Siper Savaşı

Mark Cartwright
tarafından yazıldı, Batuhan Aksu tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF

Birinci Dünya Savaşı (1914-18) esnasında Batı Cephesi'ndeki siper savaşları, askerlerin çamur, pislik ve dikenli tellerin korkunç bir karışımı içinde yaşayıp ölmesini ihtiva ediyordu. Siper sistemleri, çatışma uzadıkça daha karmaşık bir nizama büründü, ancak bütün ordular topçu, gaz, makineli tüfek ve piyade hücumlarından korunmaya çalışırken, topraktaki iptidai çukurlar olarak kaldılar. Siper savaşının çıkmazı, ancak 1918'de Batı Cephesi'nde tankların yenilikçi kullanılışı ve Müttefiklerin düşmana karşı ezici bir nümerik üstünlük elde etmesiyle çözüldü.

Captured German Trench, WWI
Zaptedilen Alman Siperi, I. Dünya Savaşı John Warwick Brooke (CC BY-NC-SA)

Siper Savaşı

Almanya'nın Schlieffen planı Fransa'ya karşı hızlı bir zafer elde edemeyince ve İngiliz Seferi Kuvvetleri'nin desteğiyle ülkenin silahlı kuvvetleri Alman taarruzunu püskürtünce, Belçika kıyılarından İsviçre sınırına kadar bir cephe hattının kurulduğu bir vaziyet ortaya çıktı. 765 km uzunluğundaki bu Batı Cephesi boyunca, taraflardan hiçbiri düşmana karşı mühim bir ilerleme kaydedemedi. Her iki taraf da önce basit çukurlar kazarak ve ardından savaş uzadıkça giderek daha karmaşık hale gelen siper ve yeraltı sığınak ağları oluşturarak ordularını daha iyi korumak zorundaydı. Çoğu siper sistemi, üç sıra siper oluşturmak için çamuru kazmayı içeriyordu. Bir ön siper, ardından bir destek siperi ve son olarak arkada üçüncü bir yedek siper vardı. Her siper, bir düşman askeri müdafaayı aşmayı başarırsa, engellenmeden ateş etmesine mani olmak için uzun zikzaklar veya düzenli virajlar şeklinde inşa edilmişti. Düzensizliğe yapılan vurgu, en azından bazı askerlerin doğrudan mermi isabetinden korunacağı anlamına geliyordu. Bu üç ana siper, iletişim ve ikmal maksadıyla çeşitli küçük siperlerle birbirine bağlanıyordu. Kumandanlar ve siper birlikleri arasındaki iletişim, gömülü hatlara sahip telefonlar, telsizler, sinyal lambaları, kornalar ve hatta güvercinler kullanılarak sağlanıyordu.

ALMAN KUVVETLERİ EN İYİ MÜDAFAA SAHASINI SEÇEBİLİR, AMA FIRSAT ORTAYA ÇIKTIĞINDA HÜCUM DA EDEBİLİRDİ.

Makineli tüfek mevzileri, umumiyetle ön ve ikinci siper hatları arasında düzenli aralıklarla yerleştirilmişti; ana topçu birlikleri ise yedek siperlerin arkasında mevzilenmişti. Alman makineli tüfek mevzileri sıklıkla beton kullanılarak inşa ediliyordu. Her iki tarafın hğcumları da yoğun bir topçu ateşi ve ardından bir piyade hücumunu içeriyordu; ancak makineli tüfek mevzileri ve yedek birlikler vaziyeti tersine çevirmeden önce bunlar nadiren düşmanın ön siperlerinin ötesine geçebiliyordu. Siper sistemleri, özellikle Alman tarafında ve bilhassa Hindenburg Hattı olarak bilinen bölgede (Arras'tan Laffaux'ya) daha karmaşık ve derin hale geldi. Müttefikler, Alman birliklerini Fransız ve Belçika topraklarından çıkarmakla mükellefti ve bu yüzden daha fazla hücum harekâtı başlattılar; Almanlar ise halihazırda elde ettiklerini korumakla iktifa ediyordu. Alman kuvvetleri en iyi müdafaa sahasını seçebilirken, fırsat doğduğunda saldırı da yapabiliyordu. Sonuç olarak, Batı Cephesi'nin her iki tarafındaki askerler, dört uzun yıl süren öldürücü bir yıpratma ve hayatta kalma oyununa saplandılar.

