Galileo Galilei

Mark Cartwright
tarafından yazıldı, Şüheda Bulut tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Galileo Demonstrating His Telescope (by Henry-Julien Detouche, Public Domain)
Galileo Teleskopunu Gösterirken Henry-Julien Detouche (Public Domain)

Galileo Galilei (1564-1642), İtalyan bir matematikçi, fizikçi, astronom ve doğa filozofuydu. Geliştirdiği üstün bir teleskop sayesinde gece gökyüzüne dair yeni gözlemler yaptı; özellikle Ay’ın yüzeyinde dağlar olduğunu, Jüpiter’in dört uydusunun bulunduğunu ve Güneş lekelerinin dikkatli gözlemlerle Güneş’in hareket eden bir küre olduğunu ortaya koyduğunu keşfetti.

Astronomi dışında, Galileo uzun yaşamı boyunca fiziğe büyük ilgi duyduğu için birçok bilimsel deney gerçekleştirdi. Eski teorileri test edip titiz deneyler sonucunda yeni teoriler ortaya koyan bilim insanı, evrenin kabul gören Batlamyusçu görüşünü sorguladığı için Katolik Kilisesi ile ters düştü. 1633 yılındaki bir yargılamada sapkınlıkla suçlu bulundu ve hayatının geri kalanını Toskana’daki villasına hapsedilmiş olarak geçirmek zorunda kaldı. Galileo’nun keşifleri ve en çok da deney yapma ve hipotezleri test etme yaklaşımı, onu Bilimsel Devrim’in etkili bir figürü hâline getirdi.

Erken Yaşamı

Galileo Galilei, 15 Şubat 1564’te İtalya’nın Pisa kentinde doğdu. Ailesi küçük soylular sınıfına mensuptu ancak maddi açıdan pek iyi durumda değildi. Galileo’nun bilime olan ilgisi, müzik bilimi üzerine pratik deneylere dayalı risaleler yazan babası Vincenzo Galilei’den (yaklaşık 1520-1591) miras kalmıştı. Vincenzo müzik alanında ün kazanmış olabilir, ancak geçimini kumaş ticaretiyle sağlıyordu; karısı ve Galileo’nun annesi Giulia’nın ailesi de bu işle uğraşıyordu. 1581 yılından itibaren Galileo, Pisa Üniversitesi’nde tıp eğitimi almaya başladı, fakat eğitim programının bir parçası olan matematik dersleri onu daha çok cezbetti. Bu ilgi o kadar büyüktü ki, Galileo Pisa’dan mezun olmadan ayrıldı ve Floransa’da matematik öğretmenliği yapmaya başladı. Galileo kendini kanıtlamaya istekliydi ve özel çalışmaları, Bilimsel Devrim’in sürekli büyüyen bilgi birikimine yaptığı ilk katkılarla sonuçlandı. Sarkaçların hareketini inceleyerek sabit hareket teorisini geliştirdi. Matematik alanındaki yetkinliği öylesine dikkat çekiciydi ki, 1589’da Pisa Üniversitesi’nde bu alanda bir pozisyona layık görüldü; üç yıl sonra ise Padua Üniversitesi’nde matematik profesörü olarak atandı.

Galİleo, çözmek İstedİğİ sorunlara yanıt verebİlecek her türlü düşünce alanına İlgİ duyan çok yönlü bİr düşünürdü.

Galileo, Padua’da filozof Cesare Cremonini (1550-1631) ile ömür boyu sürecek bir dostluk kurdu. Yine Padua’da Marina Gamba ile tanıştı ve evlenmemelerine rağmen birlikte üç çocukları oldu: Virginia (d. 1600), Livia (d. 1601) ve Vincenzio (d. 1606). Galileo, maddi sıkıntılardan hiçbir zaman tam anlamıyla uzak kalamadı ve az olan ders maaşını özel dersler ve zaman zaman çıkardığı ayrıntılı burç haritalarıyla destekledi. 1613 yılında, kızları ergenliğe ulaştığında ve Galileo sevgilisiyle açıkça birlikte yaşayamadığı için, Virginia ve Livia’yı Floransa dışındaki bir manastıra yerleştirdi (her ikisi de büyüdüklerinde rahibe oldu). Galileo, kızlarını manastırda desteklemeye devam etti; onlara daha iyi odalar satın aldı ve manastırın yetersiz yiyeceklerini kendi arazisinde yetiştirdiği gıdalarla takviye etti. Virginia, bu dönemde Maria Celeste adını almıştı ve yaşlılık döneminde babasına büyük destek sağladı.

