Magna Carta

Mark Cartwright
tarafından yazıldı, Şüheda Bulut tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Magna Carta with Royal Seal (by British Library, Public Domain)
Kraliyet Mührüyle Magna Carta British Library (Public Domain)

Magna Carta ya da “Büyük Ferman”, 15 Haziran 1215’te İngiltere Kralı John’a (1199-1216) karşı isyan eden baronlar tarafından dayatılan bir anlaşmadır. Bu belgeyle kralın yetkileri sınırlandırılmak ve keyfi uygulamalar - örneğin toprak müsadere etmek veya aşırı vergiler koymak - engellenmek istenmiştir. Bundan sonra kral, böyle kararlar almadan önce belirlenmiş yasa ve geleneklere uymak zorundaydı.

Magna Carta, tüm özgür insanların kraliyet görevlilerinden korunmasını ve adil yargılanma hakkını garanti altına aldı. Bu nedenle belge, yasanın üstünlüğünün ve hukukun egemenliğinin sembolü haline geldi. Her ne kadar amaçları tam anlamıyla gerçekleşmemiş olsa da, Magna Carta İngiltere’de sonraki yüzyıllarda anayasal gelişmelerin önünü açtı ve Avrupa’daki diğer devletlerde sınırlı monarşi modelleri için ilham kaynağı oldu.

Arka Plan: Kral Richard ve Kral John

Kral John, aynı zamanda “John Lackland” (Topraksız John) olarak da bilinir ve İngiltere’nin en sevilmeyen hükümdarlarından biri olma talihsiz unvanına sahiptir. 1199’dan itibaren tahta geçen John, daha önce İngiltere Kralı ve kardeşi olan Angevin Hanedanı’ndan I. Richard’dan (1189–1199) tahtı zorla almaya çalışmıştı. Aslan Yürekli Richard, Üçüncü Haçlı Seferi (1189–1192) nedeniyle Kutsal Topraklar’da meşguldü ve İngiltere’ye dönüş yolunda, yeni Kutsal Roma İmparatoru VI. Henry (1191–1197) tarafından esir alınmıştı. John bu fırsatı değerlendirerek tahtı kendisi için talep etti ancak çıkan iç savaşta Richard’a bağlı kuvvetler, Windsor Kalesi ve Nottingham gibi stratejik kaleleri savunmayı başardı ve John yenildi. Büyük bir fidye ödendikten sonra serbest kalan Richard, 1194 yılında İngiltere tahtındaki haklı yerini yeniden aldı. Ancak Richard’ın çocuk sahibi olmaması nedeniyle, 1199 Nisanında Aquitaine’de savaşta ölmeden önce, John’u varisi olarak tayin ettiği ortaya çıktı.

Kral John, devlet hazİnesİNİ doldurmak İÇİn yenİ vergİ türlerİ yaratma veya zengİnlerden para koparma konusunda hayal gücünden yoksun değİldİ.

John, 1199’da her zaman istediği taçla taçlandırılmış olabilir, ancak onu korumak için hemen zorlu bir mücadeleye girmek zorunda kaldı. Richard I, John’u varis olarak atarken, John’un büyük kardeşi George’un oğlu Prens Arthur’u atlamıştı. Arthur’un hakları, Fransa Kralı II. Philip (1180-1223) tarafından destekleniyordu; Philip, önceki on yılda Fransa’daki Angevin toprakları üzerinde Richard ile savaşmıştı. John, 1203’te Arthur’un öldürülmesini emretti ve bunun üzerine Philip 1204-1205 yıllarında Aquitaine bölgesinin çoğunu fethetti.

Sorunlarına ek olarak, John’un Kilise ile de büyük bir anlaşmazlığı vardı. Canterbury Başpiskoposu’nun kim olması gerektiği konusunda Papa III. Innocent (1198-1216) ile anlaşmazlığa düşen kral, kendi adamını atadı. Bunun üzerine Papa, Fransa Kralı II. Philip’i İngiltere’yi işgal etmeye teşvik etti. Bu süreçte Papa, İngiltere’deki tüm kiliselerin kapatılmasını emretti ve 1209’da John’u aforoz etti. Kralın Tanrı tarafından yönetmeye seçildiği düşüncesi, yani “kutsal kral hakkı” teorisi, Kilise’nin John’u terk etmesiyle birlikte artık onun otoritesinin dayanağı olarak kullanması zorlaşmıştı. 1213 yılında John, Papa’nın başpiskopos adayını kabul etmek zorunda kalarak teslim oldu.

