli tablo, heykel, mobilya, kitap ve arşiv belgesini sistemli şekilde ele geçirdi. Bu yağmalar, savaşta kültürel eserlerin gaspını yasaklayan Lahey Sözleşmesi’ne tamamen aykırıydı. Bu eserler, Nazi yetkilileri tarafından ya Almanya’daki yeni kurulacak büyük müzelerde sergilenmek üzere ya da Berlin ve Linz gibi şehirlerdeki koleksiyonlar için toplanıyordu. Aynı zamanda Hermann Göring (1893-1946) gibi üst düzey Nazi liderlerinin evlerini süslemek amacıyla da kullanılıyordu – ki aslında ERR’in gerçek kontrolü Göring’in elindeydi. Avrupa genelinde müzeler, saraylar ve özel konutlar yağmalandı. Bu yağmaları meşrulaştırmak için kimi zaman eserlerin Alman sanatçılara ait olduğu ya da Alman kültüründen esinlendiği gibi gerekçeler öne sürülüyordu.

Body of Alfred Rosenberg
Alfred Rosenberg’in Cesedi US Army (Public Domain)

Batı Avrupa’daki işgal bölgelerinde, bu sanat eserleri genellikle değersizleşmiş Reichsmark’larla “satın alınmış” gibi gösterilirken, Doğu Avrupa’da doğrudan çalınıyordu. Ancak Nazi bürokrasisinin belge saplantısı nedeniyle, bu hırsızlıklar sırasında çoğu zaman fiş veya makbuz da veriliyordu. Pek çok müze çalışanı, çalınan eserlerle ilgili gizli kayıtlar tuttu. Rosenberg’in bu projesi, sıradan bazı Alman vatandaşlarının da işine yaradı; çünkü daha sıradan eşyalar (özellikle mobilyalar), müttefiklerin bombardımanlarında evleri zarar gören ailelere dağıtılıyordu.

Müttefik güçlerin kurduğu Anıtlar, Güzel Sanatlar ve Arşivler ekipleri sayesinde binlerce eser geri kazanılsa da, maalesef pek çok önemli parça kamuya bir daha asla ulaşamadı. Kaybolan eserlerin en ünlü örneklerinden biri, Raphael’e (1483-1520) ait olduğu düşünülen Genç Bir Adamın Portresi adlı tablodur. Eserin bugün özel bir koleksiyonda olduğu sanılmaktadır.

Dışişlerine Dönüş

1943 yılında Hitler, Rosenberg’i Doğu İşgal Toprakları Reich Bakanı olarak atadı. Bu topraklar iki ayrı bölgeyi kapsıyordu: Reich Komiserliği Ostland ve Reich Komiserliği Ukrayna. Bu alanlar, bugünkü Ukrayna’yı, Belarus’un bir bölümünü, Polonya’nın doğusunu ve Baltık ülkelerini içeriyordu. Rosenberg, teoride üstün ırk fikrini savunmasına rağmen, Doğu Avrupa halklarına karşı genelde uygulanan sürgün ve kitlesel katliam politikalarının dışına çıkmaya çalıştı. Yerel halkları kazanarak Sovyetler Birliği’ne karşı müttefik yapmak istiyordu. Ancak yine de 10 ila 14 yaşlarındaki çocuklar da dâhil olmak üzere zorla çalıştırma gibi uygulamalara başvurdu. Pek çok politika alanında, Rosenberg Nazi hiyerarşisindeki daha yetenekli ve acımasız isimler tarafından etkisiz bırakıldı. Örneğin Ukrayna’da, yetkisi tamamen Reich Komiseri Erich Koch’un (1896-1986) elindeydi. Genel olarak Doğu’daki görevlerinde de, SS lideri Heinrich Himmler (1900-1945) karşısında geri planda kaldı. Nazi yönetimindeki bu iç rekabet ve karmaşık yapı içerisinde kendine yer bulamayan Rosenberg, Ekim 1944’te Hitler’e doğrudan istifa mektubu yazdı. Ancak bu mektuba hiçbir yanıt verilmedi.

Nürnberg Yargılamaları ve İdam

Savaşın ardından, Rosenberg diğer üst düzey Nazi yetkilileriyle birlikte Nürnberg Mahkemelerinde yargılandı. Irk üzerine görüşlerinden hiçbir şekilde pişmanlık duymadı ve sanık kürsüsünde saatlerce konudan kopuk, dağınık ve anlaşılması güç ifadeler kullandı. Manchester Guardian gazetesinden bir gazeteci bu durumu şöyle özetledi:
“Bıkmadan konuşup durdu. Ne dediğini anlamak, avuç dolusu bulut yakalamaya çalışmak gibiydi” (MacDonald, 113). Rosenberg, Hitler ve diğerlerinin kendi fikirlerini soykırımı haklı çıkarmak için çarpıttığını, aslında Yahudilerin yalnızca zorunlu göç yoluyla örneğin Madagaskar gibi izole yerlere gönderilmesini savunduğunu iddia etti. Ancak savcılar, özellikle Doğu İşgal Toprakları Bakanı olarak oynadığı rolü esas aldı. Rosenberg dört ayrı suçtan suçlu bulundu:
savaş çıkarmak için komplo kurmak, barışa karşı suçlar, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar. Alfred Rosenberg, idama mahkûm edildi ve 16 Ekim 1946’da asılarak infaz edildi. Cesedi Almanya’daki Isar Nehri’nin haliç bölgesine savrularak yok edildi.

Çevirmen Hakkında

Mert Manisalı
Mert is a student in the Department of Tourist Guiding at Balıkesir University. His areas of special interest include topics such as technology, artificial intelligence, art, and history."

Yazar Hakkında

Mark Cartwright
Mark, tam zamanlı bir yazar, araştırmacı, tarihçi ve editördür. Özel ilgi alanları arasında sanat, mimari ve bütün medeniyetlerin paylaştıkları düşünceleri keşfetmek yer alır. Siyaset Felsefesi alanında Yüksek Lisans derecesini almış ve WHE Yayıncılık Direktörüdür.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2025, Mayıs 12). Alfred Rosenberg: Kötü Şöhretli Nazi Irk Teorisyeni. (M. Manisalı, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-23988/alfred-rosenberg/

Chicago Formatı

Cartwright, Mark. "Alfred Rosenberg: Kötü Şöhretli Nazi Irk Teorisyeni." tarafından çevrildi Mert Manisalı. World History Encyclopedia, Mayıs 12, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-23988/alfred-rosenberg/.

MLA Formatı

Cartwright, Mark. "Alfred Rosenberg: Kötü Şöhretli Nazi Irk Teorisyeni." tarafından çevrildi Mert Manisalı. World History Encyclopedia, 12 May 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-23988/alfred-rosenberg/.

Reklamları Kaldır