Galileo by Porcia
Porcia tarafından Galileo Francesco Porcia (Public Domain)

Teoriden Pratiğe: Yeni Bir Bilim

Matematik, Galileo’nun evreni anlayışında hayati bir rol oynuyordu; nitekim bunu 1623 tarihli İnceleyici (The Assayer) adlı eserinde şöyle açıklar:

"Onu (evreni) anlamak imkânsızdır, ta ki önce onun dilini öğrenip yazıldığı karakterleri tanımayı başarmadıkça. O, matematik diliyle yazılmıştır ve karakterleri üçgenler, daireler ve diğer geometrik şekillerdir; bu araçlar olmadan, onu insani bir şekilde anlamak mümkün değildir; bunlar olmadan yalnızca karanlık bir labirentte amaçsızca dolanırsınız."

(Wootton, s. 163)

Ancak Galileo, çözmek istediği sorunlara yanıt verebilecek her türlü düşünce alanına ilgi duyan çok yönlü bir düşünürdü. İlk biyografi yazarı Vincenzo Viviani, bu durumu şöyle belirtir (Heilbron tarafından yorumlanmıştır):

"[O], Toskana’daki en iyi çılgın zekâlarla boy ölçüşebilir, ressamlara ve şairlere sanatsal zevk konularında tavsiyeler verebilir ve Petrarca, Dante ile Ariosto’nun geniş bölümlerini ezbere okuyabilirdi. Ancak asıl güçlü yönü," demişti Galileo 1610’da Medici sarayında bir görev için pazarlık yaparken, "felsefeydi; çünkü ona matematiğe ayırdığı aylardan çok daha fazla yılını adamıştı." (s. v)

Kısacası, Galileo "bir matematikçiden ne fazla ne de eksik; aynı zamanda bir müzisyen, sanatçı, yazar, filozof ya da alet yapımcısıydı... Galileo, pek çok meslekten herhangi birinde başarılı olurdu" (aynı kaynak).

The Scientific Revolution in Europe
Avrupa’da Bilimsel Devrim Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

1590’larda Galileo, saf matematik çalışmalarından deneylere doğru yönelmeye başladı, ancak Pisa Kulesi’nden top düşürdüğü hikayesi doğru değildir. Eski Aristotelesçi fizik anlayışını reddeden Galileo, özel atölyesinde düzgün ivmelenme, eylemsizlik ve mekaniği inceledi. Düşen bir cismin ağırlığından bağımsız olarak aynı ivmeyle hızlandığını keşfetti (yani hava direnci yoksa, farklı ağırlıktaki iki cisim aynı anda yere düşer), bir merminin bir noktadan diğerine giderken yolunun parabolik olduğunu ve kusursuz pürüzsüz bir yüzeyde hareket eden bir cismin sabit hızla yuvarlanacağını, vakumda ise sonsuza dek bu şekilde devam edeceğini buldu. Galileo, bu son bulguyu uzun süredir çözülemeyen bir problemi açıklamak için kullandı: Eğer Dünya Güneş’in etrafında dönüyorsa, onu ne hareket ettirir? Galileo, Tanrı’nın yaratılışta hareketi başlatmış olduğunu varsayarsak, devamlı bir kuvvete gerek olmadığını gösterdi.

Galileo, astronomiye derin bir ilgi duydu ve 1597’den itibaren diğer büyük düşünür ve astronom Johannes Kepler (1571-1630) ile kalıcı bir yazışma başlattı. Bu iki adam, Nicolaus Copernicus’un (1473-1543) tartışmalı teorilerini fiziksel kanıtlarla doğrulayıp sonunda Ptolemaios’un (yaklaşık MS 100-170) eskimiş görüşlerini tarihe gömecekti. Copernicus, Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğünü savunurken, Ptolemaios Güneş’in Dünya’nın etrafında döndüğünü düşünüyordu (kilisenin desteklediği görüş bu idi). Galileo, Orta Çağ astronomlarının karmaşık matematikle titiz haritalar ve tablolar oluşturma yöntemini reddetti ve teleskopunu doğrudan gözlem ve keşfe odakladı. Bu anlamda, "Galileo astronominin ne olduğu anlayışını temelden değiştirdi" (Burns, 63).

