John Paul Jones (1747-1792), Amerikan Bağımsızlık Savaşı (1775-1783) esnasında Kıta Donanması'nda vazife yapmış İskoçya doğumlu bir denizciydi. 1778'de İngiliz liman şehri Whitehaven'a yaptığı baskın ve ertesi yıl HMS Serapis'e karşı kazandığı zafer, onu bir savaş kahramanına dönüştürdü ve birçok kişinin onu 'Amerikan Donanması'nın Babası' olarak görmesine yol açtı.
Jones, denizcilik kariyerine 13 yaşında muhtelif ticaret gemilerinde ve köle gemilerinde vazife alarak başladı. Batı Hint Adaları'nda isyancı bir denizciyi öldürdükten sonra, Virginia'daki İngiliz kolonisine kaçtı ve 1775'te Amerikan Devrimi patlak verdiğinde Kıta Donanması'na katıldı. İrlanda ve Kuzey Denizleri'nde İngiliz ticari gemilerine saldırmak için kullandığı USS Ranger'ın kumandasına verildi. Whitehaven'a baskın düzenledi, Selkirk Kontu'nu kaçırmayı planladı ve USS Bonhomme Richard'ın HMS Serapis ile yaptığı 3 saatlik zorlu deniz düellosuna kumanda etti. Bu eylemler, Jones'un ABD tarihinin en iyi donanma kumandanlarından biri olarak şöhretini pekiştirdi. Savaştan sonra Kıta Donanması dağıtıldı ve Jones'un istikbali belirsizleşti. Bu sebeple 1787'de Rus İmparatorluğu'nun hizmetine girdi, ancak iki yıl sonra, hakkındaki cinsel saldırı iddialarının milletlerarası bir skandala yol açmasının ardından gözden düştü. 18 Temmuz 1792'de 45 yaşında Paris'te öldü.
İlk Yılları
John Paul, 6 Temmuz 1747'de İskoçya'nın Kirkcudbrightshire bölgesindeki Arbigland malikanesinde doğdu. Amerika'ya gelene kadar adına 'Jones'u ilave etmemişti. Babası Arbigland'ın baş bahçıvanıydı ve yedi çocuğu vardı; bunlardan beşi yetişkinliğe kadar hayatta kalacaktı. John Paul, yakınlardaki Kirkbean Okulu'na gitmiş olsa da, asıl tahsilini mahalli liman şehri Carsethorn'da aldı. Boş zamanlarının çoğunu orada, tuzlu deniz havasını soluyarak, gemilerin gidiş gelişlerine hayran kalarak ve denizcilerle sohbet ederek geçirir, deniz hayatı hakkında öğrenebileceği her şeyi öğrenirdi. Paul, denizin çağrısına uzun süre direnemedi ve 13 yaşındayken, İngiliz liman kenti Whitehaven'da faaliyet gösteren İskoç bir tüccar ve gemi sahibi olan John Younger'ın yanında çıraklık yaptı.
John Paul, Whitehaven'dan Younger'ın gemilerinden biri olan Friendship ile bir gemici çırağı olarak yola çıkarak ilk yolculuğuna çıkması uzun sürmedi. Yolculuk Paul'ü Amerika kıtası boyunca geçirtti ve önce Barbados'ta durdu, ardından İngiliz kolonisi Virginia'ya yelken açtı. Paul burada, daha önce Virginia, Fredericksburg'a göç etmiş olan ağabeyi Thomas ile kısa bir zamanlığına bir araya geldi. 1764'te Whitehaven'a döndüğünde, Younger'ın işletmesi iflas ettiği için çıraklıktan erken çıkarıldı. Bir köle gemisinde iş buldu ve sonraki üç yılını Gine'den Jamaika'ya insan yükü taşıyarak geçirdi. 1766'da 19 yaşındaki Paul, kazançlı bir pozisyon olan köle gemisi Two Friends'in birinci kaptanı oldu. Mamafih, köle ticaretinden giderek hayal kırıklığına uğradı ve bu ticaretin devam etmesindeki kendi rolünden tiksindi. 1768'de, Two Friends gemisi Jamaika, Kingston'da demirliyken gemiyi terk etti ve İskoçya'ya giden bir gemiye bilet aldı.
