Birinci Somme Muharebesi

Britanya’nın En Büyük Askeri Trajedisi
Mark Cartwright
tarafından yazıldı, Nizamettin Karaben tarafından çevrildi
tarihinde yayınlandı
Translations
Sesli Versiyon Yazdır PDF
British Soldiers with German Wounded, Somme, 1916 (by Ernest Brooks - Imperial War Museums, CC BY-NC-SA)
Alman Yaralılarıyla İngiliz Askerleri, Somme, 1916 Ernest Brooks - Imperial War Museums (CC BY-NC-SA)

Birinci Somme Muharebesi, Birinci Dünya Savaşı sırasında, 01 Temmuz – 18 Kasım 1916 tarihleri arasında Kuzey Fransa’da gerçekleşmişti. Bu Muharebe, (1918 yılında yapılan İkinci Somme Muharebesi, diğer bir adıyla Somme Taarruzu ile karıştırılmamalıdır), Alman Kuvvetleri ile Britanya ve Fransa orduları ve bu ülkelerin sömürgelerinden gelen kuvvetler arasında gerçekleşmişti. Tarihin en kanlı muharebelerinden birisi olan Somme Muharebesi sırasında sadece ilk günde İngiliz ve Britanya İmparatorluğu askerlerinden 58.000 kayıp yaşanmıştı; bu kayıp rakamı, bütün savaş süresi boyunca, eşi benzeri görülmemiş bir rakam olmuştur. Toplamda bir milyondan fazla insan ölmüş veya yaralanmış ve Batı Cephesinde yaşanan bu büyük ölçekteki yıpratma savaşı 1.5 yıl daha devam ederken, her iki tarafın da çok az toprak kazanımı olmuştu.

Hedefler

Bu savaş, başlangıçta daha geniş Müttefik saldırısının bir parçası olarak tasarlanmıştı. Daha sonra Batı Cephesi alanı üzerinde daha ileride yer alan ve Almanların, aynı adı taşıyan Fransız kale şehrini ele geçirmeye çalıştığı Verdun Muharebesinde Fransız Ordu birlikleri üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla bir oyalama operasyonuna dönüşmüştü. İngilizlerin Somme bölgesine saldıracağı konusunda ısrar eden Fransız yüksek komutanlığı olmuştu, çünkü bu bölge İngiliz ve Fransız hatlarının birleştikleri nokta oluyordu. Bu bölge aynı zamanda düşman birlikleri tarafından en iyi savunulan bölgelerden birisiydi. Hazırlanan plan; İngiliz Seferi Kuvvetlerinin (BEF) Alman hatlarına 18 mil (29 km) uzunluğunda bir cephe boyunca saldırması şeklinde olmuştu. Bu cephe, Kuzeyde Gommecourt bölgesinden Güneyde Maricourt bölgesine kadar uzanıyordu. Maricourt bölgesi, Somme Nehrinin kuzeyinde yer almasından dolayı savaşın adı da buradan gelmiştir.

Komutanlar

General Henry Rawlinson (1864-1925) İngiliz Dördüncü Ordusunu komuta ediyordu ve bu ordu saldırıya öncülük etmekle görevlendirilmişti. Destek gücü olarak, kötü huyu nedeniyle “boğa” olarak bilinen Korgeneral Edmund Allenby (1861- 1936) komutasındaki Üçüncü Ordunun bir kısmı da bulunuyordu. Britanya İmparatorluğu toplam kuvveti 19 tümenden oluşuyordu; bu kuvvet Avustralya, Kanada, Hindistan, Yeni Zelanda, Newfoundland, Güney Afrika ve Batı Hint Adalarından gelen birliklerinden meydana geliyordu. İngiliz askerlerinin çoğu deneyimsiz gönüllü kişilerden oluşuyordu; sadece ANZAC kuvvetleri daha önce (1915 Gelibolu Harekâtı) savaş koşullarıyla karşılaşmışlardı. Somme Nehri’nin Güneyinde, General Marie Fayolle (1852-1928) komutasında ve sekiz tümenden oluşan Fransız Altıncı Ordusu bulunuyordu (diğer kuvvetleri Verdun Muharebesine çekildiği için başka tümen kalmamıştı). Somme Muharebesine uçaklar da katılmış ve Müttefikler 180 derecelik uçuş yaparak Alman Hava Kuvvetlerine karşısında 3:1’lik bir sayısal üstünlük elde etmişlerdi.