Bu yıpratma savaşındaki kayıp rakamları çoğu zaman korkunçtu. Örneğin, Aralık 1914'teki Şampanya Taarruzu'nda 143.000 Fransız askeri hayatını kaybetmiş, ancak Alman siper sistemi olduğu gibi kalmıştı. Benzer şekilde, Eylül-Ekim 1915'teki Loos Muharebesi'nde İngilizler, üç hafta içinde 3,2 km'lik bir çıkıntı kazanmış, ancak bu 16.000 ölü ve 25.000 yaralı pahasına gerçekleşmişti. Somme Muharebesi ve Passchendaele Muharebesi gibi muharebelerde kayıp rakamları daha da yüksekti. Müttefikler tanklarını ve ezici sayıdaki askerlerini kullanana kadar bu korkunç statik cephe nihayet 1918'de kırılabildi.

Aerial View of Trenches, Western Front in 1916
1916'da Batı Cephesi'ndeki Siperlerin Havadan Görünümü No. 10 Squadron RFC (CC BY-NC-SA)

Siper Sistemleri

Her iki tarafın iki cephe siperi arasındaki saha, bazen 50 metre kadar kısa bir mesafeye ulaşabiliyordu ve "hiç kimsenin toprağı" olarak biliniyordu. Bu saha sıklıkla mermi delikleriyle doluydu ve çok az veya hiç siper olmadığı için oldukça tehlikeliydi. Bazen, bir askerin içinden geçip düşmanı dinlemeye çalışabilmesi için "hiç kimsenin toprağı"na siperler, sığ siperler veya kısmi tüneller inşa edilirdi. Siperler ayrıca keskin nişancılarca ve sürpriz bir piyade saldırısı başlatmak için de kullanılabilirdi. "Hiç kimsenin toprağı", ilerlemeye çalışan herkesi ciddi şekilde yavaşlatmak için dikenli tellerle doluydu ve I. Dünya Savaşı devrindeki dikenli teller, ziratten kullanılan standart tellerden çok daha fazla diken içeriyordu - her 30 cm'de 16 diken, teli kesmeye çalışırken herhangi bir yerden tutmayı zorlaştırıyordu. Ayrıca, Alman dikenli telleri bilhassa kalındı ​​ve bu da kesmeyi son derece zorlaştırıyordu.

BİR SİPER, BİR ADAM AYAKTA DURUP DÜŞMAN TARAFINDAN GÖRÜNMEYEBİLECEĞİ KADAR DERİNDİ.

Mahalli coğrafyaya ve toprak cinslerine bağlı olduğu için standart bir siper dizaynı olmasa da, her iki taraftaki siper sistemleri birçok benzerliği paylaşıyordu. Savaş sahasındaki çıkmazın uzun sürebileceğinin daha fazla farkında olan Alman generallerinin, ordular ilerleyebilirse siperlerin geçici olacağını uman İngiliz ve Fransız muadillerinden daha iyi ve daha kalıcı yapılar inşa etmeye meyilli oldukları da doğrudur. Siperler umumi olarak askerlerce kazılırdı, ancak işçiler de kullanılabilirdi; mesela, İngilizlerce on binlerce Çinli işçi kullanıldı. İngiliz Ordusu, "6 saatlik bir gece oturumunda yaklaşık 450 adam tarafından 250 metrelik bir cephe siperinin kazılmasını bekliyordu" (Yorke, 20). İngiliz birliklerine, kalıcı teçhizatlarının bir parçası olarak küçük bir kazı aleti bile verilmişti. Çatışma sırasında bütün taraflarca toplamda yaklaşık 40.000 km (25.000 mil) siper inşa edildi.