Yolculuğun başlamasından kısa bir süre sonra, hem geminin kaptanı hem de ikinci kaptanı sarı hummadan öldü. Gemide gemiyi nasıl kullanacağını bilen başka kimse olmadığı için Paul mesuliyeti üstlendi ve gemiyi güvenli bir şekilde İskoçya'ya götürdü. Geminin minnettar sahipleri, Paul'ü geminin yükünün yüzde onuyla mükafatlandırdı. Denizcilik maharetlerinden etkilenen gemi sahipleri, ona John adında bir ticaret gemisinin kaptanlığını da teklif ettiler. Paul bu teklifi kabul etti ve Batı Hint Adaları'na iki sefer düzenledi. 1770'teki ikinci seferinde, Paul, geminin marangozunu vazifesini ihmal ettiği için ceza olarak dokuz kuyruklu kırbaçla kırbaçlattı. Marangoz birkaç hafta sonra denizde öldü. John limana döndüğünde, Paul tutuklandı ve Kirkcudbright Tolbooth'ta hapsedildi. Ölen adamın babası tarafından ölümüne sebep olmakla suçlandı. Paul, marangozun ölümünün kırbaçlamayla alakası olmadığını, sarı humma yüzünden meydana geldiğini müdafaa itti. Bu iddiayı ispatlayacak birkaç tanık sunduktan sonra Paul beraat etti, ancak hadise itibarına kara bir leke bıraktı.
1772'de Paul, bu sefer Betsy adlı bir ticaret gemisinin kaptanlığını yaparak Batı Hint Adaları'na bir kere daha yelken açtı. Yolculuğun sonlarına doğru, 1773'te Betsy, birkaç denizcinin isyan çıkarmaya karar verdiği Tobago'ya vardı. Paul, isyancıların taleplerine, elebaşını kılıcıyla delip öldürerek karşılık verdi. Paul her zaman meşru müdafaa maksadıyla hareket ettiğini iddia etse de, öldürdüğü adamın yerli olması sebebiyle Tobago'daki kamuoyunun kendisine aleyhtar olacağını biliyordu. Yargılanmaktan kaçınmak için Kuzey Amerika anakarasına kaçtı ve hüviyetini gizlemek için adına "Jones"u ilave etti. Kardeşi William'ın ölümünden sonra, işlerini yoluna koymak için Virginia, Fredericksburg'a gitti ve kendisi de orada yaşamaya karar verdi.
Kıta Donanması'nda
Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nın ilk ateşi Lexington ve Concord Muharebeleri'nde (19 Nisan 1775) atıldığında, Jones Vatanseverlik davasına sempati duymaya başlamıştı; Virginia'da iki yıldan az bir zaman yaşamasına rağmen, İskoçya doğumlu denizci artık Amerikan hürriyetlerinin açık sözlü bir destekçisiydi. Aralık 1775'in başlarında Jones, yeni kurulan Kıta Donanması'na hizmetlerini sunmak için Philadelphia'ya geldi. Tecrübeli deniz subaylarına büyük talep vardı ve Jones, 24 toplu bir firkateyn olan USS Alfred'de üsteğmen rütbesiyle vazifelendirildi. Alfred, Şubat 1776'da Delaware Nehri'nden ayrılmaya hazırlanırken, Teğmen Jones Büyük Birlik Bayrağı'nı çekti; bu, birleşik On Üç Koloni tarafından kullanılan ilk bayraktı ve ilk defa göndere çekiliyordu.
