Gettysburg Hitabesi veya Gettysburg Konuşması, ABD Başkanı Abraham Lincoln tarafından 19 Kasım 1863'te verilen bir nutuktur. Hitabe, Amerikan İç Savaşı'nda kanlı Gettysburg Muharebesi'nin yaşandığı yerde, dört ay önce kurulan Milli Askerler Mezarlığı'nın (şimdiki adıyla Milli Gettysburg Mezarlığı) resmi açılış merasiminde yapılmıştır. Yalnızca 271 kelimeden oluşan nutukta, Gettysburg ve diğer harp sahalarında hayatını kaybeden askerlerin boşuna ölmediği; fedakârlıklarının Birliği ve müdafaa ettiği bütün prensipleri - başta insan eşitliği olmak üzere - korumak için yapıldığı iddia edilmiştir. Hitabe, ABD tarihindeki en önemli ve en çok iktibas yapılan konuşmalardan biri olmaya devam ediyor.
1 Temmuz 1863'te, Pensilvanya'daki Gettysburg'ün üzerindeki mavi yaz gökyüzü savaş sesleriyle canlandı. Kuzey Virginia Konfederasyon Ordusu'nun unsurları, paçavralar içinde ve ayakkabısız bir şekilde, görünüşte ayakkabı aramak için kasabaya girmişlerdi; ancak bunun yerine atlarından inmiş Birlik süvari askerlerini buldular. Ardından gelen çatışma, Amerikan topraklarında daha önce hiç görülmemiş ölçü ve yıkılışla, kıyametvari boyutlarda üç günlük bir savaşa dönüştü. Neticede, isyancılar mağlup oldu ve Kuzey'i işgal etme yönündeki ikinci ve son teşebbüsleri kan ve ölümden başka bir sonuç vermedi.
Gerçekten de, Kuzey Virginia Ordusu güneye doğru yavaş ve hüzünlü bir şekilde geri dönerken, ölü ve yaralıların cesetleri, 4 Temmuz boyunca yağan sağanak yağmurlarla yavaş yavaş örtülen Gettysburg'ün savaş izleriyle dolu tarlalarında kaldı. O üç kanlı Temmuz gününde tahminen 50.000 adam öldürülmüş, yaralanmış veya kayıp olmuştu. Ve bu sadece bir muharebeydi. Son üç yıldır, dehşete düşmüş Amerikalılar, milletlerinin kendi kendini parçalamasını, babalarının, oğullarının ve kardeşlerinin birbirlerini çamur ve toprak içinde vahşice katletmesini izlemek zorunda kalmışlardı.
Gettysburg Savaşı'ndan sonra dumanlar dağıldığında, ABD yurttaşlarının bazı rahatsız edici sorular sorması belki de affedilebilirdi: Bütün bu kan, ölüm ve katliam gerçekten buna değer miydi? Her şey neyle ilgiliydi? Birkaç asi eyaleti Birlik içinde tutmak için neden bu kadar çok ölüm olmalıydı? Savaş yorgunluğu Kuzey'i tesiri altına almaya başladı. Demokrat Parti içinde büyüyen bir grup - Barış Demokratları veya Bakırbaşlılar olarak bilinenler - Konfederasyon Devletleri'nin bağımsızlığını kabul etmek anlamına gelse bile, barış anlaşması talep etmeye başladı.
Tabiatıyla, bu huzursuzluk çağında bütün gözler, bu büyük soru -bütün bunların sebebine dair soru- onun için diğerlerinden daha şahsi olan ABD Başkanı Abraham Lincoln'e çevrildi. Neticede, bu büyük çatışmayı ilk başlatan Lincoln'ün 1860'taki seçimiydi. İsyanı bastırmak için 75.000 gönüllüyü çağıran, savaşın lüzumundan, yoldan çıkmış Güney eyaletlerini Birliğin kucağına geri getirmekten bu kadar güçlü bir şekilde bahseden oydu. Böyle bir adam bile bu savaşın neden yapılması gerektiği sorusuna cevap veremiyorsa, o zaman hiç kimse veremezdi.
Lincoln, milletin bir kriz noktasında olduğunu, diğer taraftan sağlam çıkabilmek için fırtınanın gazabına katlanmak zorunda kalacağını her zaman biliyordu. Beş yıl önce memleketi Springfield, Illinois'de hevesli bir grup dinleyiciye bir keresinde, "Kendi içinde bölünmüş bir ev ayakta kalamaz" demişti. “İnanıyorum ki bu hükümet, kalıcı olarak yarı esir yarı hür olarak varlığını sürdüremez. Birliğin dağılmasını beklemiyorum - evin yıkılmasını beklemiyorum - ama bölünmüşlüğün sona ermesini bekliyorum. Ya tamamen tek bir şey olacak yahut da tamamen diğer şey” (ABD Ulusal Park Servisi'nden alıntı).