Baronlar

John’un baskıcı rejimi, tekrar eden zorbalıkları, kutsal kral hakkına karşı kayıtsız tavrı ve özellikle 1214’teki Bouvines Savaşı sonucunda Normandiya’nın kaybedilmesi gibi askeri başarısızlıkları, İngiliz baronlarının (büyük toprak sahipleri) büyük bir ayaklanmasına yol açtı. Bu baronların çoğu Fransa’daki topraklarını kaybetmişti. En kötüsü ise, John’un Fransız kralına karşı yürütülen savaşları finanse etmek için dayattığı bitmek bilmeyen vergilerdi. Richard’dan farklı olarak, John yeni vergi türleri yaratmak ve zenginlerden para koparmak konusunda hayal gücünden yoksun değildi; böylece devlet hazinesini doldurmaya çalışıyordu. Kral, soyluların kızlarının evlenmesi sırasında ödenen vergiler ile kasaba ve tüccarlardan alınan vergileri artırdı. Miras alınırken ödenen vergi de yükseltildi. Miras bırakmadan ölen soyluların toprakları taç tarafından müsadere edildi; aynı uygulama kilise toprakları için de geçerliydi. Bir diğer tartışmalı karar ise, birçok yasal davanın baronların kendi mahkemelerinden alınarak kralın mahkemelerine taşınmasıydı (aslında bu süreç John’un babası II. Henry döneminde, 1154-1189 yıllarında başlamıştı). Baronlar mahkeme para cezalarından önemli bir gelir elde ediyordu; dolayısıyla dava sayısının azalması, gelirlerinde düşüş anlamına geliyordu.

King John of England Hunting
İngiltere Kralı John Avlanırken Unknown Artist (Public Domain)

Tüm bu etkenlerin birleşmesiyle derin bir şekilde sevilmeyen bir hükümdar haline gelen John’a karşı baronlar anayasal reform talep ettiler. Kralın Normandiya’yı geri almak için yardım istemesine rağmen baronlar ordular kurmak yerine birlikte hareket edip Londra’ya yürüdüler; burada sayıları, memnuniyetsiz tüccarların da katılımıyla daha da arttı. Baronlar Londra’yı kontrol altına alırken, bazıları krala verdikleri bağlılık yemininin yerine, soylu Robert Fitzwalter’ı (1162-1235) desteklemeye başladılar. John’un bu durumda taleplerine karşı koyacak pek seçeneği kalmamıştı. Böylece baronlar, kralı 1215 yılında Magna Carta’yı imzalamaya zorladılar. Bu belge, monarkın yetkilerini sınırlayan ve baronların haklarını koruyan bir anayasanın temelini oluşturdu.

Magna Carta

Magna Carta’nın temel amacı, kralın feodal lordların haklarına müdahale etmemesİnİ sağlamaktı.

Magna Carta, Haziran 1215’te Londra yakınlarındaki Runnymede’de Kral John tarafından imzalanıp mühürlendi. Belge, özellikle son birkaç on yılda kontrolsüz şekilde artan kraliyet yetkilerini (kralın otoritesini temsil eden şerifler gibi görevliler dahil) sınırlamayı amaçlıyordu.

Magna Carta, aşağıdaki temel değişiklikleri içeren 63 maddeden oluşuyordu:

  • Kraliyet yetkilerinin, yerleşik feodal prensiplere göre halk üzerindeki sınırlarını tanımladı.
  • Kralı, vergi koymadan önce baronların oluşturduğu Büyük Konsey ile danışmaya zorladı.
  • Tüm özgür insanların (serfler hariç) kraliyet görevlilerinden korunmasını garanti etti.
  • Suçlamalarla karşılaşan özgür insanlara adil yargılanma hakkı verdi.
  • Tüccarların İngiltere’ye giriş çıkışlarında herhangi bir kısıtlama olmamasını sağladı.
  • Dul kadınların, eşlerinin mülkünü (ödenek) almak için herhangi bir ücret ödemek zorunda olmadığını ve yeniden evlenmeye zorlanamayacaklarını belirtti.

13. yüzyıl İngiltere’sinde “özgür insanlar”ın nüfusun %25’inden azını oluşturduğunu ve baronların esas olarak bu kitleyle değil, kendi konumlarıyla ilgilendiğini hatırlamak önemlidir. Bu nedenle Magna Carta’nın temel amacı, kralın feodal lordların haklarına müdahale etmemesini sağlamaktı. Baronlar, bu durumu açıkça vergi sistemine katılım haklarını ve kaleler inşa etme, oturma ve kontrol etme bağımsızlıklarını ısrarla talep ederek ifade etmişlerdir.

Magna Carta Folio
Magna Carta Yaprağı British Library (Public Domain)

Baronların Savaşı

Kralın imzaladığı şartlara uyduğundan emin olmak için, yönetimini denetlemek üzere 24 barondan oluşan bir komite kuruldu. Ancak, Magna Carta’nın kabul edilmesi tüm isyancı baronları tatmin etmedi ve Kral John bir gecede anayasal bir hükümdara dönüşmedi; hatta kraliyet mührü sertleşmeden önce bildiriyi reddetti. Baronlar da kendi taahhütlerini yerine getirmeyerek, John şartları uygulayana kadar Londra’yı teslim etmeyi reddettiler. Ortada bir çıkmaz durumu oluştu.