Mart 1776'da Alfred, Bahamalar'daki İngiliz limanı Nassau'ya tertiplenen bir baskına iştirak etti ve bir ay sonra dönüş yolculuğu sırasında bir İngiliz paket gemisiyle çatışmaya girdi. Jones bu operasyonlarda muzaffer bir performans sergiledi ve Mayıs ayında Providence adlı sloop'un kumandasına ve kaptan rütbesine layık görüldü. Hırslı bir adam olan Jones, kendini ispatlamaya kararlıydı ve mürettebatını zorluyordu. 1776 yazında Providence, Bermuda ile Nova Scotia arasında Atlantik kıyılarını çaprazlama geçti; bu devirde Jones, daha büyük İngiliz firkateynlerinden iki kez daha hızlı gitti, sekiz ganimeti ele geçirdi ve sekizini daha yakıp batırdı. Jones'un mizacı, onu diğer kaptanlar arasında sevilmeyen biri haline getirdi ve sık sık üstü Komodor Esek Hopkins ile münakaşa etti. Yine de Jones'un başarısı hızla Kongre'nin dikkatini çekti ve 14 Haziran 1777'de yeni inşa edilen savaş gemisi USS Ranger'ın kumandasına tayin edildi.
Kongre, Jones'a Avrupa'ya yelken açması talimatını verdi ve orada Amsterdam'da Amerika Birleşik Devletleri için inşa edilen bir firkateyn olan Indien adlı başka bir gemiyi alması emredildi. Jones Aralık ayında geldiğinde, İngiltere'nin Hollandalılara Indien'i o zamanlar çatışmada hâlâ tarafsız olan Fransa'ya satmaları için baskı yaptığını öğrendi. Hayal kırıklığına uğrayan Jones, kışı Paris'te geçirdi ve burada Fransa'daki Amerikan komiserlerinden Benjamin Franklin ile yakın bir dostluk tesis etti. Büyük ölçüde Franklin'in gayretleri sayesinde Fransa, Şubat 1778'de Amerika Birleşik Devletleri ile bir İttifak Antlaşması imzaladı ve kısa bir zaman sonra savaşa girdi. İttifakın imzalanmasından sekiz gün sonra, Jones'un gemisi Ranger, bir Fransız savaş gemisinin dokuz pare top atışı yapmasıyla, yabancı bir ülke tarafından resmen selamlanan ilk Amerikan donanma gemisi oldu.
İngilizlere Yönelik Baskınlar
10 Nisan 1778'de Jones, Ranger gemisiyle Fransız Brest limanından ayrıldı. Gemisi 140 kişilik bir mürettebata sahipti ve 18 adet altı librelik top ile 6 döner topla donatılmıştı. İrlanda Denizi'nde İngiliz ticari gemilerine küçük çaplı baskınlar tertipleyen Jones, daha büyük bir ganimet peşindeydi ve mürettebatını, denizcilik kariyerine başladığı liman olan Whitehaven'a yapılacak bir hücuma katılmaya ikna etti. Ranger gemisini gizlice açık denizde demirleyen Jones ve 30 mürettebat, 23 Nisan sabahı saat 3'te iki küçük tekneyle sessizce Whitehaven'a kürek çektiler. Limandaki ticaret gemilerini ateşe vermeden önce kasabanın toplarını başarıyla deldiler. Sadece üç gemi alev almıştı ki, birileri olup biteni fark edip alarm verdi. Jones ve adamları, kasabalılardan oluşan bir kalabalığın alevleri söndürmesiyle kaçtılar. Whitehaven'a yapılan baskın, küçük çaplı olsa da, "savaşta İngiliz toprağındaki biricik Amerikan operasyonu" olmasıyla dikkat çekicidir (Boatner, 1199'dan iktibas).