Eyepiece of Galileo's Telescope
Galileo'nun Teleskobunun Merceği Science Museum, London (CC BY-SA)

Galileo’nun Teleskopu

Yenİ keşİflerİ, Galİleo’yu Yenİ Dünya’yİ keşfeden Kolomb kadar ünlü yaptı.

İlk teleskop, yaklaşık 1608 yılında Hollanda’da, muhtemelen Hans Lippershey (yaklaşık 1570–1619) tarafından icat edildi. Bir tüpün iki ucuna konvex ve konkav birer mercek yerleştirme fikri kısa sürede tüm Avrupa’ya yayıldı ve bu bilgi Galileo’nun kulağına bir-iki yıl içinde ulaştı. Galileo, kendisi tarafından özenle taşlanmış üstün kalitede merceklerle kendi teleskopunu yaptı (ama tam olarak nasıl yaptığını kimseye söylemedi). Birkaç prototipten sonra, çağdaşlarının sahip olduklarından çok daha güçlü, 33 kat büyütme gücüne sahip bir teleskop geliştirdi. Galileo’nun teleskobu, kendi adlandırmasıyla occhiale (‘gözlük’), yaklaşık 60 cm (24 inç) uzunluğunda kurşun bir tüpün iki ucuna yerleştirilmiş iki mercekten oluşuyordu. O kadar güçlü ve kaliteliydi ki, diğer bilim insanları Galileo’nun teleskopuyla gördüklerine inanmakta zorlandı; çünkü onların teleskopları İtalyan’ın gördüklerini tespit edemiyordu. Galileo ayrıca bir çift dürbün de icat etti ancak bu fikir yaygınlaşmadı. Galileo’nun erken versiyonlarını geliştirdiği diğer araçlar arasında termometre (aslında termeskop), hidrostatik terazi ve pusula (bugün askeri pusula veya sektör olarak adlandırdığımız türden) bulunur. Ancak 17. yüzyılda düşünceyi kökten değiştiren icat teleskop oldu.

Galileo, yeni teleskobunu kullanarak gökyüzünü büyük bir ayrıntıyla inceledi ve araştırmalarının sonucunu 1610’da Sidereus Nuncius (Yıldızlı Elçi) adlı eserinde yayımladı. Galileo, Ay’ın yüzeyinin dağlar ve vadilerle Dünya’ya benzer göründüğünü gözlemleyerek, birçok kişinin önceden düşündüğünün aksine, Ay’ın tamamen farklı bir maddeden oluşmadığını ortaya koydu. İlk kez Jüpiter’in en büyük dört uydusunu (şimdi daha fazlasının olduğunu biliyoruz) keşfetti, Samanyolu’nun yapısını inceledi ve Venüs’ün evrelerini belirleyerek Venüs’ün Güneş’in etrafında döndüğünü kanıtladı. Galileo, gördükleri üzerine teoriler geliştirdi; örneğin, Jüpiter’in uydularının hareketi onların Jüpiter’in yörüngesinde dolandığını gösteriyordu (Güneş gibi başka bir gök cismi değil). Galileo, (doğru olarak) Ay’ın ışığını görebildiğimiz gibi, Ay’dan da Dünya’nın ışığının, yani Güneş’in yansıyan ışığının görülmesi gerektiğine inanıyordu. Bu yeni keşifler Galileo’yu, Yeni Dünya’nın kaşifi Kristof Kolomb (1451–1506) kadar ünlü yaptı; yeni bir Kozmos’un kaşifi olarak Galileo sık sık Kolomb ile karşılaştırıldı.

Galileo's Map of the Moon
Galileo'nun Ay Haritası Welcome Images (CC BY)

Galileo’nun en önemli keşfi, Ay’ın yüzeyi ya da Jüpiter’in uydularının detayları değil, teleskobuyla Güneş üzerindeki güneş lekelerini gözlemlemesi oldu. Güneş lekeleri antik çağlardan beri bilinmekle birlikte, Galileo artık filtreler kullanarak daha önce kimsenin görmediği ayrıntıları görebiliyordu. Galileo, gördüklerini şöyle tarif etti:

Teleskopla güneş diski üzerinde görülen koyu lekeler, kesinlikle yüzeyinden uzakta değildir; ya yüzeye bitişiktirler ya da aralarındaki mesafe o kadar küçüktür ki fark edilmesi imkânsızdır... Süreleri bir ya da iki günden otuz ya da kırk güne kadar değişir. Çoğunlukla düzensiz şekillere sahiptirler ve şekilleri sürekli değişir; bazıları hızlı ve şiddetli, bazıları ise daha yavaş ve ılımlı hareket eder... Tüm bu düzensiz hareketlerin yanında, güneşin yüzeyi boyunca paralel çizgiler halinde genel ve birbiriyle uyumlu bir hareketi paylaşırlar. Bu hareketin özel özelliklerinden, güneşin mutlak anlamda küresel olduğu, batıdan doğuya ve kendi merkezi etrafında döndüğü, lekeleri paralel daireler boyunca taşıdığı ve tam bir dönüşünü yaklaşık bir ayda tamamladığı öğrenilebilir.
(Fermi, 57).

Toskana Büyük Dükü II. Cosimo de' Medici’nin (1609-1621 arasında hüküm sürdü) sarayında bir pozisyon kapmak için, Galileo keşfettiği Jüpiter’in uydularına Medici ailesine saygı olarak ‘Medicean Yıldızları’ adını verdi. Gerçekten de, 1610 yılında Galileo, dükün resmi matematikçisi ve doğal filozofu olarak atandı (doğal filozof unvanı, sıradan bir matematikçinin yapamayacağı şekilde Dünya’nın evrendeki yeri üzerine teoriler sunmasına olanak sağlıyordu). 1611’de Galileo, Roma’daki prestijli bilim topluluğu Academia dei Lincei’ye kabul edildi. 1612’de Galileo’nun “Yüzen Cisimler Üzerine Söylev” adlı eseri Aristotelesçi doğal felsefeye sert bir eleştiri getirdi. 1613’te Galileo, “Güneş Lekeleri Üzerine Mektuplar” adlı eserinde Kopernikçi görüşlerini savundu; bu eser, bilim insanını ciddi sorunların içine sürükledi.

Galileo Facing the Roman Inquisition
Roma Engizisyonu ile Yüz Yüze Gelen Galileo Cristiano Banti (Public Domain)

Galileo’nun Yargılanması

Ptolemy, Dünya’nın evrenin merkezi olduğunu ve her şeyin onun etrafında döndüğünü öne süren bir teori ortaya koymuştu. Hristiyan Kilisesi bu fikri seviyordu çünkü insanlığı evrenin merkezine koyuyordu. Copernicus ise merkezin Güneş olduğunu ve Dünya ile diğer gezegenlerin onun etrafında döndüğünü savundu. Katolik Kilisesi özellikle bu görüşten hoşlanmadı. Galileo Copernicus’un tarafını tutunca, eserleri 1616’da Katolik Kilisesi’nin Yasaklı Kitaplar Listesi’ne konduğu için, sapkınlık suçlamasıyla resmi olarak kınanma riskiyle karşı karşıya kaldı. Galileo Tanrı’nın varlığını reddetmiyordu ama, belki de en önemlisi, yıllar içinde kurumların yanı sıra birçok kişisel düşman da edinmişti. Örneğin, Cizvit astronom Christoph Scheiner (1573-1650) ile dikkat çekici bir çekişmesi vardı. Görünüşe göre Galileo, insanları sinirlendirmekte özel bir yeteneğe sahipti (bu, 1592’de Pisa’dan Padua’ya ayrılmasının nedenlerinden biriydi). Başkalarının inançlarıyla alay etmeye olan düşkünlüğü ve bu inançları felsefi tartışmalarla çürütme becerisi, onu tıpkı MÖ 5. yüzyıl Atina’sında Sokrates’in yaptığı kadar az arkadaş edinir hale getirmişti. Öte yandan, Galileo aynı zamanda dost ve destekçi kazanmakta da başarılıydı; çünkü “kendi fikirlerinin güçlü bir savunucusu ve teknik fikirleri mükemmel biçimde aktarabilen bir iletişimciydi” (Henry, 29). Kısacası, Galileo Kilise için zor bir sorun teşkil ediyordu.