Tipik bir siperin ön kenarına, içindekileri düşman ateşinden korumak için kum torbaları ve yığılmış topraklar yerleştirilmişti. Siper, bir adamın düşman tarafından görülmeden ayakta durabileceği kadar derindi; yaklaşık 2,1 m (7 fit). Ön duvarın tabanına, bir askerin siperin üzerinden ateş edebilecek kadar yükseğe çıkabileceği bir ateş basamağı vazifesi görecek bir çıkıntı inşa edilmişti. Siperin üzerinden bakmak öldürücü olabileceğinden, genellikle basit periskoplar kullanılıyordu. Siperler sıklıkla tepede yaklaşık 1,8 m (6 fit) genişliğindeydi. Bazen saldırganların içeri girmesini engellemek için siperlerin üzerine dikenli teller geriliyordu. Su basması ve çamur daimi bir meseleydi ve bu vaziyet, siperin tabanına tahta döşemeler yerleştirilerek ancak kısmen giderilebiliyordu. Siperin arka duvarına, askerlerin yemek yiyebileceği ve uyuyabileceği bir sığınak yapılmıştı. Duvarlar ahşap veya oluklu demir kullanılarak destekleniyordu. Daha sonraki Alman sığınakları 10 metre derinliğe kadar inebiliyor ve neredeyse bomba geçirmez hale geliyordu. Basit toprak çukurlar olan tuvaletler, genellikle siperin arkasına açılan kısa bir geçitte bulunuyordu. Sıradan askerler için yıkanma imkânı yoktu ve miğferlerindeki kirli sudan kurtulmaları bekleniyordu.

British Trench, WWI
İngiliz Siperleri, I. Dünya Savaşı T.K.Aitken - Imperial War Museums (CC BY-NC-SA)

Hava şartları ve topçu atışları, siperlerin sürekli tamirini gerektiriyordu. Siperlerin bazı bölümleri sel, topçu hasarı veya düşmanın kaybı sebebiyle sürekli terk ediliyor ve müdafaa maksatlı veya yeni topraklar kazanıldıkça yeni kısımlar inşa ediliyordu. Bu da, bütün siper sisteminin askerlerin sık sık kaybolduğu bir labirente dönüşmesine sebep oluyordu. Cepheye yeni gelen askerlerin, hangi siperlerin nereye gittiğini gösteren rehberlere ihtiyaç duyduğu kesindi. Benzer şekilde, askerlerin yollarını bulmalarına yardımcı olmak için bir işaret sistemi uygulanıyordu. Siper sistemleri devamlı geliştikçe, kumandanlar düşmanı pozisyonlarını bilmek konusunda her zaman istekliydi ve bu yüzden keşif uçuşlarından ve balonlardaki müşahitlerden toplanan bilgileri desteklemek için kimsenin olmadığı bölgelerde sık sık gece devriyeleri yapılıyordu.

Siperlerde Yaşamak

Siperlerdeki hayat hakikaten de sıkıcı olabiliyordu; uzun zamanlar boyunca okumak, mektup yazmak veya iskambil oynamaktan başka yapacak bir şey yoktu. Siperlerdeki erzaklar kifayetsiz ve tatsızdı; tipik yiyecekler sert ekmek veya bisküviler ve gerçek muhtevaları çokça spekülasyona yol açan tarifsiz yahnilerdi. Nadir ikramlar arasında reçel, pastırma, peynir ve rom vardı. İngiliz birlikleri dört günde bir cephe siper vazifesinden alınıyordu. Askerler sıklıkla sonraki dört günü destek siperinde, müteakip sekiz günü ise yedek siperinde geçirirlerdi. Dinlenme kampında takriben sekiz günlük bir müddetin ardından, asker cephe siperine geri gönderilirdi. Bazı Fransız ve Alman birliklerinde, cephede geçirilen zamanlar çok daha uzun, hatta yarı kalıcıydı. Bir asker hangi siperde olursa olsun, bitler onu takip ederdi. Sıçanlar, siperlerdeki hayatın bir diğer tatsız kısmıydı. Hastalıklar askerler arasında hızla yayılıyor ve yaygın bir rahatsızlık, devamlı suya maruz kalmanın neden olduğu ayak şişmesi olan "siper ayağı"ydı. Elbette, savaşın tehlikeleri de vardı: fosgen veya klor gazı saldırıları, havan ateşi, keskin nişancı ateşi, el bombaları, tüfek, süngü veya alev makinesiyle hücum eden bir düşman, savaşın ilerleyen safhalarında hava taarruzları ve hepsinden önemlisi, hayatta kalsa bile, sıklıkla mermi şoku şeklinde iz bırakan, ardından devamlı patlamalara karşı pek de anlaşılamayan bir tepki olan ağır bombardıman. Siperlerdeki hayat katlanılacak bir şeydi ve ölümden veya yaralanmadan kurtulma şansının yalnızca %50 olduğu düşünüldüğünde, hayatta kalma ve nihayet eve dönme fikri, bu korkunç savaş boyunca çok az kişinin sağlam tutmayı başardığı kırılgan bir ümitti.