Aynı günün ilerleyen saatlerinde Jones, Ranger ile Solway Firth'ten geçerek St. Mary's Adası'na gitti ve burada Selkirk Kontu'nu kaçırıp fidye istemeyi planladı. Lakin kont evde değildi ve Jones'un karaya çıkarma ekibi, savaştan sonra Selkirk'e iade edilen, ailenin amblemini taşıyan gümüş bir tabak dışında, gemiye eli boş döndü. Ranger, İrlanda Denizi'ni tekrar geçerken, İrlanda, Carrickfergus açıklarında demirlemiş olan bir İngiliz sloop'u Drake ile karşılaştı. Ateş gücü hemen hemen eşit olan iki gemi, 24 Nisan öğleden sonra iki saat süren bir çatışmaya girdi ve çatışma, İngiliz kaptanın öldürülmesiyle sona erdi. Jones, Drake'i ele geçirip Brest'e geri getirmesi için ikinci kumandanı Teğmen Thomas Simpson kumandasındaki bir birliği gönderdi. Jones, 8 Mayıs'ta Brest'e dönmeden önce Ranger'da İrlanda Denizi'nde kaldı ve birkaç ganimet daha ele geçirdi. İngiliz topraklarına baskın tertiplediği, bir kontu tehdit ettiği ve bir İngiliz yelkenlisini ele geçirdiği kısa seyahati, İngiliz kıyılarında büyük bir endişeye yol açmış ve Kaptan Jones'un milletlerarası şöhrete kavuşmasını sağlamıştı.
Bonhomme Richard
Jones, Paris'e döndüğünde şöhretli biri haline geldiğini fark etti. Fransa, Britanya'ya resmen savaş ilan etmiş ve zaferleri onu Fransız sosyetesinin gözdesi haline getirmişti. 1779'da, yakın zamanda bir ticaret gemisinden savaş gemisine dönüştürülen 42 toplu Duc de Duras adlı daha büyük bir geminin kumandasına verildi. Jones, geminin adını arkadaşı Benjamin Franklin'in onuruna USS Bonhomme Richard olarak değiştirdi (bu, Franklin'in Fransa'da Les Maximes du Bonhomme Richard adıyla yayınlanan Poor Richard's Almanac'ına bir göndermeydi). Amiral gemisi Bonhomme Richard olan Jones'a ayrıca iki fırkateyn, bir korvet, bir kotra ve iki korsan gemisinden oluşan derme çatma bir filonun da otoritesi verildi. 14 Ağustos 1779'da Jones'un filosu, Britanya Adaları çevresinde olabildiğince fazla kaos yaratma niyetiyle İrlanda kıyılarına doğru yola çıktı.
Sefer zorlu bir başlangıç yaptı. Yolculuğun dördüncü gününde, iki korsan gemisi Jones ile ganimete dair çıkan bir anlaşmazlığın ardından filoyu terk etti. Kısa bir süre sonra Jones, filodan ayrılıp Fransa'ya dönmeyi tercih eden bir başka gemi olan Le Cerf'i de kaybetti. Dahası, Jones, daha küçük gemilerin kaptanlığını yapan Fransız donanma subaylarının itaatsizliğiyle karşı karşıya kaldı. Bu subaylar, Jones gibi İskoç asıllı bir Amerikalıdan emir almaktan hoşlanmaz ve bunu ona bildirmekten çekinmezlerdi. Bu subaylar arasında en açık sözlü olanı, USS Alliance fırkateyninin kaptanı Pierre Landais'ti. Landais, Jones'a gemisini uygun gördüğü şekilde kullanacağını açıkça söylemişti. Bu gerginliklere rağmen, filo kuzey İskoçya'nın etrafında seyrederken birçok ganimet aldı ve sonunda güneye doğru bir rota çizdi. 23 Eylül öğleden sonra Jones, iki savaş gemisinin, HMS Serapis ve Countess of Scarborough'nun eşlik ettiği 40 İngiliz ticaret gemisinden oluşan bir konvoyu gördü.
