Transatlantik Köle Ticareti

Milletlerin Utancı
Joshua J. Mark
tarafından yazıldı, Hamza Kochan tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
Slave Trade (by George Morland, Public Domain)
Köle ticareti George Morland (Public Domain)

Transatlantik köle ticareti (ayrıca Atlantik köle ticareti olarak da bilinir, yaklaşık 1492-1860), Afrika devletlerinin vatandaşlarını köleleştirip Atlantik Okyanusu üzerinden Amerika "Yeni Dünyası"na taşıma uygulamasıydı. 15. yüzyılda Afrika ve Avrupa arasında köle ticaretini ilk başlatanlar Portekizliler olsa da, İspanya'ya yelken açan Kristof Kolomb, Amerika yerlilerini Atlantik üzerinden Avrupa'ya taşıyan ilk kişiydi ve bu nedenle genellikle 1492'de transatlantik köle ticaretini -terimin genellikle anlaşıldığı şekliyle- başlattığı kabul edilir.

Papa VI. Alexander tarafından 1493 yılında yayınlanan Keşif Doktrini, herhangi bir Hristiyan ulusun, Hristiyan olmayanların ruhlarını kurtarmak amacıyla topraklarını ele geçirme hakkını ilan ediyordu. Papa aynı yıl, bu topraklarda yaşayan Hristiyan olmayanların da aynı amaçla köleleştirilebileceğini ilan etti. Avrupalıların gelişinden önce Afrika'da kölelik çoktan yerleşmişti ve bu nedenle insan yüklerini ele geçirip taşımak için gerekli mekanizma zaten mevcuttu.

TRANSATLANTİK TİCARETİNDE FARKLI MİLLETLERDEN 12 İLE 18 MİLYON ARASINDA AFRİKALI KARGO YÜKÜ HALİNE GETİRİLDİ.

Portekiz 1440 yılında Afrika'dan Avrupaya köle ihraç etmeye başladı ve 1530 itibariyle diğer Avrupa devletleri de bu ticarete katıldı. Zamanla bu uygulama, Avrupa, Afrika ve Amerika kıtaları arasında "üçgen ticaret" haline geldi. Avrupa limanlarından mallarla ayrılan gemiler Afrika'ya gidip ürünlerini burada satıyorlardı ve karşılığında köle alıyorlardı. Aldıkları köleleri Amerika'da satıp karşılığında hammadde ve mallar alıp ana limanlarına dönüyorlardı.

Kölelik ilk olarak 1640 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ni oluşturacak olan On Üç Koloni'de (Virginia'daki Jamestown Kolonisi'nde) kurumsallaştırıldı ve daha sonra, 1808'de kaldırılıncaya (pratikte yıllarca sürdürülmüş olsa da) kadar Transatlantik köle ticaretinden önemli ölçüde faydalanıldı. Ülkelerin Transatlantik köle ticaretini kaldırdığı tarihler şunlardır:

  • Danimarka ve Norveç - 1803
  • Büyük Britanya - 1807
  • Birleşik Devletler - 1808
  • İsveç - 1813
  • Hollanda - 1814
  • Fransa - 1817
  • İspanya - 1817
  • Portekiz - 1850
  • Portekiz Brezilyası - 1850

Ancak köleliğin kaldırılması, köle tüccarlarının Atlantik Okyanusu üzerinden yasadışı yollarla insan kaçakçılığı yapmaya devam etmesi nedeniyle uygulamanın sonu anlamına gelmiyordu. Kaçırılan Afrikalıları Amerika Birleşik Devletleri'ne taşıyan son köle gemisi, 1860'ta Clotilda idi. Amerika Birleşik Devletleri'nde köle ticareti, Amerikan İç Savaşı nedeniyle kısa bir süreliğine kesintiye uğrasa da, köleliğin 1865'te On Üçüncü Anayasa Değişikliği ile kaldırılmasına kadar devam etti. Ancak kanıtlar, Atlantik ötesi köle ticaretinin 1873 yılına kadar yasadışı olarak devam etmiş olabileceğini gösteriyor.

15. ve 19. yüzyıllar arasında, farklı milletlerden 12 ila 18 milyon Afrikalının transatlantik köle ticaretiyle emtia haline getirildiği ve bunların çoğunun Afrika'dan Amerika'ya yapılan Atlantik Ortası Geçişi yolculuğunda öldüğü tahmin ediliyor.