Bu düşünce, Lincoln'ün başkanlığının ilk aylarında bile, köle sahibi Güney ile topyekün bir savaştan kaçınmaya çalıştığı zamanda bile, her zaman aklının bir köşesinde yer almıştı. Onun asıl maksadı her zaman Birliği korumaktı; ancak savaş uzadıkça, Lincoln'ün aklı, milletin topraklarının ya tamamen hür ya da tamamen köleleştirilmiş olması gerektiği fikrine geri döndü. 1 Ocak 1863'te, savaşı yalnızca bir isyanla mücadeleden daha fazlası haline getirmek için harekete geçti. Köleliğin Kaldırılması Beyannamesi, Güney'deki köleleri hürleştirdi; bu, birçok kişinin yakında geleceğini umduğu daha esaslı köleliğin kaldırılmasının bir öncüsüydü. Böylece Lincoln, savaşın sadece Birliği korumakla ilgili olmadığını, aynı zamanda "bütün insanların eşit yaratıldığı" vaadi de dahil olmak üzere temsil ettiği her şeyi korumakla ilgili olduğunu belirterek soruyu cevaplamaya başlamıştı.
Kasım 1863'te, Gettysburg muharebe sahasında son kurşunların sıkılmasından dört ay sonra, Başkan Lincoln küçük bir Pensilvanya kasabasına geldi. Yerel avukat David Wills, Milli Askerler Mezarlığı'nın açılış merasiminde konuşma yapması için davet edilmişti. Bu mezarlık, elbette, savaşta ölen 3.500 Birlik askerinin son dinlenme yeri olarak oluşturulmuştu. Lincoln, 18 Kasım öğlen saatlerinde, üç kabine azası ve birkaç memurla birlikte Washington, D.C.'den ayrıldı. O öğleden sonra Gettysburg'e vardılar ve Lincoln geceyi Wills'in evinde misafir olarak geçirdi. Ertesi sabah, 19 Kasım'da, başkan kahvaltı yaptı ve her zamanki siyah takım elbisesini giydi. Son birkaç gündür taslağını hazırladığı konuşmasına son rötuşları yapmak için birkaç dakika harcadı.
Lincoln mezarlığa saat 11:15 civarında vardı. Yer tıklım tıklım doluydu - aralarında altı eyalet valisinin de bulunduğu takriben 15.000 seyirci vardı. Lincoln aralarında dolaşırken, kalabalıkta umumi bir sessizlik çöktü ve insanlar saygı nişanesi olarak şapkalarını çıkardılar. Başkan şüphesiz en çok beklenen konuşmacıydı, ancak ana konuşmayı o yapmayacaktı; bu onur, Massachusettsli bir politikacı ve eski Dışişleri Bakanı olan Edward Everett'e aitti.
Everett ise neredeyse iki saat konuştu, harp hadiselerini dramatik bir şekilde anlattı ve Konfederasyoncuları Tanrı'ya karşı bir eylemde bulunmakla suçladı. Everett, "Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı savaş açmak, anayasal olarak vatana ihanetin tanımıdır," diye ilan etti, "ve bu suç... Cennetin Yüce Majestelerinin silahlı melek ordularını gönderdiği 'Cehennem Yılanı'nın ilk iğrenç isyanının yeryüzündeki bir taklididir" (Meacham, 311'den iktibas). Everett konuşmasını bitirdiğinde bir ilahi söylendi. Ardından, öğleden sonra saat 2 civarında, başkan ayağa kalktı, gözlüklerini taktı, cebinden "iki sayfalık bir metin" çıkardı ve konuşmaya başladı (aynı kaynak).