Cephenin bu bölümünü işgal eden Alman İkinci Ordusu, Doğu Cephesinde Rus Ordusu karşısında bir dizi askeri başarı elde etmiş olan General Otto von Belov (1857-1944) komuta ediyordu. Alman Kuvvetlerinin tepenin zirvesinde iyi kazılmış güçlü savunma mevzileri vardı. Üçlü bir siper hattı, büyük asker kitlesini düşman topçu ateşinden korumak üzere çeşitli müstahkem köyler ve derin sığınaklarla desteklenmişti.

Field Marshal Haig
Mareşal Haig Imperial War Museums (CC BY-NC-SA)

General Henry Rawlinson ve BEF Genel Komutanı Mareşal Douglas Haig (1861-1928), düşmanı nasıl geri püskürtecekleri konusunda fikir ayrılığına düşmüşlerdi. Mareşal Haig, Alman hatlarına karşı büyük ve etkileyici bir atılım düşünürken, General Rawlinson ise küçük kazanımları tekraren ele elde edip pekiştirerek daha gerçekçi bir “yakala ve tut” yaklaşımını izliyordu. Mareşal Haig’in topçu, piyade ve süvari birliklerinin düşmanı yenmek üzere bir araya gelme vizyonu tamamen gerçekçi olmasa da benimsenen plan böyle olmuştu.

İYİ KORUNAN ALMAN MAKİNELİ TÜFEKLERİ TAM BİR KATLİAMA YOLAÇMIŞLARDI.

Topçu Sınıfı Hataları

Muharebeden önce sekiz gün süren hazırlık amaçlı ağır topçu ateşi gerçekleşmişti. Müttefikler için talihsizlik; beton sığınakları da içeren Alman mevzilerinin topçu ateşiyle umulduğu kadar ağır hasar görmemesi olmuştu. 20 mil (32 km) uzunluğunda taarruz cephesi, 400’den fazla ağır topun etkili olabilmesi için çok uzun alandı. İngiliz topçu bataryaları bu amaca ulaşmak üzere ağır kalibreli toplar bakımından yetersiz kalmış ve ateşlenen mermilerin kalitesiyle ilgili sorunlar da yaşanmıştı. İngiliz Mühimmat Bakanlığı, cephane üretiminde artış yapmak amacıyla, akılsız bir şekilde kalite kontrol işlerini ihmal edip bırakmıştı. Sonuç itibariyle mermilerin % 30’u patlamamış ve daha da kötüsü, bazen erken patlayarak ateşlendikleri topa da hasar vermişlerdi.

Topçu sınıfının diğer bir hatası; sağlam siper sistemlerine veya kimsenin ulaşamadığı dikenli tellere ciddi hasar veremeyen şarapnel mermilerini kullanmak olmuştu. Cephe gerisindeki belirsizlik durumu, ilk kez olmasa da, konumlanmış gençlerin ağır bir bedel ödemesine yol açmıştı. Buna karşılık, çok daha büyük bir topçu birliğini seferber eden ve daha ağır silahları kullanan Fransızlar, Alman savunmasının bazı kısımlarını yok etmeyi başarmışlardı. Sonuç olarak Fransız piyadeleri, İngiliz piyadelerine kıyasla daha az kayıp vermişlerdi.

Expended Shells, Battle of the Somme
Tüketilen Mermiler, Somme Muharebesi Royal Engineers No. 1 Printing Company (CC BY-NC-SA)