German Trench, WWI
Alman Siperleri, I. Dünya Savaşı Bundesarchiv, Bild 136-B0560 / Tellgmann, Oscar (CC BY-SA)

Alman tarafında, Ernst Jünger siper sistemini şu şekilde tanımlıyor:

Cepheye, yani atış siperine ulaşmak için, askerlere muharebe istasyonlarına giderken bir miktar koruma sağlama vazifesi olan çok sayıda 'sap' veya irtibat siperinden birine bineriz. Sıklıkla çok uzun olan bu siperler, cepheye dik olarak uzanır, ancak ateşle tırmıklamayı zorlaştırmak için ekseriya zikzak veya kıvrımlı bir yol izlerler. Çeyrek saatlik bir yürüyüşten sonra, atış siperine paralel olan ve alınması halinde ilave bir hatt-ı müdafaa vazifesi gören ikinci siper olan destek siperine gireriz.

Atış siperi... on veya yirmi fit derinliğe kadar kazılır. Müdafiiler bir mayın galerisinin dibinde hareket ederler; mevzi önündeki zemini müşahede veya ateş etmek için, bir dizi basamak veya geniş bir ahşap merdivenle nöbet platformuna çıkarlar. Platform, üzerinde duran bir adamın siperin tepesinden bir baş daha uzun olduğu, toprağa o kadar yüksek bir yere yerleştirilmiştir ki. Nişancı, başı kum torbalarından oluşan bir duvar veya çelik bir levha ile korunan, az çok zırhlı bir niş olan nöbet noktasında durur. Asıl gözetleme, bir tüfek namlusunun itildiği küçük yarıklardan yapılır... Dikenli tellerin arasından yukarı ve aşağı doğru tırmanan yabani otlar, nadasa bırakılmış tarlalarda kök salan yeni ve farklı bir bitki örtüsünün alametidir...

Dinlenmek için, artık topraktaki iptidai deliklerden kirişli tavanlara ve tahta kaplı duvarlara sahip, gerçek kapalı hayat sahalarına dönüşmüş sığınaklar vardır. Sığınaklar yaklaşık 1,8 metre yüksekliğindedir ve tabanları dışarıdaki hendeğin tabanıyla hemen hemen aynı seviyededir. Aslında, üzerlerinde çapraz vuruşlara dayanmalarını sağlayacak kadar kalın bir toprak tabakası vardır. Lakin yoğun ateş altında ölüm tuzaklarına dönüşürler...

Bütün bunlar, görünüşte hareketsiz, devasa bir tesis, gizli bir çalışma ve gözetleme yuvası olarak resmedilmelidir; burada, alarm çalındıktan birkaç saniye sonra herkes vazife yerindedir. Ancak atmosfer hakkında fazla romantik bir fikre kapılmamak gerek; yeryüzüne yakınlığın yarattığı belli bir uyuşukluk hakim.

(40-41)

Siperlerdeki hayat, İngiliz askeri Er Harry Saunders'ın burada anlattığı gibi, huzurun ilüzyonu korkunç bir hareketlilikle paramparça olana dek şaşırtıcı derecede sessiz olabiliyordu:

Her iki taraftaki silahların da sessiz olduğu ve savaş olduğuna dair hiçbir işaretin olmadığı gecelerden biriydi. Hücum işaret fişekleriyle başladı. Ardından, tıslayan bir dizi silindir, kimsenin olmadığı toprakların üzerine yoğun, gri bir sis gönderdi. Orada esen esinti tam da bu maksat için münasip olmalıydı ve o sinsi ölüm ve işkence bulutu, asla unutamayacağım bir kâbus sahnesine dönüştü. Almanların neler olduğunu anlaması asırlar sürdü. Fakat nihayet ilk gaz alarmı çaldı ve sanırım çoğumuz gafil avlanmayacaklarını düşünerek memnun olduk. Sonrasında saatlerce orada neler olup bittiğini düşündüm.

(Williams, 33).