Afrika'da Kölelik

Belirtildiği gibi, kölelik Afrika ülkelerinde uzun zamandır uygulanıyordu. Akademisyen Oscar Reiss şöyle diyor:

Kölelik, Avrupalıların hakimiyetinden çok önce Afrika'da mevcuttu ve bu nedenle kölelerin toplanıp taşınması için gerekli yapı zaten mevcuttu. Zina, hırsızlık ve borç gibi sebeplerden dolayı bireyler köleliğe mahkûm ediliyordu. Kıtlık dönemlerinde bireyler kendilerini ve ailelerinin bir kısmını veya tamamını köle olarak satabiliyorlardı. Kumar bazen köleliğe yol açıyordu ve kişi kendini kumar oynayarak köleliğe sürükleyebiliyordu. Bazıları kaçırılıyordu. Önemli bir köle kaynağı da savaş esirleriydi. Avrupa müdahalesinin ardından, "savaşlar" kölelerin başlıca kaynağı haline geldi... Afrika'dan sürülenlerin toplam sayısı 18 milyona ulaştı. (32)

Afrika'daki kölelik, ırk veya dinden etkilenmiyordu. Köleleştirilmiş bir birey, ya bir suçtan hüküm giymiş, kâr amacıyla veya bir borcunu ödemek için kendini veya başkalarını satmış, köleliğe yol açan bir faaliyette bulunmuş (kumar oynama, dini mabetleri tahrip etme) ya da savaşlar veya köy baskınları gibi çatışmalarda esir alınmıştı. Avrupa köleliği ise hem ırk hem de dinden etkileniyordu; çünkü beyazların siyahlardan, Hristiyanlığın ise diğer tüm dinlerden üstün olduğuna inanılıyordu. Atlantik ötesi köle ticaretinden en olumsuz etkilenen bölgeler şunlardı:

  • Benin Körfezi
  • Biafra Körfezi
  • Gold Sahili
  • Senegal ve Gambiya
  • Güneydoğu Afrika
  • Yukarı Gine (özellikle Sierra Leone)
  • Batı Orta Afrika
  • Winward Sahili

Tüm bu bölgeler, halklara, kültürlerine ve dini inanç ve uygulamalarına onarılamaz zararlar veren; sömürgeleştirme süreçlerine, emperyalist ve ırksallaştırılmış politikalara katkıda bulunan transatlantik köle ticareti tarafından istikrarsızlaştırılmıştır.

Map of  the African Slave Trade, c. 1750
Afrika Köle Ticareti Haritası, c. 1750 Simeon Netchev (CC BY-NC-ND)

15. yüzyılda transatlantik köle ticareti başladığında, Müslüman Arap tüccarlar yüzyıllardır Sahra altı köle ticareti yoluyla köle taşıyorlardı ancak Avrupa'nın müdahalesinden sonra köle ticareti patladı ve köy şefleri, başta ateşli silahlar ve diğer silahlar olmak üzere mallar karşılığında Avrupalı ​​tüccarlara köle sağlamaya istekliydiler. Bu da onlara savaşta avantaj sağlayacaktı.

Yeni Dünya ve Kölelik

Kristof Kolomb, 1492'de Karayipler'den Kızılderilileri İspanya'ya getirerek transatlantik köle ticaretini başlattı. 1493-1496 yılları arasında, İspanya'nın Yeni Dünya üzerinde hak iddia ettiği bölgelerde, Batı Hint Adaları, Güney ve Orta Amerika'da köleliği kurumsallaştıran encomienda sistemini kurdu. Kuzey Amerika'ya ilerleyen Fransız, Hollandalı ve Danimarkalı tüccarlar da oradaki yerlileri köleleştirdi ve sonunda İngilizler de bu uygulamaya katılarak 1610 gibi erken bir tarihte Jamestown'da Kızılderilileri köleleştirdi.

Yerli Amerikalı kölelerin Afrikalı kölelerden daha az tercih edildiği görüldü ve bu nedenle dikkatler Afrika'ya çevrildi ve Brezilya'daki Portekiz kolonilerine yapılan ilk büyük ölçekli Afrikalı köle nakliyesi 1526 yılına tarihlendi. Reiss'in açıkladığı gibi, Avrupalı ​​köle tüccarları köle temin etmek için doğrudan Afrikalı şeflerle çalıştılar:

Beyaz tüccarlar Fransız brendisi, rom, demir çubuklar, keten, pirinç kazanlar, cam düğmeler, boncuklar, pirinç halkalar, bilezikler, madalyalar, bilezikler, barut, tüfek mermileri, tüfekler, giysiler, bıçaklar, kırmızı basma ve ipek taşıyorlardı. Silahlar en önemli eşyalardı çünkü henüz barutla tanışmamış kabilelerden köle sağlamak için savaşta kullanılabiliyorlardı. Tüccar, Avrupalılara kendi topraklarında ticaret yapma izni vermesi karşılığında hediyelerle bir Afrikalı şefe müracaat etti. Şef, tüccara yardımcı olmak için maiyetinden adamlar atadı... Fiyatlar şefle önceden kararlaştırılıyordu. Fiyatlar yaşa, cinsiyete, ticaret merkezinin yerine ve ticaretin yapıldığı zamana göre değişiyordu. On sekizinci yüzyılın ortalarında, sağlıklı bir erkeğin maliyeti 20 pound veya 110 galon rom, yarım fıçı brendi veya 12-14 demir çubuk olabiliyordu.

(32)

İnsanlar bazen avlanırken, balık tutarken veya tarlalarını işlerken tek tek kaçırılırdı. Evlerin yakıldığı ve insanların alevlerden kaçarken yakalandığı tek bir baskında bütün köyler köleleştirilebilirdi. Köle olarak alındıktan sonra, bireyler bir "coffle" (zincirle birbirine bağlanmış kelepçeli kişilerden oluşan bir sıra) halinde kıyıdaki bir köle pazarına taşınırdı. Burada denetlenir, yaş, cinsiyet ve sağlık durumlarına göre gruplara ayrılır ve Amerika'da satışa sunulmak üzere gemilere yüklenirdi. Çok yaşlı veya hasta kabul edilenler, köylerine geri dönmelerinin maliyetini ortadan kaldırmak için öldürülürdü; ancak neden kendi yollarını bulmaları için serbest bırakılamadıkları belirsizdir.

Slave Ship Model
Köle Gemisi Modeli Kenneth Lu (CC BY)

Reiss'in belirttiği gibi, Avrupalı ​​tüccarlarla ilişki kuran bir Afrikalı şef bazen kendisi de ele geçirilebilirdi:

Köle tüccarları fırsatları kaçırmazlardı. Bir kabile reisi, savaşta ele geçirilen kölelerle dolu bir sandal getirdi. İşini bitirdikten sonra akşam yemeği için gemiye davet edildi. Uyuşturuldu ve denizde uyandırıldı; artık sandalın bir üyesiydi. (33)

Köleler bazen birbirlerine Avrupalılar tarafından yenmek üzere şişmanlatıldıklarını söylerdi çünkü beyazların yamyam olduğu söylentileri dolaşıyordu. Bazıları intihar etmeyi denedi (ve çoğu başardı), bazıları ise gemiye alınmamak için direndi. Eski köle ve daha sonra kölelik karşıtı olan Olaudah Equiano (yaklaşık 1745-1797), 1789 tarihli "The Interesting Narrative of the Life of Olaudah Equiano, or Gustavus Vassa, the African, Written by Himself" adlı eserinde bunu anlatır.

Avrupalı ​​tüccarlar, intiharlar veya öldürülmek zorunda kalan isyankar köleler gibi maddi kayıplara yol açtığı için bu söylentileri bastırmaya çalıştılar ancak söylentiler yayılmaya devam etti. Equiano'nun 1789 tarihli kaydı, yaklaşık 1755'teki olayları ayrıntılı olarak anlatır ancak Afrikalılar arasında Beyazlar tarafından yiyecek kaynağı olarak alınma korkusu 19. yüzyılda hâlâ yaygındı.

Gemide ve Atlantik Orta Geçişi'nde Koşullar

Gemiye bindikten sonra köleler ambara götürüldü. Reiss şöyle diyor:

Bir İngiliz gemi cerrahı, bir köle tüccarının gemideki koşullarını anlatan bir yazı bırakmıştı. Gemiye binen erkek köleler, bileklerine kelepçe ve bacaklarına perçinlenmiş kelepçelerle ikişer ikişer bağlanıyordu. Kelepçelenmemiş kadınlardan ayrı bir kompartımana gönderiliyordu. Erkek çocuklar üçüncü bir kompartımanda tutuluyordu. Hepsi güverte altındaydı. Köleler yan yatırılmıştı. Katlar arasındaki yükseklik, dik durmalarını engelliyordu... Daha fazla köleyi istiflemek için güverteler arasına platformlar inşa edilmişti. Her kompartımanda, "yükün" ihtiyaçlarını gidermesi için üç veya dört konik kova bulunuyordu. Bazıları kovaya ulaşamayıp, bulundukları yerde ihtiyaçlarını gideriyordu. Kovalar, hizmet ettikleri amaç için çok küçüktü ve günlük olarak boşaltılamadan taşıyorlardı. (34)