İlk Gün Trajedisi

Müttefik güçlerin komutanları, 01 Temmuz günü sabahı saat 7:30’da, piyade gücünü harekete geçirmiş ve 500.000 kişilik askeri güç tarafsız bölgede kararlı bir şekilde ilerlemişti. Piyade askerleri, yivli tüfek, hafif makineli tüfek, el bombası ve havan silahlarıyla donatılmışlardı. İyi kullanılan Alman makineli tüfekleri, bu korumasız hedeflere karşı tam bir katliama yol açmışlardı. Bir gözlemcinin belirtiği üzere, askerler “hasat zamanında biçilmiş mısır yığınları” gibi öldürülmüşlerdi (Yorke, 32). Yaygın inanışın aksine, piyadelerin çoğu düşman hedefine doğru kasıtlı bir şekilde hızla yürümemişlerdi. Birçok subay, askerlerini hızla koşmaya ve zikzak çizmeye teşvik etmişti. Ancak, tarihçi yazar R. Prior’un da belirtiği üzere, makineli tüfek ateşiyle karşı karşıya kaldıklarında, askerlerin yürümesi, koşması veya Highland tarafsız bölgesinden uçarak geçmesi de pek önemli olmuyordu” (Winter, 1029.

İngiliz Kuvvetleri, küçük bir gedik açma dışında, hiçbir ilerleme kaydetmemişlerdi. “Günün sonunda, İngilizler 58.000 kayıp vermişlerdi (19.000’i öldürülmüştü), bu kayıp oranı, İngiliz ordusunun tek bir günde verdiği en büyük kayıp” olmuştu (Bruce, 352). O gün savaşa katılan gücün yaklaşık % 40’ını oluşturan askerlerin ödedikleri ağır bedel karşılığı, yalnızca bir mil ilerleme ve Montaubon ve Mametz köylerinin ele geçirilmesi olmuştu. Birliklerin tamamı da neredeyse yok olmuştu. Yıkıcı bir örnek olarak, Accrington kasabasında yerel bir girişim sırasında aynı anda bir araya gelen 700 kişilik bir gruptan, savaşın daha ilk gününde 548 kişi öldürülmüştü. Doğu Lancashire’de bir kasaba, haberi aldığı zaman, yas tutarak bütün gün Kilise çanlarını çalmıştı. İngiliz Hükümeti, Somme Muharebesinin ne kadar kötü seyrettiği konusunda ilginç bir şekilde sessiz kalmış ve Mareşal Haig’in uygun gördüğü şekilde taarruz harekâtına devam edilmesine izin vermişti.

Değişen Taktikler

Müttefik güçleri, sonraki birkaç gün içinde, küçük bazı toprak kazanımları daha elde etmesinden dolayı farklı taktiklerin izlenmesine ihtiyaç duymuşlardı. İlk olarak topçu birliği ateşinin piyade ile birlikte ilerlemesi hesaplanarak “sürünen baraj” stratejisi benimsenmişti. Bu genellikle etkili olmuş, ancak dezavantajları da vardı; özellikle isabet oranı düşük olmuş ve kimi askerler bazen kendi tarafın mermileriyle de öldürülmüşlerdi. Diğer olumsuz faktörler arasında; görüş alanının zayıf olması nedeniyle barajın değişiklik arz eden menzil hesaplanmasını çok daha zor hale getiren, birliklerin sevkiyatını yavaşlatan ve piyade ile mermi ateş hedefi arasında çok geniş bir boşluk yaratılmasına yol açan kötü hava koşulları vardı.

British Soldiers Wearing Gas Hoods, 1916
Gaz Başlıklı İngiliz Askerleri, 1916 J.W. Brooke - Imperial War Museums (CC BY-NC-SA)

General Rawlinson komutasındaki dört tümenin Temmuz ayı ortasında başlattığı ani bir gece saldırıyla, Bazentin Sırtı’nın ele geçirilmesinde başarı elde edilmiş ve Alman güçleri 6000 yarda (5.500 m) kadar geri püskürtülmüştü. Ancak bu cephe, aynı zamanda, sıklıkla olduğu gibi takviye kuvvetlerin hızla intikal edilmesiyle, Alman Ordusunun eski mevzilerine geri dönmesine yol açmıştı. İngilizlerin (aslında Hint birliklerinin) süvari gücünü seferber etmesi, atların da makineli tüfek ateşine karşı askerler kadar savunmasız oldukları kanıtlandığı için bir felaketle sonuçlanmıştı. Komutanlar, yine de, baskı yapmaya devam etmişlerdi. Müttefiklerin Poziere yakınlarındaki bir sırt bölgesini ele geçirmek amacıyla başlattıkları saldırı 23 Temmuz gününde başarısızlıkla sonuçlanmış, ancak Avusturalya iki tümeni şehri ele geçirmişlerdi. Avusturalya Kolordusu 23.000 kayıp vermiş ve savaşın sonuna gelindiğinde bir savaş gücü olarak artık varlığını yitirmişti.