Jones saldırmaya karar verdi ve Bonhomme Richard'ı denize açtı. Diğer gemilerine tek sıra halinde savaşmaları için işaret verdi. Jones'tan daha bilgili olduklarını düşünen Fransız subaylar, itaat etmeyi reddettiler. Kaptan Landais, İttifak'ı daha küçük düşman gemisi Countess of Scarborough ile başa çıkmak için denize açtı. Diğer iki müttefik gemisi ise geride kalarak Bonhomme Richard'ın 50 topluk Serapis'e tek başına meydan okumasına izin verdi. Bu arada Serapis, ticaret gemilerine kaçma şansı vermek için Bonhomme Richard ile doğrudan karşılaşmak üzere denize açılmıştı. Bunu, sıklıkla savaşın en ünlü deniz savaşı olarak kabul edilen, üç buçuk saatlik acımasız bir düello izledi. Bonhomme Richard ve Serapis, denizciler tüfek ve blunderbus'larla birbirlerine ateş ederken, ikisi de yakın mesafeden yıkıcı borda ateşleri açtı. Serapis'in bomu Bonhomme Richard'ın mizana direğine takıldığında iki gemi kısa zamanda birbirine kilitlendi. Serapis, Bonhomme Richard'ı hız ve ateş gücü bakımından geride bıraksa da Jones pes etmeyi reddetti; İngiliz kaptan tarafından teslim olmaya çağrıldığında Jones, görünüşe göre "Henüz savaşmaya başlamadım!" diye cevap vermişti (Middlekauff, 542).
Kısa zaman sonra her iki gemi de alevler içindeydi ve batıyordu. Mücadele esnasında Kaptan Landais, firkateynini birbirine kenetlenmiş gemilerin yanından geçirerek, çatışmaya toplamda üç borda ateşi açtı. Bordalar hem Serapis'e hem de Bonhomme Richard'a mühim hasarlar verdi ve bordalardan biri daha ziyade Richard'ın kıç tarafına isabet etti; bazı bilim insanları, Landais'nin dost ateşinin, Jones'un gemisini batırıp zaferin mesuliyetini üstüne almak için kasten gerçekleştiğini iddia ediyor. Ancak bütün bu zorluklara rağmen Jones sonunda zaferi kazandı; Saat 22:30 civarında, Serapis'in kaptanı bayraklarını indirdi ve kılıcını teslim etti. Jones, Flamborough Burnu Muharebesi olarak adlandırılan savaşı korkunç bir bedel ödeyerek kazanmıştı; 170 adamı ölmüş veya yaralanmıştı ve Bonhomme Richard tamir edilemeyecek kadar hasarlıydı ve iki gün sonra battı. Jones, mürettebatı ele geçirilen Serapis'e transfer etti ve 3 Ekim'de Hollanda'ya vararak güvenli bir şekilde yola çıktı.
Savaşın Sonu ve Rus Hizmeti
Jones'un Hollanda'ya varışından kısa bir zaman sonra, İngiliz hükümeti Hollanda Cumhuriyeti'nden onu teslim etmesini ve ele geçirilen İngiliz gemilerini iade etmesini talep etti. Onların gözünde Jones, bir korsandan, "asi bir tebaadan ve devletin bir suçlusundan" başka bir şey değildi (Boatner, 566). Bu hal, Hollanda Cumhuriyeti'ni tehlikeli bir vaziyete soktu; Jones'u korsan olarak tevkif etmeyi reddeden Hollandalılar, dolaylı olarak Amerika Birleşik Devletleri'nin istiklalini tanımış olacak ve bu da tarafsızlıklarını ihlal edecekti. Jones, Alliance hariç bütün gemilerini Fransız hükümetine bağışlayarak onları bu zor vaziyetten kurtardı, böylece artık korsan gemisi olarak kabul edilmeyeceklerdi. Dengesiz Landais'i kumandanlıktan alan Jones, Alliance'ı Fransa'ya geri götürdü ve burada Fransa Kralı XVI. Louis (hükümdarlığı 1774-1792) tarafından kahramanca karşılandı ve 'şövalye' unvanıyla şereflendirildi.