Olaudah Equiano, 1789 tarihli eserinin II. Bölümünde, yaklaşık 1755 yılında köleleştirilme ve bir köle gemisine binme koşullarının birinci elden anlatımını veriyor:

...Sahildeyken ambarın kokusu o kadar dayanılmaz derecede iğrençti ki, orada uzun süre kalmak tehlikeliydi ve bazılarımızın temiz hava almak için güvertede kalmasına izin verilmişti; ancak şimdi geminin tüm yükü bir arada toplandığında, bu durum tam anlamıyla bir salgın haline geldi. Yerin darlığı ve iklimin sıcağı, gemideki insan sayısına eklenince, neredeyse boğuluyorduk. Gemi o kadar kalabalıktı ki, neredeyse herkesin dönüp dolaşacak yeri yoktu.

Bu durum, bol miktarda terlemeye neden oldu, hava kısa sürede çeşitli iğrenç kokulardan dolayı nefes alamayacak hale geldi ve köleler arasında bir hastalığa yol açtı. Birçoğu öldü ve böylece alıcılarının, deyim yerindeyse, savurgan açgözlülüğünün kurbanı oldular. Bu sefil durum, artık dayanılmaz hale gelen zincirlerin acısıyla ve çocukların sık sık içine düştüğü ve neredeyse boğulduğu gerekli küvetlerin pisliğiyle daha da kötüleşti. Kadınların çığlıkları ve ölmekte olanların inlemeleri, dehşet sahnesini neredeyse akıl almaz hale getiriyordu.

Afrika kıyılarından Amerika'ya uzanan yolculuk Orta Geçit olarak biliniyordu. İlk Geçit, insanların köle olarak kıyıdaki ticaret merkezlerine götürüldüğü bir yoldu, Son Geçit ise kölelerin Amerika'daki köle pazarından yeni efendilerinin plantasyonlarına taşınmasıydı. Orta Geçit, hava koşullarına, rüzgârlara ve diğer faktörlere bağlı olarak altı aya kadar, hatta iki aydan daha kısa sürebiliyordu; ancak gemi ne kadar hızlı giderse gitsin, köleler en az yedi hafta boyunca bu koşullara maruz kalıyordu. Gemideki ölüm oranları yüksekti ve yaklaşık dört milyon Afrikalının 1526 ile 1860 yılları arasında Orta Geçit'te öldüğü tahmin ediliyor.

Köleler, Son Geçiş'in bir parçası olan "uyumlandırma kamplarında" da toplu halde ölüyorlardı. Amerika'ya indirildikten sonra, yeni efendilerinin evine veya plantasyonuna satılıp götürülmeden önce, köleler "uyumlandırma" olarak bilinen bir uyum ve "eğitim" sürecinden geçiyorlardı. Bu süreçte eski kimlikleri ve isimleri ellerinden alınıyor ve köleliğe "uygun" hale getiriliyordu. "uyumlandırma kampları" genellikle Barbados'ta bulunuyordu. Reiss şöyle yazıyor:

Bu iki ila üç yıllık süre zarfında, Siyahlar giyimle, plantasyon tarımının gereklilikleriyle ve Beyaz adama duyulan korku ve saygıyla tanıştırıldı. Bu dönemdeki ölüm oranı yüzde 30'a yaklaşabiliyordu. (37)

Köleler, köle tüccarlarının Amerika'daki bir plantasyonda kendilerine verilen yiyecek türüne ve miktarına (çoğunlukla mısır, ekmek, pirinç veya ezilmiş fasulye) küçük porsiyonlar halinde uyum sağlamaları için "uyumlandırma" sırasında genellikle yetersiz beslenmeden ölüyorlardı. Birçoğu ayrıca hastalık, yorgunluk, dayak veya diğer cezalar nedeniyle ya da intihar ederek ölüyordu.