GENERAL HAİG, BİR KANIT OLMAMASINA RAĞMEN, ALMAN GÜCÜ MORALİNİN ÇÖKMEK ÜZERE OLDUĞUNA İKNA OLMUŞTU.

Müttefik güçlerinin, cephenin bu kesiminde, güçlü bir şekilde saldırmaya kararlı olduklarını fark eden Alman komuta kademesi arasında, güçlendirilmiş savunmayı daha iyi yönetmek üzere görev bölümü yapılmıştı. General Below Kuzey kesimi komutasını alırken, son derece deneyimli ve sorun çözücü General Max Gallwitz (1852-1937) Güney kesimi komutasını üstlenmişti. Çatışmalar uzamış, güçlü Müttefik hava desteği bile çıkmaza girme sorununa çare olmamıştı. Müttefikler, birliklerini küçük çatışma cephelerinde harcıyor ve Almanlar bu cephelere yoğun topçu ve makineli tüfek ateşiyle saldıra biliyorlardı. Alman Kuvvetleri de Temmuz - Eylül aylarında 7 milyondan fazla top mermisine maruz kalarak zarar görmüşlerdi.

Eylül Taarruzu

İyi korunup kullanılan makineli tüfeklerin gücünü hiç kavrayamamış, hayal gücünden yoksun Mareşal Haig, Eylül ayı ortasında yeni bir büyük saldırı başlatmayı düşünmüştü. Haig, pek fazla kanıt olmamasına rağmen, Alman askerleri moralinin çökmekte olduğuna ikna olmuştu. Bu sefer düzenlenmesiyle, cephede Güneye doğru 25,5 km (12 mil) genişleme olacaktı. General Alfred Micheler (1861-1931) komutasındaki Fransız Onuncu Ordusu da çatışmaya dâhil edilmişti. Bazen Flers-Courcellete Muharebesi olarak da adlandırılan bu yeni aşamada, Müttefik güçlerinin, düşman taraf karşısında belirgin bir sayısal üstünlüğü vardı: 12 tümene karşı 6.5 tümen.

German Defences, Western Front, 1916
Alman Savunması, Batı Cephesi, 1916 Unknown Photographer (CC BY-NC-SA)

Müttefiklerin yeni taarruz harekâtı için 49 tankı vardı. Bu yeni mekanize silah gücü umut verici olurken, diğer yandan da Müttefikler için talihsizlik olmuştu; burada belirleyici olan çok az tanka sahip olmaları ve ellerinde bulunan tankların mekanik olarak güvenilir olmadığı da ortaya çıkmıştı (17’isi düşman hatlarına ulaşmadan bozulmuşlardı). Ayrıca tank mürettebatı daha tam olarak eğitilmemişti, Mareşal Haig, mürettebatı en iyi şekilde nasıl görevlendireceğinden de emin değildi. Yine de piyade taarruz harekâtı, belirli merkez bölgelerinde ortalama 2.4 km (1.5 mil) mesafe kat ederek ilerleme kaydetmişti. Düşman takviye kuvvetleri geldiğinde, her zamanki gibi, kuşatma altına alınan saldırganların geri çekilmekten başka seçeneği de kalmamıştı.

Savaşın Sonlandırılması

Kötü hava koşulları, taarruz harekâtının durmasına neden olmuştu. İngilizler, Eylül ayı sonlarına doğru, bazı küçük kazanımlar elde etmişlerdi, ancak muharebe koşulları giderek daha belirleyici bir hala almıştı. Ekim ayına gelindiğinde, bütün bölge çamur deryasına dönmüştü. Müttefiklerin daha sınırlı saldırıları, özellikle Transloy Sırtı Muharebesi, hala devam ediyordu. Müttefikler, Kasım ayında, Beaumont sahra kalesi ve kasabayı almışlardı. Somme Muharebesi, 4.5 ay süren kanlı çatışma sonunda, ilk kar yağışıyla sona ermişti.