Çoğu gökbilimci aslında dini ortodoksluğa meydan okumakla ilgilenmiyordu ve teleskop ve diğer araçlarla yaptıkları yeni keşifleri, Kutsal Kitap’ta anlatıldığı gibi yaratılmış bir evrene doğrudan meydan okuma olarak görmüyordu. Galileo, teoloji ile doğal felsefenin tamamen ayrı konular olduğunu düşünüyordu. Onun yaptığı şey, Dünya’daki fiziksel dünyanın madde ve fizik yasaları bakımından gökyüzünde görülenlerle tamamen ilişkili olduğunu göstermekteydi. Bu, geleneksel Aristotelesçi görüşe ters düşüyordu. Sonunda, Galileo’nun yazıları Kilise tarafından yasaklanmadı, ancak Kardinal Robert Bellarmine (1542-1621) tarafından özel olarak uyarıldı. Galileo artık kamuoyunda tanınan bir figürdü; özellikle eserlerini çoğu büyük düşünürün kullandığı daha sınırlı kitleye hitap eden Latince yerine İtalyanca yazdığı için. Galileo’nun eserleri yayımlandıktan kısa süre sonra birçok dile de çevrildi. 26 Şubat 1616 tarihindeki bir toplantıda Galileo’ya, Kutsal Kitap’la çeliştiği düşünülen Kopernikçi görüşlerini sürdürmemesi tavsiye edildi. Galileo bir süre bu uyarıya uydu, ancak diğer gökbilimcilerin çalışmalarıyla birlikte Kopernik evren görüşü giderek daha fazla kabul görmeye başladı. Ayrıca, orta yol olarak kabul edilen bir görüş de vardı; Tycho Brahe (1546-1601) Güneş’in Dünya’nın etrafında, diğer gezegenlerin ise Güneş’in etrafında döndüğü bir uzlaşma görüşünü savunmuştu. Kısacası, ne kadar Kilise gökbilimcilerin araştırmalarını resmi doktrin halısının altına süpürmek istese de, neyin neyin etrafında döndüğü sorunu kaybolmuyordu.

1632 yılında Galileo, Dünyanın İki Başlıca Sistemi Üzerine Diyalog adlı eserini yazdı. Bu eserde, biri Ptolemaik, diğeri Kopernikçi iki büyük düşünür, galaksimizde hangi gök cisimlerinin neyin etrafında döndüğü konusunu tartışıyor (Galileo, teleskopla gördüklerimizin sadece bir galaksi olduğunu, tüm evren olmadığını artık kesin olarak düşünüyordu). Üçüncü bir karakter ise tarafsız bir düşünür olarak sonunda Kopernik modelini kabul etmeye ikna ediliyor. İlginç olan, Ptolemaik filozofun adı Simplicio (aptal anlamına gelen 'simpleton’a benziyor) ve diğer karakter, yani aslında Galileo’nun kendisi, Salviati olarak adlandırılmış (doğru bilgi yoluyla kurtuluş ima ediyor). Diyalog Kilise için fazla ileri gitmişti ve Galileo sapkınlıkla suçlandı. 1633 yılında bir mahkeme önüne çıkarıldı. Suçlu bulunarak Kopernikçi görüşleri yaymaktan vazgeçmek zorunda kaldı ve hayatının geri kalanını Floransa’daki evinde ev hapsinde geçirmeye mahkûm edildi. Ayrıca önümüzdeki üç yıl boyunca her hafta tövbe ilahilerini okumak zorundaydı; bu, zamanına çok değer veren bir adam için küçük ama şüphesiz can sıkıcı bir cezaydı.

Galileo, Katoliklik’in bir düşmanı haline gelmiş olabilir, ancak onun davası bazı benzersiz özellikler taşır; bunların başında da bilim insanının yıllar içinde birçok düşman edinmiş olması gelir ve bu kişiler şimdi intikam fırsatını yakalamıştır. Tarihçi J. Henry’nin belirttiği gibi, “Galileo olayı, erken modern dönemde bilim ve din arasındaki ilişkilere genel bir gösterge olarak alınmamalıdır” (86).

Galileo by Sustermans
Sustermans tarafından Galileo Justus Sustermans (Public Domain)

Ölümü ve Mirası

Galileo, kalan zamanını bir sarkaçlı saat tasarlamakla geçirdi ve fizik alanındaki tüm çalışmalarını özetleyen İki Yeni Bilim Üzerine Söylev adlı eserini 1638’de tamamladı; ancak yargılanması ve cezası nedeniyle bu eser Hollanda’nın Leiden kentinde yayımlandı. Görme yetisini zamanla kaybetti (mercekler aracılığıyla sürekli bakmanın bunda etkisi olabilir) ve artrit hastalığı çekti. Zorunlu emekliliğinin sakinliği, arada bir dışarıdan gelen, örneğin şair John Milton gibi misafirlerin ziyaretleriyle bozuluyordu.