Direniş ve İsyan

Kaçırılan Afrikalılar ticaret merkezlerine, gemilere veya kamplara sessizce veya uysalca gitmediler ve çoğu direndi veya açıkça isyan etti. İntihar, bir direniş biçimi ve aynı zamanda bir kurtuluş olarak anlaşılıyordu çünkü kişinin ruhu böylece her türlü dünyevi esaretten kurtulacaktı. Açlık grevleri tıpkı karşı koyup kaçmaya çalışmak gibi "uyumlandırma kamplarında" yaygın bir direniş biçimiydi. Kaçışlar hiçbir zaman başarılı olmuyordu çünkü köleler Barbados'ta, Britanya Batı Hint Adaları'nda veya Amerika'nın başka bir yerinde tutuluyor ve köle sahiplerinden kaçabilseler bile Afrika'ya dönme imkânları yoktu.

Köle gemilerinde en az 485 isyan yaşandı.

Köle gemilerinde en az 485 isyan çıktığı tahmin ediliyor ve büyük olasılıkla kaptan ve mürettebatın itibarına zarar verme korkusuyla bildirilmeyen daha fazla isyan da var. Köle gemilerindeki mürettebat, isyan olasılığının farkındaydı ve bunu önlemek için önlemler aldı.

Kölelerin güverte altında tutulmasının sebeplerinden biri – günde bir kez temiz hava almak için güverteye kısa süreli çıkışlar dışında – geminin nasıl seyrettiğini görmelerini engellemekti; böylece, başarılı bir isyan çıkarsalar bile, evlerine nasıl döneceklerini bilemeyeceklerdi. Aletler ve diğer eşyalar, alınıp silah olarak kullanılamayacakları şekilde dikkatlice güvence altına alınıyordu. Mürettebat ayrıca ağır silahlarla donatılmış, erkek köleler kelepçeli tutuluyor ve gemiler, ambardan çıkan kölelere mürettebatın kolayca ateş edebilmesi için tasarlanmıştı. Gemilerdeki köle isyanları rutin olarak bastırılıyor ve liderleri idam ediliyordu.

Yine de, bazı başarılı köle gemisi isyanları yaşandı; özellikle 2 Ağustos 1729'da Gine'den ayrılıp Kuzey Amerika'ya doğru yola çıkan bir köle gemisi olan Clare. Afrika kıyılarından ayrıldıktan kısa bir süre sonra köleler gemiyi ele geçirdi, kaptan ve mürettebat uzun teknelerle kaçtı ve köleler daha sonra Clare'i döndürüp kıyıya geri sürdüler ve kaçtılar.

Clare, transatlantik köle ticaretinin en ünlü köle gemisi isyanıdır. Diğer ikisi, Amistad Baskını (1839) ve Creole İsyanı (1841), transatlantik köle ticaretiyle ilişkilendirilse de, aslında ticaretin kaldırılmasından sonra, Amerika'daki iç köle ticaretinin hala geliştiği dönemde gerçekleşmiştir.

La Amistad off Long Island, New York, 1839
Long Island açıklarında La Amistad, New York, 1839 Unknown Artist (Public Domain)

Amistad'da tutulanlar, Sierra Leone'den yasadışı yollarla kaçırılıp Küba'nın Havana kentine getirilmiş ve daha sonra satılmak üzere Küba'nın Puerto Principe kentine götüren tüccarlara satılmıştı. Köleleştirilenlerden Sengbe Pieh (daha çok Joseph Cinque olarak bilinir), zincirlerinden kurtulup diğerlerinin gemiyi başarıyla ele geçirmesine öncülük etti. Geminin Sierra Leone'ye geri gönderilmesini istediler, ancak iki gemi sahibi gizlice Amerika Birleşik Devletleri'ne doğru yola çıktı. Gemiye el konuldu ve bunun sonucunda Amerika Birleşik Devletleri - Amistad davası uluslararası bir haber oldu. Sonunda Pieh ve diğerleri serbest bırakıldı ve 1842'de ülkelerine döndüler.

Creole, Virginia'dan New Orleans'a 135 kölelik bir "kargo" taşıyan yerli bir köle gemisiydi. Gemidekilerden biri olan Madison Washington, 18 köleye liderlik ederek ABD tarihinin en başarılı köle isyanını başlattı. Washington, gemiyi köleliğin kaldırıldığı İngiliz toprağı Bahamalar'a doğru yola çıkardı ve gemide bulunan 135 köleden 128'ini serbest bıraktı.