Müttefik güçler, “en geniş noktasında, yaklaşık olarak 6 mil (9.6 km) genişliğinde hilal şeklinde bir alanı ele geçirmiş, ancak herhangi bir ilerleme kaydetmemişlerdi” (Bruce, 354). Öndeki Alman üç siper hattı ele geçirilmesine rağmen, Alman güçleri hemen arkasına yeni siper sistemleri inşa ettikleri için kazanımlar sınırlı düzeyde kalmıştı. Çok az bir kazanım karşılığında, çok sayıda asker kaybı olmuştu. İngiliz ve Britanya İmparatorluğu güçleri 432.000 kayıp vermişti; yaklaşık olarak 150.000 kişi ölmüş, 100.000 ise savaşa yeniden katılamayacak kadar yaralanmıştı. Fransız kuvvetleri 200.000’den fazla kayıp vermiş, Almanlar en az 230.000 kayıp vermişlerdi (Winter, 108). Mareşal Haig, Batı Cephesindeki İngiliz kuvvetlerinin yarısını yok ederek kendisine yeni bir lakap kazandırmıştı: “Somme Kasabı”.

Destroyed British Tank, Somme Battlefield
Tahrip Edilen İngiliz Tankı, Somme Savaş Alanı Northey (CC BY-NC-SA)

Savaş Sonrası

Somme Muharebesi en azında stratejik amaca hizmet etmişti: Şöyle ki, Verdun üzerindeki baskıyı hafifletmek ve düşman ordusundan önemli bir kısmını ezmek. Diğer bir olumlu gelişme ise, İngiliz Ordusu, topçu birliklerini, piyade, tank ve hava desteğiyle birlikte nasıl daha iyi seferber edeceğini zor da olsa öğrenmiş olmasıydı. Somme Muharebesi ilk gününde verilen kayıplar bir daha asla tekrarlanmayacaktı. 20 milyon kişinin izlediği Somme Muharebesi gibi savaş yanlısı filmler sayesinde halkın savaş çabalarına verdiği destek güçlü bir şekilde devam etmişti.

Müttefikler için savaşın bedeli çok ağır olmuştu, Almanya ise kayıplarını daha da az telafi edebilmiştir. 15 ay boyunca büyük bir Alman saldırısı başlatılmamıştı. Müttefiklerin, Fransa’nın bu bölgesinde, 1918 baharında tekrar büyük bir saldırı başlatmasıyla daha fazla ölüm ve yaralı olmasına tanıklık edilecekti. Somme Taarruzu / İkinci Somme Muharebesi, Müttefiklerin zaferiyle sonuçlanmış ve savaşın önceki üç yılı en büyük toprak kazanımları elde edilmiş, ancak bu durum yine de savaşı bitirmek ve yapılan bütün savaşları sona erdirmek üzere yeterli olmamıştı.

Çevirmen Hakkında

Nizamettin Karaben
Tarih; Dinler Tarihi/Teopolitik; Siyasi Tarih; Sosyal Antropoloji; Mitoloji; Dilbilimi; Ekonomi Politik; Edebiyat konuları ilgi alanlarım.

Yazar Hakkında

Mark Cartwright
Mark, tam zamanlı bir yazar, araştırmacı, tarihçi ve editördür. Özel ilgi alanları arasında sanat, mimari ve bütün medeniyetlerin paylaştıkları düşünceleri keşfetmek yer alır. Siyaset Felsefesi alanında Yüksek Lisans derecesini almış ve WHE Yayıncılık Direktörüdür.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Cartwright, M. (2025, Aralık 08). Birinci Somme Muharebesi: Britanya’nın En Büyük Askeri Trajedisi. (N. Karaben, Çevirmen). World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-25597/birinci-somme-muharebesi/

Chicago Formatı

Cartwright, Mark. "Birinci Somme Muharebesi: Britanya’nın En Büyük Askeri Trajedisi." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, Aralık 08, 2025. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-25597/birinci-somme-muharebesi/.

MLA Formatı

Cartwright, Mark. "Birinci Somme Muharebesi: Britanya’nın En Büyük Askeri Trajedisi." tarafından çevrildi Nizamettin Karaben. World History Encyclopedia, 08 Ara 2025, https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-25597/birinci-somme-muharebesi/.

Reklamları Kaldır