Sentry Post, Western Front 1918
Nöbetçi Karakolu, Batı Cephesi 1918 T.K.Aitkin - Imperial War Museums (CC BY-NC-SA)

Böylesine korkunç şartlarda ve böylesine yakın bir mesafede yaşarken, adamlar arasında spesiyal bağlar kurulmuştu; bu bağlar, çoğu zaman ölüm ve yaralanmaların sıklığıyla bozuluyordu. Ernst Jünger, siperlerde yaşanan kayıpların monotonluğunu şöyle anlatıyor:

Karşı cepheyi dürbün veya periskoplarla müşahede ediyor ve sık sık bir keskin nişancı tüfeğiyle bir iki kafa vuruşu yapmaya muvaffak oluyor. Ama dikkatli olalım, çünkü İngilizlerin de keskin gözleri ve kullanışlı dürbünleri var.

Bir nöbetçi yere yığılıyor, kanlar akıyor. Başından vurulmuş. Yoldaşları, gömleğindeki sargı bezini söküp onu sarıyorlar. "Bunun bir manası yok, Bill." "Hadi, hala nefes alıyor, değil mi?" Sonra sedyeciler gelip onu pansuman istasyonuna taşıyorlar. Sedye direkleri, yangın bölmelerinin köşelerine çarpıyor. Adam kaybolur kaybolmaz her şey eski haline dönmüş. Biri kırmızı su birikintisine birkaç kürek toprak attı ve herkes eskiden ne yapıyorsa ona geri döndü. Belki sadece yeni bir asker, solungaçları biraz yeşile dönmüş bir şekilde, duvarlara yaslandı.

(47)

Ölüm her günün uyuşturan bir parçası olsa da, kaybedilenlerin hatıraları hala aklındaydı. Siperlerde vazife yapmış şair Siegfried Sassoon (1886-1967), Çalışan Bir Birlik'te (A Working Party) bu pasajda şöyle yazar:

Yükseldi bir işaret fişeği; yayıldı parlayan beyazlık
Ve çıktı yukarıya titreyerek, gösterdi çevik fareleri
Ve yağmurla ağarmış, parıldayan kum torbalarından oluşan yığınları;
Sonra karanlıkta yavaş, gümüşi an sona erdi.
Rüzgar esti soğuk esintilerle
Ve çırpınıp da incecik esti köşelerde.
Ve çatlaklardan kasvetli bir şekilde; tüfek atışları
Gece boyunca parçalanır, çatlar ve şarkı söylerdi,
Ve mermiler sakince gelirdi çiseleyen havada,
Tepenin aşağısında boş bir gürültüyle patlamaya.
Sendeleyerek çıktı siperden üç saat önce;
Şimdi o yolda bir daha yürüyemeyecek asla:
Geri taşınmalı, sarsıntılı bir kütle,
Bütün şefkat ve ilgi ihtiyaçlarının ötesinde.

Zayıf bir karısı olan genç bir adamdı,
Ve Midland kasabasında iki küçük çocuğu vardı;
Bütün arkadaşlarına gösterdi fotoğraflarını,
Ve onu düzgün bir adam olarak gördüler,
İşini yapan ve söyleyecek pek bir şeyi olmayan,
Ve her zaman başkalarının şakalarına gülen bir adam
Zira kendisinin şakası yoktu.

(Kendall, 89-90)

Çevirmen Hakkında

Batuhan Aksu
Batuhan, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü'nde doktora öğrencisidir. Üniversiteye katılmadan önce Boğaziçi Üniversitesi (MA-BA) ve Manchester Üniversitesi'nden (ER+) dereceler almıştır. İlgi alanları arasında seyahat çalışmaları ve entelektüel tarih bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

Mark Cartwright
Mark, tam zamanlı bir yazar, araştırmacı, tarihçi ve editördür. Özel ilgi alanları arasında sanat, mimari ve bütün medeniyetlerin paylaştıkları düşünceleri keşfetmek yer alır. Siyaset Felsefesi alanında Yüksek Lisans derecesini almış ve WHE Yayıncılık Direktörüdür.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2025, Ekim 30). Siper Savaşı. (B. Aksu, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2820/siper-savasi/

Chicago Formatı

Cartwright, Mark. "Siper Savaşı." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, Ekim 30, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2820/siper-savasi/.

MLA Formatı

Cartwright, Mark. "Siper Savaşı." tarafından çevrildi Batuhan Aksu. World History Encyclopedia, 30 Eki 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-2820/siper-savasi/.

Reklamları Kaldır