Sonuç

Transatlantik köle ticaretinin 1807'de Büyük Britanya'da ve 1808'de Amerika Birleşik Devletleri'nde yasaklanmış olması, köle tüccarlarının bu ticarete son verdiği anlamına gelmiyordu. Reiss'ın da belirttiği gibi:

[Transatlantik Köle Ticaretini yasaklayan] tüm yasalar yürürlükteydi, ancak uygulanamıyordu. Donanma küçüktü ve kıyı şeridi genişti. ABD Donanması subayları, çoğunlukla Güneyli olanlar, köle tüccarlarını kovalamak istemiyorlardı ve mahkemeler, suçlular yakalandığında yasaları çok sert bir şekilde uygulamıyordu. (42)

Köle gemileri, daha öncekiyle aynı ‘yük’ ile Atlantik Okyanusu’nu geçmeye devam etti ve başka bir gemi görüldüğünde göndere çekecekleri çeşitli ulusların bayraklarını taşıyarak denetimden kaçtılar. Örneğin bir Amerikan gemisi yaklaştığında Amerikan bayrağı açıyorlardı. Ayrıca, yetkililerce arama yapılması durumunda gösterebilmek için, yüklerinin kölelerden başka bir şey olduğunu iddia eden sahte belgeleri de vardı. Böylece transatlantik köle ticareti, kaldırılmasının ardından yıllarca sürmeye devam etti ve belirtildiği gibi, Amerika Birleşik Devletleri’ne yanaşan son köle gemisi 1860 yılında Clotilda oldu.

African Slave Trade, c. 1500-1900
Afrika Köle Ticareti, c. 1500-1900 KuroNekoNiyah (CC BY-NC-SA)

Transatlantik köle ticaretinden faydalanan ülkelerin birçoğunun (hepsinin değilse de) hükümetleri, Afrika'daki evlerinden koparılan milyonlarca insanın köleleştirilmesi ve öldürülmesinde oynadıkları rol için resmi özür dilemeleri 21. yüzyıla kadar gerçekleşmedi. Bugün, bu milyonlarca insan her yıl 23 Ağustos'ta kutlanan Uluslararası Köle Ticareti ve Kaldırılması Anma Günü'nde anılıyor.

Sorular & Cevaplar

Transatlantik köle ticareti ne zaman başladı ve ne zaman sona erdi?

Transatlantik köle ticareti kabaca 1492'de başladı ve 1860'ta sona erdi - ancak aslında daha önce başladı ve daha sonra sona erdi.

Transatlantik köle ticareti neydi?

Transatlantik köle ticareti, Avrupa ve Afrika uluslarının gerçekleştirdiği, insanların köleleştirildiği ve Afrika kıyılarından Atlantik Okyanusu üzerinden Amerika'ya gönderilecek metalara dönüştürüldüğü oldukça karlı bir ticari girişimdi.

Transatlantik köle ticareti sırasında kaç kişi köleleştirildi ve gemilere yüklendi?

Transatlantik köle ticareti sırasında köleleştirilip Amerika'ya gönderilen Afrikalıların sayısının 12-18 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.

Transatlantik köle ticareti sırasında gemide kaç isyan yaşandı?

Transatlantik köle ticareti sırasında ve sonrasında gemilerde 485 isyan kaydedilmiştir. En ünlüleri arasında Clare İsyanı (1729), Amistad Baskını (1839) ve Creole İsyanı (1841) yer almaktadır.

Çevirmen Hakkında

Hamza Kochan
Ben Hamza, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Lisans Tarih bölümünden 2023 yılında mezun oldum ve aktif olarak aynı üniversitede Yüksek Lisans yapmaktayım. İkinci Dünya Savaşı sonrası Türk İtalyan ilişkileri üzerine çalışmaktayım.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Joshua J. Mark, *World History Encyclopedia*’nin kurucu ortaklarından ve İçerik Direktörüdür. Daha önce Marist College (NY)’de tarih, felsefe, edebiyat ve yazı dersleri vermiştir. Ayrıca kapsamlı seyahatler yapmış ve Yunanistan ile Almanya’da yaşamıştır.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2025, Kasım 25). Transatlantik Köle Ticareti: Milletlerin Utancı. (H. Kochan, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-24977/transatlantik-kole-ticareti/

Chicago Formatı

Mark, Joshua J.. "Transatlantik Köle Ticareti: Milletlerin Utancı." tarafından çevrildi Hamza Kochan. World History Encyclopedia, Kasım 25, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-24977/transatlantik-kole-ticareti/.

MLA Formatı

Mark, Joshua J.. "Transatlantik Köle Ticareti: Milletlerin Utancı." tarafından çevrildi Hamza Kochan. World History Encyclopedia, 25 Kas 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-24977/transatlantik-kole-ticareti/.

Reklamları Kaldır