Galileo çalışmalarına, özellikle sarkaç ve denizciler için işe yarar bir navigasyon yardım arayışına devam etti, fakat yıldızlardan kendi yüzüne yaklaştırdığı dünyası gibi hayatının sonu da yaklaşıyordu. “Sağlığıma büyük zarar vermesine rağmen spekülasyonlarımı bırakmıyorum, çünkü diğer sorunlarımın yanında uykumu da engelliyorlar ve bu da geceleri hüznümü artırıyor” (Heilbron, 348) dedi. Galileo 8 Ocak 1642’de, 77 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi Floransa’daki Sante Croce Kilisesi’nde defnedildi.

Galileo’nun ortaya koyduğu fikirler üzerine başka düşünürler geldi, çoğu zaman da bu fikirleri düzeltti. Johannes Kepler, gezegenlerin hareketinin Galileo’nun düşündüğü gibi mükemmel daireler değil, eliptik yörüngeler olduğunu gösteren yeni bir evren modeli geliştirdi. Isaac Newton (1642-1727) yerçekimi kuvvetini keşfetti ve bu, Galileo’yu şaşırtan; gezegenlerin nasıl döndüğü, uydularını nasıl koruduğu ve Güneş’e olan uzaklıklarına bağlı olarak farklı hızlarda nasıl hareket ettikleri gibi olayları açıkladı. Ancak Galileo, belirli bir keşif ya da teoriyle kıyaslanamayacak kadar kalıcı bir katkı yaptı. Matematik teorisini, doğal felsefe gözlemlerini ve hipotezleri test etmek için tekrarlanan deneylerin kullanımını benzersiz şekilde birleştirdi. Sonuç olarak, Bilim Devrimi sırasında tüm ciddi düşünürlerin benimsediği yeni ve daha titiz bir araştırma metodolojisi yarattı. Bu dönem, insanlığın binlerce yıldır sorduğu sorulara bilimsel olarak kesin ve yeni cevaplar arandığı bir çağdı.

Sorular & Cevaplar

Galileo en çok neyle ünlüdür?

Galileo, 17. yüzyılın matematikçi, astronom, filozof ve fizikçisi olarak tanınır; teleskop kullanarak ve fizik deneyleri yaparak birçok önemli keşifte bulunmuştur.

Galileo'nun keşfettiği üç şey nedir?

Galileo’nun keşfettiği üç şey şunlardır: Ay’ın Dünya gibi bir yüzeye sahip olması, Venüs’ün evrelerinin onun Güneş’in etrafında döndüğünü göstermesi ve Güneş lekelerinin Güneş’in dönen bir küre olduğunu kanıtlaması.

Galileo neden sapkınlık suçlamasıyla yargılandı?

Galileo, 1633 yılında, Kopernik’in gökyüzü görüşünü yani Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğünü ve bunun tersinin olmadığını kanıtladığına inanması nedeniyle sapkınlık suçlamasıyla yargılandı ve suçlu bulundu.

Çevirmen Hakkında

Şüheda Bulut
Şüheda Bulut, tarihe ve uluslararası konulara ilgi duyan bir tercümanlık öğrencisidir. Dünyayı anlamaya, insanları bir araya getirmeye ve merakını bilgiye dönüştürmeye heveslidir.

Yazar Hakkında

Mark Cartwright
Mark, tam zamanlı bir yazar, araştırmacı, tarihçi ve editördür. Özel ilgi alanları arasında sanat, mimari ve bütün medeniyetlerin paylaştıkları düşünceleri keşfetmek yer alır. Siyaset Felsefesi alanında Yüksek Lisans derecesini almış ve WHE Yayıncılık Direktörüdür.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2025, Ağustos 02). Galileo Galilei. (Ş. Bulut, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-19494/galileo-galilei/

Chicago Formatı

Cartwright, Mark. "Galileo Galilei." tarafından çevrildi Şüheda Bulut. World History Encyclopedia, Ağustos 02, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-19494/galileo-galilei/.

MLA Formatı

Cartwright, Mark. "Galileo Galilei." tarafından çevrildi Şüheda Bulut. World History Encyclopedia, 02 Ağu 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-19494/galileo-galilei/.

Reklamları Kaldır