John, Papa III. Innocent’e başvurdu ve Papa, politikasını ve desteğini değiştirerek, Magna Carta’yı bir papalık fermanıyla yasadışı ve geçersiz ilan etti. Bunun ardından 1215 ile 1217 yılları arasında, Baronlar Savaşları olarak bilinen bir dizi çatışma yaşandı (yüzyılın ilerleyen dönemlerinde başka savaşlar da oldu). Bazı baronlar, geleceğin Fransa Kralı VIII. Louis’i (1223-1226) destekledi. Ancak isyancılar, Mayıs 1217’de Lincoln Muharebesi’nde ağır bir yenilgi aldı ve Birinci Baronlar Savaşı, Eylül 1217’de Kingston-on-Thames Antlaşması ile sona erdi. Her ne kadar ne baronlar ne de Kral John Magna Carta’nın şartlarına tamamen uymamış olsalar da, belge 1225’te John’un oğlu ve halefi III. Henry (1216-1272) tarafından taç giyme töreninde onaylandı; hatta belki bu onay taç giymesinin bir şartıydı. Magna Carta, mutlak monarşiden anayasal yönetime hemen geçiş sağlamasa da, bu yolda büyük bir adım oldu ve kesinlikle sonraki İngiliz krallarının veya kraliçelerinin tamamen mutlak monark olarak hükmetmesini engelledi.

Miras

Sonraki yüzyıllarda Magna Carta, İngiltere’de (ve başka yerlerde) monarşilerin yetkilerini sınırlama taleplerinin ortak bir sembolü haline geldi ve bu hareketler, günümüzde aşina olduğumuz parlamento gibi kurumların kurulmasına yol açtı. Böylece bir monarkın yönetimi en azından belli ölçüde, halkının istekleri ve yararına uygun şekilde yürütülmeye başladı. Magna Carta, ayrıca hukukun ve yönetimin ilkelerini belirleyen birçok daha yeni belge ve bildirinin de ilham kaynağı oldu. Bunlar arasında 1791 tarihli Amerika Birleşik Devletleri Haklar Bildirgesi ve 1948 tarihli Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi bulunmaktadır.

İngiltere’de ise Magna Carta’nın dört maddesi hâlâ İngiliz hukuku olarak geçerlidir (diğer maddeler ya yürürlükten kaldırılmış ya da sonraki yasalarla değiştirilmiştir). Bunlar, kilisenin bağımsızlığını koruyan madde, Londra ve bazı diğer şehirlerin belirli haklarını koruyan madde ve günümüzde belgenin en ünlü bölümü olan 39. ve 40. maddelerdir.

Hiçbir özgür kişi, eşitlerinin yasal kararı veya ülkenin yasası olmadan yakalanmayacak, hapsedilmeyecek, haklarından veya mal varlığından mahrum bırakılmayacak, aforoz edilmeyecek, sürgün edilmeyecek ya da başka bir şekilde statüsünden yoksun bırakılmayacak; kendisine karşı zorla işlem yapılmayacak ve başkaları da bu işi yapmak üzere gönderilmeyecektir.

Hiç kimseye hak veya adalet satılmayacak, kimseye bu hak veya adalet reddedilmeyecek veya geciktirilmeyecektir.

Günümüzde Magna Carta’nın dört adet mevcut kopyası bulunmaktadır: İkisi Londra’daki British Library’de, biri Salisbury Katedrali’nde, diğeri ise Lincoln Kalesi’nde muhafaza edilmektedir.

Çevirmen Hakkında

Şüheda Bulut
Şüheda Bulut, tarihe ve uluslararası konulara ilgi duyan bir tercümanlık öğrencisidir. Dünyayı anlamaya, insanları bir araya getirmeye ve merakını bilgiye dönüştürmeye heveslidir.

Yazar Hakkında

Mark Cartwright
Mark, tam zamanlı bir yazar, araştırmacı, tarihçi ve editördür. Özel ilgi alanları arasında sanat, mimari ve bütün medeniyetlerin paylaştıkları düşünceleri keşfetmek yer alır. Siyaset Felsefesi alanında Yüksek Lisans derecesini almış ve WHE Yayıncılık Direktörüdür.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2025, Ağustos 04). Magna Carta. (Ş. Bulut, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-17603/magna-carta/

Chicago Formatı

Cartwright, Mark. "Magna Carta." tarafından çevrildi Şüheda Bulut. World History Encyclopedia, Ağustos 04, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-17603/magna-carta/.

MLA Formatı

Cartwright, Mark. "Magna Carta." tarafından çevrildi Şüheda Bulut. World History Encyclopedia, 04 Ağu 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-17603/magna-carta/.

Reklamları Kaldır