Jones, üç yıllık bir aradan sonra Şubat 1781'de Amerika Birleşik Devletleri'ne döndü. Bağımsızlık Savaşı'nın son yıllarında, Kıta Donanması'nın en büyük gemisi olan USS America'nın kumandanlığına tayin edildi, ancak Kongre gemiyi Fransa'ya hediye etmeye karar verdiği için kumandayı hiçbir zaman devralmadı. 1783'te Amerika Birleşik Devletleri savaşı kazandı ve Kıta Donanması dağıtıldı; böylece evlat edindiği ülke Jones'a hiçbir gelecek vaat etmiyordu. Seferlerinden kendisine kalan mükafat parasını almak için Fransa'ya gitti ve 1787 yazına kadar orada kaldı. Ardından, Kongre'den Kıta Donanması subaylarına verilen tek altın madalya olan altın madalyayı almak üzere Amerika Birleşik Devletleri'ne son defa döndü.
Jones artık tekrar parasızdı ve bu vaziyet onu Rusya İmparatoriçesi Büyük Katerina'nın (II. Yekaterina) (hükümdarlığı 1762-1796) hizmetine girme teklifini kabul etmeye yöneltti. Ruslar o devirde Osmanlı İmparatorluğu ile savaş halindeydi ve Jones, 24 toplu Vladimir gemisinde Rus Donanması'nda tümamiral olarak vazifelendirildi. Karadeniz'de muhtelif deniz harekâtlarına katıldı ve 8 Haziran 1788'de Aziz Anna Nişanı ile mükafatlandırıldı. Ancak Jones, Rusya hizmetindeki diğer subayların çoğu tarafından küçümsendi; çünkü Jones'un kendisini tehdit ettiğini düşünüyorlardı; aralarında eski İngiliz subayları da vardı ve tabiatıyla Jones'tan nefret etmekte haklıydılar; zira onu hâlâ bir korsan olarak görüyorlardı. Kısmen onların entrikaları yüzünden, İmparatoriçe'nin gözdesi Prens Grigori Potemkin de nihayet Jones'a karşı cephe aldı.
İddialar ve Sonraki Hayatı
Nisan 1789'da Jones, dairesine tereyağı satmak için gittiğinde onun kendisine fiziksel ve cinsel saldırıda bulunduğunu ifade eden on yaşındaki Katerina Stepanova adlı kıza tecavüz etmekle suçlandı. Kız, hem bir alay cerrahı hem de bir ebe tarafından muayene edildi ve ebeler, Stepanova'nın yaralarının iddialarına uyduğunu bildirdi. Jones, iddiaları reddederek, bunların itibarını zedelemek ve onu iktidardan uzaklaştırmak için bir teşebbüsten başka bir şey olmadığını iddia etti. Jones'tan kurtulmak için bir bahane arayan subaylar ve Rus soyluları, hadiseyi kamuoyuna duyurmak için fırsatı değerlendirdi ve milletlerarası bir skandala dönüştürdü. İmparatoriçe Yekaterina, Stepanova'nın tarafını tuttu ve sonunda Jones'u Rus sarayından sürdü. Hâlâ masumiyetini müdafaa eden Jones, 1790'da Paris'e döndü.
Jones son iki yılını Paris'te geçirdi. Artık orada arkadaşı yoktu ve hakkındaki iddialar onu cemiyetten uzaklaştırmıştı. Haziran 1792'de Amerika Birleşik Devletleri, Amerikalı esirlerin serbest bırakılması için Cezayir Dayısı ile müzakerelerde bulunmak üzere onu büyükelçi olarak tayin etti. Lakin Jones bu vazifeye başlayamadan, 18 Temmuz 1792'de Paris'teki dairesinde 45 yaşında ölü bulundu. Paris'e gömüldü ve naaşı, Maryland, Annapolis'teki Deniz Harp Okulu Şapeli'ne defnedildiği 1913 yılına kadar Amerika Birleşik Devletleri'ne iade edilmedi.