Lincoln'ün kariyerinin kuşkusuz en önemli konuşması olan Gettysburg Hitabesi'ni vermesi iki dakika sürdü. Bu hitabede Lincoln, savaşın neden yapıldığına dair büyük soruyu kesin olarak cevaplıyor ve Birliğin korunmasını, köleliğin sona erdirilmesi ve herkes için eşitlik yaratılması gibi daha büyük bir vazife ile rabıtalandırıyor. Lincoln, Amerika Birleşik Devletleri'nin "hürriyet içinde kurulduğunu ve bütün insanların eşit yaratıldığı prensibine adandığını" savunur; buna binaen, temsil ettiği serbestlik ve hürriyeti korumak üzere bu milleti müdafaada savaşmak da gereklidir. Konuşma bittiğinde, bir muhabir öne eğilerek başkana "hepsi bu kadar mıydı?" diye sordu. Lincoln, "Evet," diye cevapladı. Lincoln'ın yardımcı sekreteri John Hay, başkanın "alışılmadık bir zarafetle, kararlı ve serbest bir şekilde, altı satırlık takdis konuşmasını yaptığını ve müziğin coşkuyla çaldığını, kalabalık ve tezahüratlarla dolu sokaklardan geçerek eve gittiklerini" hatırlayacaktı (Meacham, 313'te alıntılanmıştır).
Gettysburg Hitabesi (tam metni bir sonraki bölümde yer almaktadır), ABD tarihinin en önemli nutuklarından biri olarak kabul edilir. Tarihçi John Meacham, Ve Orada Işık Vardı adlı kitabında bunun sebebini şöyle açıklıyor:
Hitabe, Lincoln'ün onlarca yıllık düşüncesini hülasa etti. Theodore Parker, George Bancroft, Louis Kossuth ve Kral James İncili'nin unsurlarını aksettiriyordu. Yalnızca beyaz erkeklerin demokrasisi için değil, köleleştirilmişlerin azat edilmesi için de ikna edici bir savunma olan Gettysburg Hitabesi, halk hükümetinin, serbestleşmesinin ve eşitlik prensibinin bir müdafaasıydı. "Tanrı'nın himayesi altında" bir millet, o Tanrı'nın emirlerine sonsuza dek direnemezdi ve Lincoln, Mukaddes İbrani Kitabı ve Yeni Ahit'in insan eşitliğinin doğuştan geldiği anlamına geldiğini düşünüyordu. Eğer bu doğruysa, bu eşitliğin tanınmasına -hayat, hürriyet ve saadet arayışı haklarının tamamının verilmesine- getirilen sınırlar veya engeller vicdanla çelişiyordu... Gettysburg Hitabesi, Amerikan siyasetini yalnızca çıkarların uzlaştırılması değil, aynı zamanda ahlaki bir hamle olarak çerçevelemeye yönelik etkileyici bir teşebbüstü. Köle sahipleri köleliği ilahi olarak emredilmiş olarak tasvir ederken, Lincoln ferdi hürriyeti Tanrı tarafından verilmiş olarak tasvir etti (313-14).
(Metin, Kongre Kütüphanesi'nden alınmıştır.)
Gettysburg, Pennsylvania'da yapıldı.
19 Kasım 1863.
Seksen yedi yıl önce, atalarımız bu kıtada hürriyet üzerine kurulmuş ve bütün insanların eşit yaratıldığı prensibine adanmış yeni bir millet tesis etmişti. Şimdi, bu milletin veya bu şekilde kurulmuş ve adanmış herhangi bir milletin uzun zaman varlığını sürdürüp sürdüremeyeceğini sınayan büyük bir iç savaş içindeyiz. Bu harbin büyük bir muharebe sahasında toplandık. Bu sahanın bir kısmını, bu milletin yaşaması için burada canlarını verenlerin son dinlenme yeri olarak adamaya geldik. Bunu yapmamız tamamen uygun ve yerindedir. Ancak daha geniş bir anlamda, bu toprağı adama, kutsama, yüceltme hakkımız yoktur. Burada mücadele eden cesur insanlar, yaşayanlar ve ölenler, bizim ekleme veya çıkarma gücümüzün çok ötesinde, burayı takdis etmişlerdir. Dünya burada söylediklerimizi pek dikkate almayacak, uzun zaman hatırlamayacak, ama onların burada yaptıklarını asla unutmayacaktır. Aksine, burada savaşanların şimdiye kadar asil bir şekilde ilerlettiği tamamlanmamış işe kendimizi adamak, burada yaşayan bizlerin vazifesidir. Önümüzde duran büyük vazifeye kendimizi adamak, bu şerefli ölülerden, uğruna son fedakarlığı yaptıkları davaya olan bağlılığımızı artırmak, bu ölülerin boşuna ölmemiş olmaları için burada yüksek bir kararlılıkla söz vermek, Tanrı'nın himayesinde bu milletin hürriyetin yeni bir doğuşunu yaşamasını temin etmek ve halkın idaresinin, halk tarafından ve halk için olan hükümetin yeryüzünden yok olmaması için burada kendimizi adamak bizim vazifemizdir.